Ateistlerin Kur’an Hakkındaki 10 Takıntısı

Yazan: Bekir Abdullah

Materyalistlerin Takıntıları 1: 
Materyalist zihniyetin Kur’an’ı Kerimi eleştirdiği sorulardan birisi şudur: Zümer suresi 6. ayette “Size hayvanlardan sekiz çift indirdi.” denmektedir. Allah bize sadece sekiz çift hayvan mı indirmiştir? O zaman diğer binlerce hayvan türünü kim indirmiştir?

CEVAP 1:
 Allahu Teala buyurdu ki;
“ O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O’dur. Mülk O’nundur, O’ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz?”
Görülüyor ki, ateist felsefenin Kur’an-ı Kerimi eleştiri babındaki sorularında belirtilen mealler hem eksik hem de anlam olarak çarpıtılmıştır.. Şöyle olması lazımdı: “Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi.” Oradaki ayrıntıya dikkat edilirse 8 çiftten kast edilenlerin  YUMUŞAK BAŞLI EVCİL HAYVANLARIN” olduğu anlaşılmaktadır. Bazı hayvanlar evcil olsalar da yumuşak başlı itaatkar değillerdir. Örneğin: Kurt, aslan, pars, kaplan gibi. Bunlar hiç umulmadık bir anda sahibini parçalaya bilirler. Ayetten bunu anlamak gerekirken ateistler onu yalnızca 8 çift evcil hayvanın var olduğunu anlayarak büsbütün çıkmaza batmışlardır. Ateist felsefenin yazarları Kur’an’ı asla doğru olarak anlayamazlar. Zira onların kafaları bu hususta karışıktır. Onların bu anlayışsızlık  durumunu belirten bir ayet, mealen:
“O, elbette şerefli bir Kur’ân’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona temizlenenlerden başkası el süremez.” (Vakıa-77, 78,79)
Bu ayeti kerimede Kur’an’a ancak temizlenenlerden başkasının dokunamayacağı buyurulmaktadır. Bu ayetin zahiri anlamı; Kur’an’a abdestsiz dokunulamayacağıdır. Batını anlamı ise, iman edip ilmi ile amel etmeyenlerin Kur’an’ı tam anlayamayacağıdır. Bu sebepledir ki, hiçbir inkarcının Kur’an’ı anlaması asla mümkün değildir. Ancak; Kur’an’ı gerçekten anlamak isteyip Müslüman olmak isteyen gayri Müslimler bundan müstesnadır. Onlara bu kapı açık bırakılmıştır. “Allah dilediğine hidayet eder” mealinde geçen ayetin anlamı da gerçekten doğru dini bulmak isteyenlere Allah hidayet eder demektir.

Materyalistlerin Takıntıları 2:
Neden ayetler iniş sırasına göre yazılmamıştır? Allah yanlış mı göndermiş de Muhammed sırasını tekrar düzenletmiştir ve söylendiği gibi sırasını Muhammed belirlediyse neden Muhammed zamanında ciltlenmemiştir?

CEVAP 2: Kur’an’ı iniş sırasına göre değil de Levh-i Mahfuzdaki sırasına göre dizilmesini Allah(celle celâlühü) Cebrail’e (aleyhisselam), Cebrail’de  Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimize bildirmiştir. Allah yanlış göndermez. Allah asla yanlış yapmaz. Allah’a inanmayanlar ancak öyle yanlış kanıya varır. Peygamber Efendimize son zamanlarına kadar vahiy gelmeye devam etmiştir. Ciltleme işlemi ise sahabeye bırakılmıştır. Bu durum aynı zamanda sahabeye güvenin tam olduğunu gösterir… www.islamdergisi.com

 Materyalistlerin Takıntıları 3:
Tin suresi 4. ayet şöyledir; “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.”  Peki Allah insanı olabilecek en güzel şekilde yaratmışken Müslümanlar neden sünnet olur? Allah erkekleri kusurlu mu yaratmıştır da sonradan düzeltme yapılması gerekmiştir? Bu durumda sünnet olmak Allah’a karşı gelmek değil midir?

CEVAP 3: İnsanın sadece şeklen en güzel şekilde yaratıldığı algısı doğru değildir. Zira ayette direkt şekil geçmez. İlgili ayeti kerimede; “LeKad HaleKnel-insâne fî eHseni taKvîm.”(Gerçekten biz insanı en güzel yaratılış üzere yarattık”) buyuruldu.
Ebu Hayyân der ki: “Nehai, Mücahid ve Katade; “Ehseni Takvîme ” İnsanın şekil ve duygularının güzelliği” demişlerdir. O ayetten insanın fıtrat olarak en güzel durumda yaratıldığını anlamak lazım sadece beden olarak değil. Nitekim fıtraten insanın en güzel durumda yaratıldığını Rasulullah; “Her insan Müslüman olarak dünyaya gelir” buyurarak beyan etmiştir.. Zira sadece şeklen güzellik olsaydı şu dünyada nice çirkin şekilli insanlar mevcut olmazdı. Sünnet olmanın yararlarına gelince; sünnet olmanın bir çok faydası bulunmakla birlikte başta idrar yolları enfeksiyonunun azaltılmasını belirtebiliriz. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal, sünnetin 1 yaşındaki bir çocukta meydana gelebilecek idrar yolları enfeksiyonunu 10 kat azalttığını söyleyerek şu bilgileri vermektedir: “Genital hijyen de sünnet sayesinde daha kolay sağlanıyor. Sünnet işleminin faydaları çeşitli araştırmalarda belirtilmiştir. Bu faydalardan en önemlisi ise penis kanseri ve cinsel yolla hastalık bulaşma riskinin azaltmasıdır.

 Materyalistlerin Takıntıları 4: 
Alâk suresi 2. ayette “o insanı alâktan yarattı” yazmaktadır. Alâk kelimesinin o dönemdeki en sık kullanılan ve bilinen anlamı “kan pıhtısı”dır. Günümüzde insanın kan pıhtısından oluşmadığı bilinen bir şeydir. Alâk kelimesi bilmediğimiz başka anlamlara mı gelmektedir? Eğer öyleyse neden dolaylı yönden yazılmıştır? Allah gönderdiği kitabı anlamamızı zorlaştırmakta mıdır?
 (Ek bilgi: “Musevilik de insanın bir kan pıhtısından oluştuğu söylenir ki bunun kökeni de eski Mısır’a kadar gider. Eski Mısır’da kadınlar hamilelik döneminde adet olmadıkları için, akmayan kanın, rahimde biriktiği, pıhtılaştığı ve insanın bu pıhtılaşmış kandan olduğuna inanılırdı.”)

CEVAP 4: Allahu Teala buyuruyor ki, mealen; “Yaratan Rabbinin adıyla (Rabbin adına sana okunan şekliyle) oku (ve bildir insanlara).[1] O insanı bir alak’tan (rahim duvarına asılmış zigottan/aşılanmış yumurtadan) yarattı.” Arapçada alak iki anlama gelmektedir. Birincisi kan pıhtısı, ikincisi asılı olan şeydir. Kur’an’da bir çok ayette insanın birleşik nutfeden yani zigottan yaratıldığı geçer. Kan pıhtısı olarak ayete anlam verenlerin yanılgısı teknolojinin olmadığı o devirlerde konuya vakıf olamadıkları içindir. Allah insanların anlamasını zorlaştırmaz bilakis iyice akıl etmelerini istemektedir. Zira imtihandayız. Kafirler uzun soluklu derin düşünceye dalamadıklarından hemen kolaya kaçarak araştırmadan inkar yolunu seçerler. Musevilik de Allah’ın gönderdiği bir dindir ancak onu Yahudiler bozmuşlardır. Bu konunun orada olması yadırganmamalıdır. Eski Mısır’a da nice peygamberler gelmiştir. Ancak zamanla İlahi bilgiler insanlar tarafından bozulmuş ve hurafeler haline gelmiştir.   Bir başka ayeti kerimede insanın yaratılışı nasıl açıklanmaktadır: “ Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık(ruh) olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli Allah, pek yücedir.”   (Mü’minûn-14)

Materyalistlerin Takıntıları 5:
Alâk suresi 10. ayet’e göre Kur’an ayetleri inmeye başlamadan önce Muhammed namaz kılıyormuş, şimdiki kılınan namazlarda Kur’an’dan sureler okunuyor, hatta “fatihasız namaz olmaz.” diye hadisler var ancak o zaman daha fatiha suresi indirilmemişti.  Muhammed’in kıldığı namazla şimdiki kılınan namaz farklı mı? Allah tarafından Muhammed’e öğretilen namaz aynı namaz değil mi? eğer aynı namaz değil ise bugün kıldığımız namazı bize kim öğretti? Muhammed’den başka Allahtan vahiy alan mı var?

CEVAP 5: Şu işin tuhaflığına bakınız. Bu inkarcılar sanki namaz kılıyormuş gibi soru sormaktadırlar. Alak suresi 9 ve 10. Ayet meali:
“Namaz kıldığı zaman,” (Alak-9)
Bir kulu engelleyeni gördün mü?” (Alak-10)
Bu ayette namaz kılanları engelleyene atfedilen bir ifade görülmektedir ve bu surenin bir kısmının miraçta beş vakit namaz farz olduktan sonra nazil olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi ne Kur’an’ın tamamı, ne de surelerin bazıları bir iniş de indirilmemiştir. Alak suresi de bir kısmı indirildikten sonra başka sureler indiriliyor ve daha sonra Alak Suresinin kalan ayetleri indiriliyor. Kaldı ki Peygamber efendimize ve ümmetine miraçta beş vakit namaz farz kılınmıştır. Fatihanın her namazda okunması da o zaman vacip kılınmıştır. Peygamberimiz Kur’an gelmeden daha önceki namazların da ise Hz. İbrahim’in şeriati olan hanif dinine göre ibadet etmekteydi. Allah Kur’an’ı gönderdikten sonra önceki semavi dinlerin şeriatlerini yürürlükten kaldırdı. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Kuran’ın ifadesiyle son peygamberdir. Ondan sonra vahiy gelmeyecektir.

Materyalistlerin Takıntıları 6:
Alâk suresi ve ardından gelen kalem suresi sürekli Ebu Cehil’e lanetler yağdırmaktadır. Allah neden kendi yarattığı Ebu Cehil’e bu kadar kin gütmektedir? İnsanlığa gönderdiği ilk sözleri neden bu kişiye ayırmıştır?

CEVAP 6: Ateistlerle Ebu Cehil’in muhabbeti nereye dayanıyor dersiniz? Bu ateistler, Alak ve Kalem suresinin neresinde Ebu Cehlin ismi geçmektedir ki, öyle münasebetsiz bir soru ile Kur’an’ı eleştirmeye yeltenmekteler? Ebu Cehlin esas ismi Hişamdır. Künyesi ise Ebulhakem’dir. Bunların, Kur’an’ı bilmedikleri ve onu tanımadıkları aşikardır. Allah Kur’an’da Ebu Cehil’den isim olarak hiç söz etmez. Allah kendisini inkar edenleri cezalandıracağını vadetmiştir. Hiç kimse Allah’a hesap soramaz. Sormaya kalkan da Müslüman olamaz. Kim kimin parasını nereye harcadığını sorgulayabilir? Allah yarattıklarında dilediği gibi tasarruf yapma hakkına sahiptir. Ona rağmen Allah Kur’an’da, kullarına asla zulmetmeyeceğini ancak onların birbirlerine zulmettiklerini beyan etmektedir. 

 Materyalistlerin Takıntıları 7:
Müddessir suresi 31. ayette ve Fatır suresi 8. ayette geçen “Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola getirir.” sözü ne anlama gelmektedir? Allah dilediğini şaşırtırsa, şaşırmış olanlar neden cehennemde cezalandırılırlar? Allah dilediğini doğru yola getirirse doğru yola gelenler neden cennet ile ödüllendirilirler? Kimin şaşırıp kimin doğru yola geleceğine Allah karar veriyorsa hesap günü nedendir?

CEVAP 7: Allahu Teala Sure-i Müddessir’de buyuruyor ki, mealen;
–  “Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.” (Müdessir-19), “Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.” (Müddessir-23), “Bu, dedi, başka değil öğretile gelen bir sihirdir.” (Müddessir-24) “Bu, sadece bir insan sözüdür.” (Müddessir-25), “Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: “Allah bu misalle ne demek istedi?” desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.” (Müddessir-31) Fatır Suresi, mealen;
“ Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah’ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.” (Fatır-5)“Çünkü şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.” (Fatır-6) “İnkâr edenler için şiddetli bir azab vardır. İman edip salih amel işleyenler için de bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.” (Fatır-7) “Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş olan kimse de mi (iman edip salih amel işleyenler gibi olacak)? Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin. Çünkü Allah, onların bütün yaptıklarını bilir.” (Fatır-8) Burada ayetler dikkatle okunursa, insanın yapacağı bir şeyi iradesi ile ölçüp biçtiği ve sonrada iman veya inkar ettiği vurgulanarak her insanın kendi özgür iradesi ile imanı veya küfrü seçtiği gayet açık olarak görülmektedir. Allah’ın hidayet etmesi veya saptırması konusuna gelince o şudur: Bir kimse, imandan veya küfürden birisini tercih etmesinden sonra Allah’ın onu yaratmasıdır. Allah kulunun imanın yaratılmasına sebep olmasından razıdır, küfürden ise razı değildir. Zira kula tercih gücü verilmiş, yaratma gücü verilmemiştir. Kula seçim yapma gücü verildiği için kul o işin sorumlusu olmaktadır. Bir iş de tercih eden kul, iman veya sapkınlığı yaratan Allah’tır. İnsanda irade olmasa Fatır 5. Ayette kula şu hitap yapılır mıydı? “Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.”( Fatır-5) 

 Materyalistlerin Takıntıları 8:
Tebbet Suresinde Ebu Leheb’e lanet edilmektedir, onun cehenneme gideceği Allah tarafından belirtilmiştir. Neden hesap günü gelmeden Ebu Leheb’in cehenneme gideceği belli edilmiştir? İnsanlar hesap gününde sorgulanıp ona göre cennete veya cehenneme gönderilmeyecekler midir? Ebu Leheb ve karısına neden böyle bir istisna yapılmıştır? Eğer Ebu Leheb sonradan tövbe edip islama dönseydi Allah onu affetmez miydi? Allah bağışlayıcı değil midir? Biz aciz insanoğlunun hata yapabileceğini, ilk baştan bir dini kabul edemeyebileceğini bilmemekte midir? Allah Ebu Leheb’in ölene kadar İslamı kabul etmeyeceğini bildiği için ona cehennem haberini verdiyse, yani Allah onun İslamı kabul etmeyeceğini başından beri biliyorsa neden yaratmıştır? Allah Ebu Lehebi ve karısını doğrudan cehennemde yakmak için mi yaratmıştır?

CEVAP 8: Ebu Leheb yeğeni olan Peygamberimize karısı ile birlikte çok sıkıntılar vermiş ağır hakaretler yapmışlardır. Bununla da kalmayıp her yerde İslam düşmanlığı yaparak Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Allah’ın ilmi insanların ilmi gibi zan değil kesin bilgidir. O sebeple Ebu Leheb’in hür iradesi ile hiçbir zaman İslama dönmeyeceğini bildiği için ona lanetlik olduğunu haber vermiştir. Şunu da bilmek gerekir ki insanı etkisiz ve tepkisiz, bilgisiz, kör ve sağır atomlardan yaratıp insan şekline sokan ve bir ömür boyu onu yediren içiren Allah’ı bu şekilde sorgulamak kabirde ve kıyamette başa gelecek korkunç felaketleri bilmemekten ileri gelir.. Allah küfrü ve şirki asla bağışlamayacağını bildirmiş bunun üzerine daha fazla konuşmak yersizdir. İman etmek o kadar zor mudur? Neden inkar? Ayrıca kıyamet günü kafirlere amellerinden dolayı sorgu yoktur. Onlara sadece kabirde niçin iman etmedikleri sorulacaktır. Onlar doğrudan sonsuz kalmak üzere cehenneme atılacaktır.Allah insanları yaratmadan önce kimin hür iradesiyle kafir, kimin mümin olacağını biliyordu. Herkesi imtihan etmesi, bizi bize göstermek içindir. İmtihan etmeseydi o zaman kullar “bizi imtihan etseydin biz kafir olmazdık” diyeceklerdi. Bu bahanenin kalmaması için imtihan edilmekteyiz.. Allah insanları ve cinleri Allah’ı tanısınlar ve O’na kulluk yapsınlar diye yaratmıştır. (Bakınız; Zariyat Suresi -56)  www.islamdergisi.com

Materyalistlerin Takıntıları 9:
Tekvîr suresi 2. ayette Kıyamet vaktinde yıldızların döküleceği bildirilmektedir. Yıldızların dünya üzerine düşmesi nasıl mümkün olabilir? Dünya yıldızlara göre küçük bir cisimdir ve olası bir düşme dünya üzerinde değil, dünyanın çekim alanına girdiği yıldız üzerinde gerçekleşebilir? Dünya üzerine kaç tane yıldız düşebilir? Yoksa yıldızların dünyadan kat kat daha büyük oldukları bilinmemekte midir?

CEVAP 9: Allahu Teala buyuruyor ki, mealen; “1- Güneş katlanıp dürüldüğünde, 2- Yıldızlar bulandığında, (düştüğünde) 3- Dağlar yürütüldüğünde. (Tekvir-1,2,3) Ayette geçen “nekerat” sözcüğü bulanma anlamında olan “kedera”dan türemiştir. Bazı alimler buna düşme anlamını yüklemişlerdir. Velev ki yıldızlar düşse bile bunun nereye düşeceği buradaki ayette geçmez. Yıldızların nereye düşeceği Vakıa suresinde 75. Ayette şu mealde belirtilir:   “Hayır, yıldızların düştüğü yerlerine yemin ederim ki.” (Vakıa-75)  “Bilirseniz bu büyük bir yemindir. “ (Vakıa-76) İlgili ayeti kerimede bir yıldız mezarlığından bahsedilmektedir ve bunun dünya olmadığı gayet açıktır. Bu mucizeyi hiç bir teknolojinin olmadığı bir devirde Kur’an zamanımızdan yaklaşık 1400 yıl önce haber verirken, Amerikan uzay dairesi NASA, yakın zamanda uzayda böyle bir yeri keşfetmiş ve adına da yanlışlıkla Kara Delik ismini vermiştir. Daha sonra bu yerin Kara Delik değil, yıldızlar mezarlığı olduğu anlaşılmıştır. Oraya Kara Delik denilmesi ise, içine milyarlarca dünyayı alacak kadar o yerin büyük olması ve bir yerin kütlesinin artması oranında da çekim gücünün çok güçlü olması sebebiyle ışığın dahi yutularak orasının kara delik gibi gözükmesindendir. Ateist felsefe ile Kur’an asla anlaşılmaz. Zira Kuran art niyetli gönüllere kapalıdır. Gerçekten inanmak isteyen her insana ise, Allah Kuranı anlama yeteneği vermektedir. Ateist felsefenin anlayamadığı ve akledemediği bir soru daha var .  Onu da onlar sormadan biz sorup cevabını da biz vermiş olalım. O soru şudur: “ Kıyamet koptuğunda ve yıldızların düşüşe başladığında olup bitenlerin görüntüsünün dünyaya ulaşması için milyonlarca ışık yılı ötedeki yıldızların düşüş görüntüsünün dünyaya ulaşması milyonlarca yıl alacaktır. O halde bu şartlarda insanların kıyametin kopuşunu görebilmesi için günümüzden milyonlarca yıl önce kıyametin kopmuş olması gerekir ki onu insanlar görebilsin. Veya Melek Cebrail’i hangi kuvvetle Arşın altından bir anda mesafeleri dürerek yeryüzüne gönderdiyse Kıyametin kopuş görüntüsünü de fizik ötesi bir kanunla anında insanlara gösterecektir. Zira Allah ; “ Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” dir. Yani Allah’ın gücü her şeye yeter…  

 Materyalistlerin Takıntıları 10:
Kadir suresi 1. ayette “O Kur’an’ı, kadir gecesinde gerçekten biz indirdik.” yazmaktadır. Kur’an bir gecede mi inmiştir, yoksa 23 yılda mı inmiştir? Eğer kadir suresi 1. ayette yazdığı gibi bir gecede indiyse neden aynı zaman tebliğ edilmemiştir ve neden Muhammed Kur’an’ı kitap haline getirmemiştir? Kur’an bir gecede indiyse 23 yıl içerisinde Muhammed’in karşılaştığı olaylardan sonra inen ayetler nedir? Kur’an bir gecede indiyse neden Muhammed’e bir süre vahiy gelmemesinden sonra müşriklerin Muhammed’e “Rabbin seni unuttu mu, yalnız mı bıraktı?” gibi sözlerinin ardından Duha suresi 3. ayet olan “Rabbin seni terk etmedi, darılmadı” ayeti indirilmiştir.

CEVAP 10: Kuran Beraat gecesinde Levhi Mahfuzdan (Cennetlerin üstünde nurlu bir semadır) birinci semanın üzerine indirilmiş ve Kadir gecesinde ilk kez Rasulullah’a ulaşmıştır. Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir.  Kur’an tefsirlerinde Kur’an-ı Kerim’in, Levh-i Mahfuz’dan dünya göğüne yani; yıldızların içinde bulunduğu uzaya Beraat Gecesi indirildiği bildirilmektedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamber Efendimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.  Allahu Teala buyuruyor ki, ayet-i kerimede mealen: -“Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.” (Duhan 2,3) Kuran Birinci semaya toplu olarak indirilmiş Peygamberimize ise 23 yılda ayet, ayet, sure, sure indirilmiştir. Kadir suresinde ise, toplu olarak indirildiğine dair bir ifade görülmemektedir.
www.islamdergisi.com

 

K Ü F Ü R   S Ö Z L E R  (Dinden Çıkaran Söz ve İşler) İçin TIKLAYINIZ:
Elfazı Küfür (Dinden Çıkaran Söz ve İşler) 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir cevap yazın