BAŞ ÖRTÜSÜ FARZDIR, KURAN’DA BAŞÖRTÜSÜ

ÇAĞDAŞLIK,  ÖRTÜNMEK ve CAZİBEYİ KAYBETMEK

Allahu Teala Nur Suresi 30 ve 31. ayetlerde buyurdu ki, mealen: “Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırızlarını korusunlar(zina etmesinler).” Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırızını korusunlar(zina etmesinler). “Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine kadar indirsinler.”
Örtünmek emri, Allahu Teala’nın mü’mine kullarına bir lutfu ve rahmetidir… Evet Bir sıkıntı değil, Allah’ın bir lutfu ve merhametinin gereğidir… Çünkü açıkta kalan ve sürekli kendisine bakılan şey,  bir süre sonra çekiciliğini yani cazibesini kaybeder ve göz doyuma ulaştğığı her şeyi terkeder. Bu durumun sonunda da insanın nefsi başka arayışlara girer. Bu arayışların sonu gelmeyince kişi farkında olmadan felaketlere sürüklenir. Bu ve bunun benzerleri felaketlere düşmemizi istemeyen Allah(c.c.), mü’min ve mü’mine kullarına acıyarak örtünmeyi emretmiştir.   “Kadınlara sıkıntı veren şey nasıl lutuf olur?” denirse, Bunun cevabı büyük alim ve veli İmam-ı Rabbani Hazretlerinin(Allah O’nun ruhunun kudsiyetini artırsın), şu ifadesi ile verilmiş olunur: “Hiçbir şeye muhtaç olmayan Allahu Teala, kullarının ibadetlerine de muhtaç değildir. Buna rağmen O, kullarına bir lutuf ve ikram olarak emir ve yasaklar koymuştur. Her kim bu emirleri uygular, yasaklardan kaçınırsa, ahirette, bu vesile ile o kullara sonsuz lutuf ve ikramlarda bulunacağını vaad etmiştir.”

Hiç bir kulunun ibadetine ihtiyacı olmayan Allah (c.c.), iman eden kullarını ödüllendirmek için, emirlerini yapmayı, yasakladığı şeylerden sakınmayı sebep kıldığından dolayı örtünmek emri, kadınlarımıza Allahu Teala’nın bir lutfudur. Hem kadınlar bu örtünme sebebi ile erkeklerin rahatsız edici bakışlarından korunmuş oluyorlar ve gözlerini bu gibi görüntülerden korumaya çalışan mü’min erkeklerin de gönül safiyetlerinin bozulmamasına yardımcı oluyorlar. Dünya da bulunan her şey gelip geçici olduğu gibi kadınların güzellikleri de geçicidir. Her kadın belli bir yaşı geçmeye başladımı, güzelliği de değişmeye başlar. İşte bu durumda da örtünmek, kadının manevi güzelliğini ön plana çıkarır. Tabi gerçek örtünme, Allah rızası için yapılıyorsa, örtünme sayılır.
Şimdi televizyonlarda, şurada, burada milletin karşısına çıkan birileri çıplaklığını, çağdaşlıkla bağdaştırmaya çalışıyor ve bunu bir üstünlük sebebiymiş gibi “Ben çağdaş bir kadınım, bundan dolayı çıplaklığım benim çağdaşlığımı simgeliyor” diyerek kendini ön plana çıkarmaya çalışıyor. Çıplaklık çağdaşlıksa Afrika’da, Amerika’da,  Avsturalya’da yaşayan, anadan doğma çıplak dolaşan, yamyam orman adamları ve kadınları nedir? Bunlardan insan eti yiyenler dahi bulunmaktadır. Şimdi bunlar, yarı çıplak gezinen içimizdeki çağdaş kadından daha mı çağdaş oluyorlar?

“Bu çağdaşlık yüksek tahsil ve kültürden kaynaklanıyor.” denilirse… Bunun cevabı şudur: Bu doğru değidir. Çünkü çıplaklık tahsil ve kültürle bağlantılı olsaydı, yukarıda verdiğimiz örnekteki Afrikalı yamyamların herkesten çağdaş ve medeni olması gerekirdi. Demek ki bu iş tahsille alakalı değil, ahlakla alakalıdır. Bu kimseler emanet bedenlerinin Allah’ın bir emaneti olduğunun bilincinde değillerdir. Bu gibilerin tahsillerinide pek önemsememeli. Çünkü bir kaç Yunan felsefesi ve mitolojisi okumakla, bir de bir kimsenin kendi mesleğinin yüksek tahsilini yapması ile, gerçek manada çağdaş sayılması olası değildir. Hakikat şu ki; Allah’a iman edenler çağdaş değil, çağlar üstü olmalıdır. Çünkü bugün yeni sayılan her çağ, yarının eskisidir. Eskimeyen çağlar, ancak esenlik, huzur, mutluluk ve sevgi yurdu olan cennetlerdedir.

Vesselam.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın