ŞEFKAT VE MERHAMET

Mescidi Nebi-3 Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir gün, elinde bir dirhem ile yiyecek satın almak için çarşıya giderken, bir hizmetçi kızın ağladığını görürü ve;
– Kızım niçin böyle ağlıyorsun? buyurur. Hizmetçi kız:
– Bir yahudinin hizmetçisiyim. Bana bir dirhem verdi. Yarım dirhem ile bir şişe ve yarım dirhem ile de yağ satın al, dedi. Bunları alıp gidiyordum. Elimden düştü. Hem şişe, hem de yağ gitti. Şimdi ne yapacağımı şaşırdım, der.
Resûlullah efendimiz, son dirhemini kıza verir ve:
-“Bununla   şişe   ve   yağ   al. “, buyurur. Kızcağız, eve geç kaldığım için, yahudinin beni döğeceğinden korkuyorum deyince, Sevgili Peygamberimiz:
– Korkma! Seninle birlikte gelir, sana birşey yapmamasını söylerim, buyurur.
Beraberce eve gelip kapıyı çalarlar. Yahudi kapıyı açıp, Resûlullah efendimizi karşısında görünce şaşırıp kalır. Yahudiye, olanı biteni anlatıp, kıza bir şey yapmaması için şefaat buyurur. Yahudi, Resûlullahın ayaklarına kapanıp;
-Binlerce insanın baş tacı olan, binlerce arslanın, emrini yapmak için beklediği ey yüce Peygamber! Bir hizmetçi kız için, benim gibi bir miskinin kapısını şereflendirdin. Yâ Resûlallah! Bu kızı senin şerefine âzad ettim. Bana îmânı, islâmı öğret. Huzurunda müslüman olayım, der.
Resûlullah efendimiz, ona müslümanlığı öğretir. Müslüman olur. Evine girer. Çoluğuna çocuğuna olanları anlatır. Hepsi müslüman olur. Bunlar, hep Resûlullah efendimizin güzel huylarının sebebiyle olur.
Peygamberimiz hadîs-i şeriflerinde buyurdular ki:
 “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” ve “İnsanlara acımayan kimseye, Allahü teâlâ da merhamet etmez.”
Allahü teâlâ, Tevbe sûresinin 158. âyet-i kerîmesinde, Peygamberimizin şefkat ve merhametini överek buyurdu ki:
“Size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür.”  (Tevbe- 158)
O halde, ey müslüman! Sen de Resûlullah efendimizin güzel huyları gibi ahlâklanmalısın! Hattâ, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmak, her müslümana lâzımdır. Çünkü, Peygamber efendimiz (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurdu. Meselâ, Allahü teâlânın sıfatlarından biri (Settâr) dır. Yani günahları örtücüdür. Müslümanın da din kardeşinin ayıbını, kusurunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümanlar da, birbirlerinin kusurlarını, kabahatlerini affetmelidir. Allahü teâlâ kerimdir, rahimdir. Yani lütfü, ihsanı boldur ve merhameti çokdur. Müslümanın da cömert ve merhametli olması lâzımdır.
Rasul aleyhisselâmın güzel huyları pek çoktur. Dünyada ve âhırette felâketlerden sıkıntılardan kurtulmak ve o iki cihan efendisinin şefaatine kavuşmak için her müslümanın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır.

DIKKAT: Sitemize ya da yazarlarımıza hakaret veya küfür eden ve yazarlarımızı tehdit eden şahısların IP adresleri ve giriş saatleri sistemimiz tarafından kaydedilmektedir. Avukatımız aracılığıyla bu kişiler hakkında gerekli yasal işlemler başlatılacaktır. Yorum göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Dikkat! Yorum yazmadan önce aşağıdaki uyarıyı okuyunuz:
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 Hakaret (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun yukarıda belirtilen maddelerine göre, sitemiz veya yazarlarımızın onur, şeref ve saygınlığını zedelemeye yönelik mesajlar gönderenler hakkında  gerekli yasal haklarımızı kullanacağımızı önceden bildiririz. Yorum yazarken nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Bir cevap yazın