Sure-i Neml 80, S. Rum 52 ve S. Fâtır 22 ayetlerinde geçen,
“Şüphesiz sen ölülere işittiremezsin” ifadesi hakikate karşı kalbi mühürlenmiş ve gerçeğe kulaklarını tıkamış inatçı inkârcıları manevi birer “ölü”ye benzeterek, Resulullahın tebliğdeki insani sınırlarını ve ilahi hidayetin önemini vurgular.
Sapkın ilahiyatçı hocalar “Şüphesiz sen ölülere işittiremezsin” ayetlerine kasten yanlış mana vererek Peygamberlerin dahi kabirdekilere Allahın inayetiyle iletişime geçemeyeceğini iddia ederler. Oysaki bu ayetler hidayete erdirme gücüne işaret eder. Nitekim Kasas suresi 56’da Rabbimiz (mealen);
– “Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah dilediğini hidayete erdirir ve hidayete erecek olanları en iyi O bilir.” ifadesiyle hidayetin yalnız Allaha mahsus olduğunu belirtir. Kafirlerin kalpleri ölüdür. Ölü kalplere ancak Allah dilerse işittirir.
– “Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü; (oku) attığında ise sen atmadın, Allah attı…” (Enfal/17)
Olayların dışarıdan görünen şeklini peygamberler, melekler, veya diğer mahlukat insanlar gerçekleştirmiş olsa da, başarının ve işin yaratılışı Allah’a aittir. Ona etkinin tamamen Allah’a ait olduğu vurgulanırken ayetteki “sen ölülere işittirmezsin” ibaresini, “Sen ancak Allahın inayetiyle ölülere işittirebilirsin” manasında anlamak gerekir.
(Bekir Abdullah 03 haziran 2026 İslam Dergisi Kurucusu ve Yönetmeni)

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.