Peygamberimiz Namaz Kılarken Önünden Geçene Beddua etmesi

“Said bin Gazvan hac dönüşü Tebük’e gelmişti. Bir de ne görsün. Yere oturtulmuş sakat bir adam duruyor. Yanına yaklaştı, niçin bu hâle düştüğünü sordu. Sakat adam şöyle dedi:”

‘Sana bir hadis haber vereceğim, fakat ben sağ oldukça benden duyduğunu kimseye söylemeyeceksin. Hâdise şöyle: Resulullah Tebük’e geldiğinde bir hurma ağacının önüne inmişti. “Şu ağaç bizim kıblemizdir.” buyurdu. Ve hurma ağacına dönerek namaza durdu. Ben daha o zaman çocuktum. Koşarak geldim. Sütre olarak duran hurma ağacı ile onun arasından geçtim. Bunun üzerine Resulullah: “O bizim namazımızı kesti, Allah da onun ayağını kessin.”dedi. O günden bugüne kadar ayağa kalkamaz oldum.” (Ebû Dâvud, Salât: 110)

İbni Hibban’ın rivayetinde bu çocuğun Büsr bin Râî el-Amr adında birisi olduğu belirtilmektedir. Mektubat’ta geçen hadisin Arapça metni İbni Hibban’ın rivayetinden alınmıştır. (Sahihu İbni Hibban, VIII/152)

Hadis âlimlerinin bu husustaki açıklamaları şu şekildedir:

“Önce şöyle bir sual akla gelmektedir: Namaz kılanın önünden bir insanın geçmesiyle namaz bozulmaz, öyleyse Peygamberimiz neden beddua etmiştir? Diğer taraftan, çocuğun henüz mükellef sayılacak bir yaşta olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda çocuk, niçin böyle bir cezayı hak etmiştir?”

Bu sualleri sıralayan âlimler şu ihtimalleri zikrederek izahlarda bulunmaktadırlar:

“Her şeyden önce, bu çocuğun bir müşrik çocuğu olduğu kuvvetle muhtemeldir. Peygamberimiz (asm)’in namaza durduğunu gören müşrikler, Resul-i Ekrem Efendimizin namazını ifsat etmek maksadıyla çocuklarından birisini tahrik edip Peygamberimiz (asm)’in önünden geçmesini tembih etmişlerdir. Onların bu haince planlarını fark edip gören Peygamberimiz (asm), İslâm’ın izzetini göstermek ve onların kötü niyetlerini defetmek için, çocuğun o hale gelmesini bir mucize olarak göstermiştir.”

“Diğer bir ihtimal, bu çocuk her ne kadar çocuk görünüşlü ise de, büluğ çağına gelmiş olduğundan, Peygamberimiz (asm), çocuğun önünden kasdî olarak geçtiğini anlamış ve böyle bir bedduada bulunmuştur.” (eş-Şifâ , I/632)

Mehmet PAKSU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir cevap yazın