Din Nedir Ve İnsanın Yaşamında Dinin Yeri Nedir?

Zile'de 40 hatim 24.12.2012      Din, insanları dünya ve âhirette rahat ve huzura kavuşturmak, kurtuluşa götürmek için, Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu eğri yollara din denmez. Dünyada yaygın olan Brahmanlık, Mecusîlik ve Budistlik gibi sapık inanışlar, din değildir. Bunlara inanmak, insana sonsuz kurtuluşu sağlamaz bilakis ebedi olarak cehenneme sürükler. Din, tertemiz ahlâk sâhibi olmayı emreden, sırf merhamet ve büyüklere saygı, küçüklere şefkat emreden, insanları doğruluğa götüren Allah Yoludur. Dini şahsi menfaatine alet edenler çok büyük vebale girerler. İnsanlara karşı yumuşak huylu olmak, onlara iyilik yapmayı öğütlemek, onların işlerini güler yüzle, tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, Allah’ın sevgisine kavuşturan yoldur. Bu hâl, insanın âhirette azaplardan kurtulmasına ve Cennet ni’metlerinin artmasına sebep olur.
       Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir peygamber vasıtası ile, insanlara bir din göndermiştir. Bu peygamberlere Rasul denir. Her asırda, en temiz bir insanı peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Rasullere tâbi olan bu Peygamberlere de Nebi denir. Bütün peygamberler, hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmeyi istemişlerdir.
Din, insanlar için büyük bir ihtiyaçtır. Bir dine inancı olmayan zavallıların rûhu, bomboş kalır ve türlü türlü yalancıların yanlış fikirlerine sarılırlar. Çünkü insan, muhakkak bir inanışa bağlanmaya muhtaçtır. En ileri, en gelişmiş milletlere mensup olanlar bile bu ihtiyacı tatmin için, çeşitli sapık düşüncelere, uydurma mezheplere bağlanmışlardır.
      Din, Rûhun gıdâsıdır. Dinsiz bir adam, kafasız bir gövdeye benzer. Bir vücudu, nasıl nefes almak, yemek ve içmek ihtiyacı varsa; ruh da tam bir asalete erişmek, tertemiz olmak, huzura kavuşmak için dine muhtaçtır. Dinsiz bir adam bir makineden, bir hayvandan farksızdır. Din, insana Allah’ı tanıtan, kötülük yapmaktan alıkoyan, onun yolunu açan, dimağını ferahlatan, sıkıntılı zamanlarda onu teselli eden ve ona yaşama gücünü veren, toplum içinde ona saygı, şeref, sevgi kazandıran en büyük etkendir. Tekrar edecek olursak:

1- Din, insanlara tıpkı yiyecek, içecek gibi lâzımdır. Çünkü, nasıl yiyecek ve içecek vücut için lâzım ise, rûhun gıdâsı olan din de, ruha lâzımdır. Din ortadan kalkarsa, insanlar beyinsiz, kafasız, hissiz ve düşüncesiz bir makine, bir otomat haline girerler.
2- Din, insanlara iyi ahlâk, karşılıklı sevgi, cesaret, sabır, rahat ve huzur kazandırır. İnsanları aynı îmân da, aynı ibâdet ve işlerde, anlayış ve fazîletler de birleştirerek, bölücülüğe, yıkıcılığa engel olur. Birbirleriyle sevişen ve haklarına saygı gösteren, annesine, babasına, âmirlerine ve devletine itâat eden bir toplum meydana getirir.
3- Din, insanlarla yaratanı arasında kurulan bir bağdır. Dünya işlerini de düzenleyen büyük bir ahlâk okuludur. İnsanları iyiliğe, dürüstlüğe, hoşgörülüğe, büyüklere karşı saygı ve küçüklere karşı şefkat göstermeye, Cenâb-ı Hakkın emirlerine uymaya ve O’na teslim olmaya, kısaca insanı faydalı, doğru yola koymaya yarayan en büyük etkendir.
4- Din, her zaman kötü niyetli olmayı, özel çıkarlar sağlamak ve gizli işler, mânâsız olaylar için mukaddes (kutsal) değerleri âlet etmeyi yasak etmektedir. Nitekim, Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Hadîd sûresi 9 ve 10. âyetlerinde mealen:
-“Gizli toplantılarda, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın! Allaha karşı gelmekten sakınmayı konuşun! Gizli toplantılar, insanları üzmek ve kirletmek için, şeytanın istediği ve yaptırdığı şeydir.” buyurmaktadır.

(Visited 183 times, 1 visits today)
DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın