Reenkarnasyon (Dünyaya tekrar geliş)

SORU: Reenkarnasyon nedir?
CEVAP:
Reenkarnasyon; ölen bir insanın ruhunun başka bir insan bedeninde veya bir hayvan veya bir böcek bir fare olarak dünyaya geldiği inancıdır. İslam alimleri reenkarnasyona tenasuh (yeniden geliş) demektedirler.  Tenasuh, yani reenkarnasyonun temeli, Hinduizm ve Budizm inancına dayanmaktadır. Bu inançlara göre bir kimse, bu dünya hayatına defalarca gelip gitmekte, dünyaya her gelmesinde bir başka canlı olarak doğmakta ve belli bir ömür süreci yaşadıktan sonra o bedenden olgunlaşarak ayrılırsa daha üst düzeyde bir canlı olarak dünyaya tekrar gelmesi olayına reenkarnasyon denilmektedir. Reenkarnasyon inancına göre, bu gelip gitmeler her canlı için geçerlidir. Bu defalarca dünyaya gelip gitmeler tekamül, yani olgunlaşmak içindir. Yine bu inancın sahiplerine göre ineklerin kutsal sayılması, ineklerin ruhen olgunluğa ermiş atalarının ruhlarını taşımış olduğu içindir. Zira, bu hayvanlar bu sebepten kutsal sayılmaktadır.
      Dünyaya ne için geldiğinin bilincinde olmayan, yemek, içmek ve kendisini ve yavrusunu korumak düşüncesinden başka tasası olmayan bu hayvanlara tapınma ile ilgili inancın yorumunu okuyuculara bırakıyorum…
İslam dinine göre tenasuha, yani reenkarnasyona inanmak, islam dinini inkar etmektir. Allah(c.c.) Kur’an’da beyan etti ki (Mealen): 
O halde can boğaza geldiği vakit, siz o zaman bakar durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız, ancak göremezsiniz.( 83-85 Vakıa S.)  
Evet haydi dîne boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecekseniz onu geri çevirseniz ya.
(Sure-i Vakıa Âyet: 86-87)  

Allahu Teala, bu ayette açıkça ölenin ruhunun kendisinden başka hiçbir kimsenin geri çeviremeyeceğini belirtmekle, reenkarnasyona inananların Allah’ın dinine inanmayanlar ve yaptıkları küfürlerin cezasını çekmeyeceklerine inanan kimseler olduğunu gösteriyor.

Ama o, Allah’a yakın olanlardan ise, artık ona rahatlık, huzur,  güzel rızık ve Naim cennetleri vardır.”
( 89 Vakıa S.)  

” Orada(Cennette) güven içinde her türlü yemişi çağırıp getirtirler.” ( Duhan 55. ayet) ,  
Orda ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. (
Sure-i Duhan/56)
      

    Cenab-ı Hak Teala yukarıdaki ayetlerin mealinde Mü’minlerin kabirde ve ahirette huzur içinde olacaklarını belirtirken onlara ilk ölümden başka ölüm tattırılmayacağını belirterek reenkarnasyonun olmayacağını açıkça belirtmektedir. Dünyaya defalarca gelip gittiklerine inananların yanıldıklarını Duhan suresi 56. ayetini tercüme ederek açıklayalım:
-“Lâ yezûKûne filmevte” = (O, vefat edenler)Ölümü tatmazlar,  “İllelmevtetelûlâ” =  İlk ölümden başka, “Ve veKâhum azâbelceHîm”=  Ve Allah onları cehennem azabından korudu. 
“Melekler (onların) güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Kur’an 16/32) 
    Allahu teala, Duhan Suresi 56. ayette gayet açık bir ifade ile, ilk ölümden başka bir ölümü bizlere yaşatmayacağını açık açık ifade etmektedir. Müslüman olduğunu söylediği halde, reenkarnasyona inanan reformist ilahiyatçı  kimselerin amacı nedir? Bunlar, Kur’an’ı okuyan kimseler olduğuna göre, insanları sinsi bir şekilde dinsizliğe sürüklemeye çalışan art niyetli kimselerin ta kendileri değilse, kimlerdir? Böyle bir inanca sahip kimseler, böyle inanmakla, ahiret hesabını inkar etmeyi amaç edinmemişlerde ne yapmaktadırlar? Onlara göre, dünyada ilk yaratılışında müslüman olarak, veya başka bir dine inanmış birisi olarak yaşadığı kabul edilen kimse, ikinci kez dünyaya gelmesinde ise bir hırıstiyan olarak yaşayıp vefat ettiğinde, bu adam mahşer yerinde hangi hayatından sorumlu olacaktır? 

      Peygamber(s.a.v.) efendimizin Enes(r.a.) hazretlerinin rivayet ettiği Sahih-i Buhari: 68, 87 ve Hadis-i Müslim: Cennet 70. sahifelerinde ve diğer sahih hadis kitablarında da yer alan hadis-i şeriflerde, bir kimsenin ölümünün akabinde karşılaşacağı durumları:
-“Kul kabre konulup, yakınlarıda ondan ayrılınca ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir, kendisine iki melek(Münker ve Nekir) gelir. onu oturtup:  “Muhammed (a.s.) hakkında ne diyorsun” diye sorarlar. Mü’mün kimse bu soruya: “Şahdimki, O, Allah’ın kulu ve elçisidir.” bu mubarek sözleri ile beyan etmektedirler.  
    Başka deliller bulunamasaydı bile, yukarıda ki hadis-i şerif bize reenkarnasyon sapıklığını ortaya çıkarmaya hakkı ile yeterdi. Hadis-i şeriflerde gayet açık olarak ölen bir kimsenin ruhunun nelerle karşılaşacağı yukarıdaki hadisi şerifte belirtilmiş oldu.

     SORUBazı kimseler basın ve yayın aracılığı ile daha önceki hayatlarında olup bitenleri anlatmaktadırlar. Bunun açıklaması nedir?
     CEVAP: Bu hasta ruhlu kimseler bu konuda bazı şeyler anlatır dururlar. Hatta bu hasta kalbli kimselere, cinlerden bazıları arız olup, o kimselerin hafızalarını karıştırarak, geçmişle ilgili yalanla karışık hikayeler de uydururlar. Bu kimseler, daha önce bir hayatlarının olduklarını zannettikleri için doğru söylediklerine inanırlar. Zira, cinlerden beşyüz ile bin yıl arasında yaşayanlar olduğuda düşünülürse, bu kimselerin bir önceki şahsa ait verdikleri bilgilerden bir kısmının doğru olması, o  ölen kimseye ait bilgilerin kendi zamanında yaşayan cinlerden tarafından verilen bilgiler olduğu içindir.
      İkinci bin yılının Müceddidi büyük veli(evliya) İmam-ı Rabbani(k.s.) hazretleri,  Mektubatın 2. cildinin 58. mektubunda şöyle beyan ediyorlar:
” Kalbleri hasta bazı cahil kimseler tenasühe(reenkarnasyona) inanıyorlar. Böyle inanmakla alemin yok olmayacağını, öldükten sonra dirilmenin olmayacağını söylüyorlar. Kendilerini şeyh, mürşid olarak tanıtan bazı dinsizler, tenasühe inanıyorlar. Tenasüh vardır diyen, İslam dinini inkar etmiş demektir. Bu yalancıların sözleri eski felsefecilerin sözlerine benziyor.”
 Bu reenkarnasyon inancının yeni bir şey olmadığını, çok eskilere dayanan putperestlikten kaynaklanan bir küfür inancı olduğunu buradan da anlamış oluyoruz.

      Konumuzu Peygamber(s.a.v.) efendimizin bir duası ile tamamlayalım. “Allahumme,  yâ mukallibelkulûb,  sebbit kalbî, alâ dînik” Mealen: “Ey kalbleri kudreti ile dilediği gibi çeviren Allah’ım, kalbimi dininde sabit kıl.”

Yazan: Bekir Abdullah      

(Visited 784 times, 2 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

“Reenkarnasyon (Dünyaya tekrar geliş)” üzerine 2 yorum.

  1. Dünyaya gönderilme sebebimiz nasıl oluştu yani hz adem yaratıldı da ceza için diyse nasıl imtihanlar oluştu
    Merak ediyorum.Allah razı olsun

    1. Allahu Teala dünyayı ve cesetleri yaratmadan önce ruhlarımızı yarattı ve onlara: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”(KUR’AN) diye hitap etti. Ruhlarımız da “Galu bela” dediler. Yani evet sen bizim Rabbimizsin dediler. Bu söz imtihan olmayı kabul etmek idi. Allahu Teala bunun üzerine dünyayı halk etti ve Ademi ve diğer insanları yaratarak imtihan etmeyi diledi.
      Hz. Adem ve Havva cennetten kovulmasaydı da yine de bir vesile ile onlar dünyaya gönderilecekti.

Bir cevap yazın