ÖLÜMSÜZLÜK ÖLÜMÜMÜN ÖTESİNDEDİR

35bnÖlümsüzlüğe ermek insan oğlunun içinde var olan bir duygudur. Ölümsüzlüğe ulaşmak .. Kimileri bunun çaresizliği içinde adının sanının yaşatılması için çareler aramış ve başka çıkış yolu bulamayınca da kendi adına anıtlar yaptırmış. Aslında bunun altında yatan gerçek şu ki bu, ölümsüzlüğe ulaşamamanın ızdırabını bir şekilde bastırmanın değişik bir yansımasıdır.  Kimileri “Çok zengin olursam unutulmam” sanmış. Kimileri bu uğurda imparatorluklar kurmuş veya hayaller etmiş.  İnsan oğlu bu ve benzeri durumlardan hangisini yaparsa yapsın asla ölümsüz olamayacaktır. Şu kalıcı olmayan dünyada hangi şey eskimiyorki? Bir süre sonra cisimler dağılıyor isimler unutuluyor. Yeniler eskiyor, eskiler tanınmaz hale dönüşüyor.

Geriye dönük olarak bundan  20 yıl gerisini bir düşünülürse veya, 40 yıl, 80, 200, 500, 1500, 5000, 15000 yıl ötesi ve sair. Evet nice zenginler, nice gül yüzlü evlatlar ve nice soylular ve fakirler bir bir gelip geçti ve hâlen de öyle olmakta… Ölümsüzlük arayanlar muratlarına erebildi mi? Bedenin ölümsüzlüğüne çare aramak ancak; boş bir arayış ve anlayıştır…

Bundan 1400 yıl önce Mekke şehrinde bir nasipsiz eline bir avuç un ufak olmuş kemik parçaları alıyor ve onları Allah’ın Rasulüne göstererek yeniden dirilmenin imkansızlığını anlatmaya çalışıyor. Bakınız Hâlık-ı Zül-Celâl Yâ Sîn Suresi 78. ayetinde ona ve onun gibilere ne cevap buyuruyor, mealen:
(O inkarcı) kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirerek dedi ki” Şu kimselerin çürüyüp dağılmış kemiklerini kim diriltecek ? De ki:Onları ilk kez inşa edip dirilten tekrar diriltecektir ve O,  her türlü yaratmayı en iyi bilendir.”

İşte bu ayette, Allahu Teala yeniden dirilişi anlamamız için ilk yaratılışımıza bakmamızı emrediyor.
Sonsuzluğu sonlu olanlarda arama! Sonsuzluk Allahu Tealanın yed’i kudretindedir. Bu dünya, bu evren aklen,  ilmen ve dinen de sonsuzluğa uygun  olarak yaratılmamıştır. Pozitif ilme sahip kimseler dünyanın da, güneşin de hesaplanan bir ömrü olduğunu söylemekteler. Ancak; Allahu Teala’nın  kıyameti o kadar gerilere bırakacağını  kim garanti edebilir? Ol dedi mi, kıyamet oluverir. O zaman yapılan tüm hesaplar da alt üst olur.   Ve huve alâ kulli şeyin kadîr. O Allah ki, gücü herşeye yetendir.

Yunus Emre kuddise sirruh hazretleri : “Yunus öldü diye sala vereler.  Ölen hayvan imiş,  aşıklar ölmez. ” diye Allah’a aşıkların ölümsüzlüğünü bildirdi.  Hazreti Mevlana’ya sorarlar:
–  ” Allah celle celaluhu (Külli nefsin zâikatül mevt )   diye Kitabullahta beyan etti. Halbuki siz Rasullullah’ın: “Ruhlar ölmeyecektir” hadisi şerifini beyan ettiniz. Bunu bize nasıl açıklarsınız?

Mevlana Celaleddin-i Rumi hz. leri :
–   “Allah nefislerin öleceğini bildirdi, ruhların öleceğini değil. ” dedi.
Rasulullah (s.a.v.) efendimiz :
–   “Hepiniz uykudasınız, öldüğünüz zaman uyanacaksınız.” diye buyurdular.
O halde ölümün bir uyku olmadığını, bir uyanış olduğunu böylece daha iyi idrak etmiş  oluyoruz. Yine O yüce Peygamber (s.a.v.):
Mûtu ente kable mûtu” buyurarak, ölmeden önce dirilşin, hayat bitmeden önce sonsuzluğun sırrını haber vermektedir. Büyük alim ve veli İmam-ı Rabbani(kadesallahu sirrahul akdes) hazretlerinin buyurdukları gibi; “Hem ez ost” diyerek; “ her görünen, her duyulan, her hissedilen ve her  tecelli, yani oluş  Allah’tandır ” sözünün manasına göre, inanıp hissedilirse,  Allahu Tealada kullarından razı olur ve ölmeden önce sonsuzluğun sırlarını açıverir.

Evet, sonsuz hayatın sırrını Allah’ın Rasulü Muhammed (s.a.v.) efendimiz,  iman edenlere ölmeden önce öğrenmenin yolunu göstermiştir. Bizlere düşen iman edip O’na tabi olarak Allah’ın rızasına ermektir.
Ölümsüzlük sırrına ermenin sırrı, hayatın ve ölümün, dünya hayatının ve ötelerdeki hayatın tek sahibi Allahu Tealanın rızasına ermekte olduğu unutulmamalıdır… Bu sırra eren ermiş kişiler bunun en bariz şahidleridir..  Başka arayışlar sonuçsuz ve boştur.
Vesselam.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın