Sinekteki Panzehir

Hadislerdeki Gaybi Deliller
“Sinekteki Panzehir”
26 Ocak 2021
Hakkındaki İddialara Cevaplar
Sahih hadis-i şerif kaynaklarını karalamaya çalışan kesimlerin kullandığı hadislerden birisi de şu hadis-i şeriftir:
“Sizden birinizin çorbasına sinek düşerse onu iyice batırsın. Zira sineğin bir kanadında zehir, diğerinde panzehir vardır.” (Buhari, Tıbb 58)
Bu hadis-i şerife dayanarak kimi reformistler ‘bunun hastalık sebebi olduğunu ve bilimsel olarak sinekte panzehir diye bir şey olmadığını’ iddia eder. Kimileri de, bu kadar bilgisiz değildir. Bilimin keşfettiği bu mucizeyi bilir ama hadisteki kanat ifadesine takılır da ‘dağ gibi hakikat gözünün önündeyken o sinek kanadını gözünün önüne koyarak koca dağı göremez’ olmuştur.
Açıklama:
Bu mucizevi hadisin ehemmiyeti elbette böyle basit ve kerçine (ironik) karşı çıkışlarla yok edilemez. Bu hadis-i şerif, Peygamberimizin(sav) vahiy aldığının ve hadis külliyatlarının da güvenilir olduğunun delillerindendir. Çünkü, sineğin üzerinde panzehir olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve bu konuda şüphe yoktur.
Konuyla ilgili açıklamaya geçmeden önce, bu hadisin sebebine kısaca değinelim. İslam fıkhında yenilmesi ve içilmesine cevaz verilmeyen canlılar ve necis maddeler (kan, irin vb) vardır. Sineğin de kendisinin yenmesine cevaz verilmez. Fakat bazen süt, yemek vb kaplarının içerisine sinek düştüğünde bu durumun bütün yiyeceği necis hale getirmeyeceği hadiste bildirilir. Çünkü, her insan bir sinek sebebiyle koca süt kovanını ya da yemek kabını dökecek kadar zengin olmayabilir. Sineğin düştüğü ve batırıldığı kısmı sıyırıp atarak öylece yiyecek ve içeceğin kullanılabilmesine hadiste ruhsat verilmiştir. Ancak bu uygulama bir “zorunluluk değildir”. İçine tiksinti doğan kabı tamamen boşaltabilir. Fakat dünyanın pek çok yerinde açlık sefalet içerisindeki insanlar için bu hüküm kurtarıcıdır. Zira başının etrafinda onlarca sinek dolaşan kıtlık içindeki Afrikalı bir müslüman bir tas çorba bulsa, içine sineğin düşmesi çok muhtemeldir. Hadisle fıkhî olarak o çorbanın necis olmama koşulu belirtilmiş ve necaset kısıtlamasının gerektirdiği “çorbayı içmeme” zorunluluğunu ortadan kaldırarak, o yokluk içerisindeki müslümanlara büyük bir kolaylık sağlamıştır.
Macquarie Üniversitesi, Biyoloji Bilimleri bölümünde bir grup araştırmacı, sineklerin çürük et, meyve ve gübre dahil olmak üzere her türlü pisliğe karşı dayanıklı olduğu teorisinden yola çıkarak sineklerin sahip oldukları bu antibakteriyal özellikleri, farklı gelişim evrelerinde ortaya çıkarmak üzere çalışmalar yapmışlardır. Ms Clarke, mide içerisinde meydana gelen antibakteriyal özelliklerin sinek bedeni üzerinde mevcut olduğunu ve her iki yerde de bu aktiviteleri görebileceğimizi belirtmektedir. Günümüzde sineklerde bulunan bu antibakteriyal özellikler, ilaç yapımında kullanılmaya çalışılmaktadır.
Bu, kimyasal kullanılarakta yapılabilir, kimyasal kullanılmadan da yapılabilir. Suya batırma ile de bu panzehir meydana çıkmıştır. Tifo, kolera gibi hastalık yapan etkenler sıvıya bulaşan sineğin bıraktığı bakterilerden kaynaklanır. Ancak batırma yoluyla bu sorun giderilmektedir. Suudi Arabistan Qassim Üniversitesi, Medikal Mikrobiyoloji Bölümünde yapılan deneyde, (kimyasal kullanmadan) steril su içine bırakılan sineklerden önce suya bakteri yayılmış, sinek sıvıya batırıldığında da bu bakterileri yok eden panzehir sıvıya yayılmıştır. Bu konuyu Doktor Reyhanlı şöyle açıklamaktadır:
“Mikrobiyologlar sineğin midesinin içinde parazit olarak yaşayan uzun hücrelerinin bulunduğunu keşfettiklerini bildiriyor. Bu mantarsı hücreler, kendi üreme döngülerinin bir bölümü olarak, sineğin solunum kanallarına doğru çıkıntı yaparlar. Sinek, sıvının içine tamamen batırılırsa, osmotik basınçta meydana gelen değişiklik hücrelerin çatlamasına yol açmaktadır. Bu hücrelerin içeriği ise, sineğin vücudunda taşıdığı patojenlere karşı olan bir antidottur; yani zehire karşı panzehirdir. Yemeğe bulaşan sinekten çıkan zararlı mikropları, sinek batırılınca çatlayarak ortaya çıkan antidot tesirsiz hâle getirmektedir.” ( Dr. Reyhanlı, Gerçeğe Doğru. c.5)
1400 sene öncesine gidersek, hiçbir mikroskop ve bilimsel çalışmanın olmadığı bir dönemde ve ““Tecrübeyle de keşfedilmesi mümkün olmayan”” böyle bir bilgi, yani sıvı içine düşen sineğin sıvı içinde bastırılmasıyla panzehrinin çıkacağı bilgisi, elbette Peygamber Efendimiz’in (sav) haber verdiği mucizevi bir delildir. Hadis, İslam’ın hak din oluşunun bir delili olduğu gibi, hadis kaynaklarının da güvenilir olduğunun delilidir. Son olarakta, hadis alimlerine iftira atan reformistlerin art niyetli olduğunun bir delilidir.
Ancak ne gariptir ki, bilimin sadece Batıdan geldiğini zanneden reformist zihniyet, Suudi Arabistan Üniversitelerinde bu hadisi doğrulayan deneyleri (işlerine gelmediği için) küçümseme eğilimindedirler. Batıda böyle bir araştırmaya elbet gerek duyulmamıştır. Çünkü, oradaki araştırmalarda hadis-i şerifteki haberden yola çıkılarak yapılmış deneysel çalışmalar değil, sineklerdeki panzehirden yola çıkarak antibiyotik üretimi üzerine yapılmış araştırmalardır. Bize verdikleri bilgiler, sinek yüzeylerinde panzehir olduğu haberidir. Bu bilgi, hadisi doğrulamaktadır. Hadis-i şerifteki haberi batırma şeklinde deneysel yöntemle test eden, elbette bu hadisi şerifi bilen bir İslam üniversitesi olacaktır. Bunda garipsenecek hiçbir taraf yoktur. Hadisi körü körüne inkar etmeleri yetmiyormuş gibi bilimsel olarak hadis-i şerif üzerinde deney yapanın da sonuçlarını küçümseyerek inatlarını sürdürmektedirler. Çünkü, niyet üzüm yemek değil bağcıyı dövmek, hadisi kabul etmeyi istememektir. Müslüman bilim insanlarını küçümseme gayretindeler ancak sırası geldiğinde de ‘İslam medeniyetinden şu bilim adamları çıktı’ diye Müslüman bilim adamlarıyla övünürler. Bu çelişki ancak hadis kaynaklarına duyulan nefretle izah edilebilir.
— Kanat Ayrımı Meselesi
Bu mucizevi hadis ortada dururken önümüzde büyük bir dağı görüp inanmak yerine, ‘Bilim adamları kanat ayrımından bahsetmemiş, sadece batırmaktan bahsetmiş’ diyerek ironik ve art niyetli karşı çıkışlar devam etmektedir.
Buhari’de geçen, ‘Sineğin bir kanadında zehir, diğer kanadında panzehir’ ifadesi rivayetin aktarılmış halidir, lafzıdır. Ancak, burada uygulama da önem arz etmektedir. Nitekim, bu hadis hakkındaki uygulamadan bahsedilen Bezzâr’ın ilgili rivayetinde, Enes’in (r.a.) kabına sinek düşer. Enes sineği parmağıyla üç kere batırır ve “Bismillah” der, sonra da “Resulullah bize böyle yapmamızı emretti!” açıklamasında bulunur. (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 11/135-137.) Burada Enes (ra), kanat ayrımından bahsetmemiş, sadece batırmayı esas tutmuştur.
Uygulama ve lafız bir araya getirilirse, önemli ayrıntı elbette sineğin batırılmasıdır. Hadisin lafzındaki kanat ayrımında 2 ihtimal vardır:
Birinci İhtimal: Bilimsel veriler sabit değildir, değişerek yeni bilgiler keşfedilebilmektedir. Bilimin bir konuda henüz açıklama getirmemesi o şeyin olmadığı anlamına gelmez. Bu bilim adamlarının ittifakla kabul ettiği bir gerçektir. İlginçtir ki, bilimi önder kabul ettiklerini iddia eden hadis inkârcıları, işlerine gelmediği noktada ‘bilim böyle demiyor’ diyebiliyorlar. Halbuki ‘Bilim henüz bu konuda bir açıklama yapmıyor’ ya da ‘bilim ileride bu konuyu keşfedebilir’ demeleri gerekir. Bilimi kabul etmelerine rağmen ‘bilimsel devinimlerin yapısına’ aykırı ifade kullanmaları, hadis kaynakları üzerindeki art niyetlerinin açık göstergesidir.
İkinci İhtimal: Hadisin ‘kanat ayrımı’ ifadesi belagat içeriyor olabilir. Hadisi şerh eden alimler zamanında da, sineklerdeki panzehir bilimsel olarak keşfedilmemişti. Bu yüzden hadis alimlerinin hadisin açık anlamını kabul etmeleri ve kaynaklarına almaları gayet normal bir durumdur. Allah Rasulü (sav), rivayetin açık anlamını kastettiyse de elbette bu, bilimsel gelişmelerle anlaşılacaktır. Ancak, hadisteki kanat ayrımı ifadesi belagat ise, buradaki anlam şudur:
“Sineğin bir kanadının sıvıya batması ‘sineğin sıvıya teması’ demektir. Diğer kanadının teması ise ancak ‘sineğin batırılması’ ile mümkün olacaktır. Çünkü, kimsenin kaba düşmüş sineği diğer kanadından tutup eliyle çevirip tekrar diğer kanadını sıvıya batıracağı yoktur. İki kanadı da sıvıya değince, sinek batırılmış ve panzehir çıkmış olur. Diğer kanadındaki panzehir ifadesi, ‘diğer kanadının da batırılmasıyla çıkacak panzehir’ ifadesidir. Bu uzun ifade, ‘bir kanadında zehir, diğer kanadında panzehir’ ifadesiyle son derece kısa, öz ve sanatlı hale gelmektedir. Dolayısıyla, kanatlardaki ayrım lafzı açık mana değil, belagat içeriyor da olabilir. Çünkü, Bezzâr rivayetindeki uygulamada, kanata değinilmemiş, sadece batırmak söylenilmiştir. Elbette en doğrusunu Allah bilir.
Kısaca, Hz. Peygamber (sav) kanat ayrımında açık anlam kastettiyse bu bilimsel çalışmalarla ortaya konulacaktır. Eğer, rivayette belagat varsa zaten ortada konuşulacak bir konu kalmaz.
Mesele açık ve nettir. ‘Sinekte panzehir var’ bilgisi ancak mikroskop ile günümüz teknolojisiyle bilinebilir. O zehir ve panzehir, gözle görülemez. Tecrübe ile de asla bilinemez. Vahiy ile bildirildiği apaçık ortadadır. Böyle mucizevi bir hadise şaşırmak yerine hala daha ‘kanat ayrımı niye denilmiş’ diye karşı çıkmaya çalışanlara, ‘O kanatla ve o itikadla Allah sizi batıldan kurtarsın’ demekten başka kelam etmek, israftır.
Alıntıdır: Delillerle İslam

 

241 - 1
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Bir cevap yazın