SORU-CEVAP

İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz.  Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.

Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

İslam Dergisi

DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanın.

Bir yanıt yazın

“SORU-CEVAP” üzerine 33.341 yorum.

  1. Selamunaleykum. Kafama takılan bir hsuus var yardımcı olursanız çok mutlu olurum. Şimdi internette ismi yabancı biri var ve mutlu noeller diye noel zamanı fotoğraf atmış ben de dedim yanacaklar hala noel derdindeler diye ama kendisi bunu bilmiyor. Sonra araştırdım müslümanmış hocam ben kafir mi oldum şimdi boşa mı gitti o kadar sevaplarım çok üzülüyorum

    1. Aleykümselam Elif hanım. Siz o şahsı tekfir etmekle kafir olmadınız bilakis size, “mutlu noeller” diyen kimse zaten kafir olmuştu.

  2. Selamunaleykum. Biri beddua etse sonra cok pişman olsa samimi tovbe etse bedduayi geri alabilir mi ??

    1. Aleykümselam.
      Beddua geri alınabilir. Ahvalini Allaha arz etsin bedduasını geri alsın hatta sadece hayır duası etsin yeter.

  3. Es selamun aleyküm, kafamda halledemediğim bir mesele var bana yardim edin. Tasavvuf ehliyim Abdestli dualı, örtülü bi şekilde sağ tarafıma sünnet üzere uyuduğum halde beni karabasan geceleri görüntü olarak değil ama yatak sarsıntısı, vücut kitlenmesi ve ses çıkarmama şeklinde korkutuyor. Bu durum beni epey üzüyor. Cevabınızı bekliyorum selametle.

  4. Selamun Aleyküm.
    Semud kavmiyle alakali sorum var.
    Hz salih o kavme gönderilmiş hz musadan önce yaşadiğina göre hz salih milattan önce 2000 civari yaşamiş olabilir.
    Efendimiz taif seferi sirasinda el hicrde semudlara ait evlere girilmemesini ve ordaki kuyulardan su çekilmemesini şoylemiş orduya, bunlar hadislerde var.
    Şimdi arkeologlar el hicr medain salihteki o yapılan evler ve kuyuların arkeolojik çalişmalar sonucunda ms 40 ve ms 100e ait olduğunu söylüyor.
    Ama bahsettiğim gibi hz salih tahminen milattan önce 2 bin yilinda yaşamiştir.
    Bazi kişiler bunlari yazarak islama saldiriyorlar. Hz Muhammed haşa burada yalanı ortaya çıktı o yapıların hz salih dönemiyle alakasi yok arkeolojik kazılar sonucu bu bilgi elde edilmiştir.
    Bunla alakali cevabiniz varmıdır.

    1. Aleykümselam.
      Malumdur ki Salih aleyhisselam, Hz İsa’dan önce yaşamıştır.
      Semud kavmine ait olduğu sanılan tarih doğru değildir.
      Semud kavminden sonra ise başka kavimlerin aynı yerde yaşadıklarına inmamıza engel ne mevcuttur?
      Ayrıca modern bilimin birçok kez yanıldığı vakidir. 2000 yıl öncesine ait olduğu belirlenen kalıntılar çok daha eski tarihlere ait olduğu ortaya çıkıyor. Bazen de bunun tersi olmaktadır.

    2. Hocam zaten semud kavminden sonra orda nebatiler yaşamiştir bunlar o yapılar nebatilere ait ms 40 ms100 arası diyor.
      yani yazidada bahsettiğim gibi efendimiz taif seferi sirasinda ordan geçerken o yapilarla alakali oralara girmeyin demiş kuyulardanda su çekmeyin demiş semud kavmiyle alakalı bunlarda o yapılar semuda ait değil ms 40 ms100 arasina nebatilere ait hz salihde hz musadan önce tahminen m.ö 2 binde yaşamiştir diyor benim sordugum bu.
      Bu konuyla alakalı efendimiz orda semud kavminin yaşadiğini biliyordu ama o meskenler(evler) kuyular onlara ait oldugunu sanıyordu ama yanıldı gibi seyler geliyor aklima böyle bir düşüncenin hükmü nedir böyle birşey olabilir demek küfürmüdür ?

    3. Değerli kardeşim, Peygamberler Allahu Tealadan vahiy alırlar. Onların yanılması halinde Allahu Teala onların yanılgısını meleklerle düzeltir. Onların keşfi evliyaların ki gibi değildir. Evliyaya da olağan dışı şeyler bildirilir bazen onların keşiflerine şeytan veya evham karışabilir ama Peygamberlerin ki asla böyle olmaz. Aksi halde dini inançlar zaafa uğrardı.
      Söz konusu nakil doğru mu değil mi evvela ona bakmak lazım. Doğru ise bize nasıl yansıtıldı ona bakmak lazım. O da doğru ise orada çalışan kimseler art niyetli iseler bilimsel gerçekleri gizler değişik şekilde halka yansıtabilirler.

      Sana şeytan vesvese vererek imanını çalmaya çalışmaktadır dikkatli olup da öyle şeyleri okumayasın.
      Kafirlerin İslam hakkında yazdıklarını okuyarak imanını kuvvetlendireceğini sananlar, elindeki zehri içerek şifa bulacağını sananlar gibidir.

    4. Hak hakikat belliyken imanimdan vazgecmem tabiki dediğiniz gibi şeytan sürekli kafamda cevap bulmak için size yazdim.kaynaklari asagiya atiyorum bu konuyla alakali aksam son kez 1 soru daha sorcam bekir hocam.
      (Buhari, enbiya- Müslim,Zühd)

      Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbnû Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus, İbnû Şihab’dan naklen haber verdi. Kendisi Hicrî (yâni) Semûd kavminin meskenlerini anlatıyormuş. Salim b. Abdillah demiş ki: Gerçekten Abdullah b. Ömer şunları söy­ledi : Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) ile birlikte Hıcra uğradık. Bu­nun üzerine Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) bize:

      «Kendilerine zulmedenlerin başına gelenler, sizin başınıza da gelme­sinden korunmak için onların meskenlerine girmeyin! Ancak ağlayarak gi­rerseniz o başka!» buyurdu. Sonra hayvanını sürdü ve sür’atle giderek o yeri arkasında bıraktı.

       

      Bize Süleyman ibn Bilâl, Abdullah ibn Dinar’dan;
       o da İbn Umer(R)’den tahdîs etti ki, Rasûlullah (S) Tebûk gazvesinde Semûd kavminin helak olduğu Hıcr vadisinde konakladığı zaman, sahâbîlerine buranın kuyusundan su içmemelerini ve buradan su al­mamalarını emretmiş. Sahâbîler:

      — Biz bu kuyunun suyundan alıp hamur yoğurduk ve su kapla­rımızı doldurduk, demişler.

      Bunun üzerine Rasûlullah onlara bu hamuru atmalarım ve al­dıkları suyu da dökmelerini emretmiştir.

      Ve Sebre ibn Ma’bed’den ve Ebu’ş-Şumûs’tan, Peygamber’in yi­yeceklerin atılmasını emrettiği rivayet olunur. Ebû Zerr de Peygam­ber’in, buranın suyuyla hamur yoğuran kimseye bunu atmasını emrettiğini söylemiştir.

       

      53-……. Abdullah ibn Umer (R) ona (yânî Nâfi’e) şöyle haber vermiştir: İnsanlar Rasûlullah’m beraberinde Semûd arazîsi olan el-Hıcr’a inip konakladılar, akabinde oranın kuyusundan su aldılar ve bununla hamur yoğurdular. Rasûlullah (S) onlara, oranın kuyusun­dan aldıkları suyu dökmelerini, o su ile yoğurulan hamuru develere yedirmelerini emretti. Ve yine RasûIuİlah onlara Salih Peygamber’in dişi devesinin su içmeye gelmekte olduğu kuyudan su almalarını emretti.

      Bu hadîsi Nâfi’den rivayet etmekte Ubeydullah’a, Usâme ibn Zeyd ibn Harise mutâbaat etmiştir[83].

       

      54-…….ez-Zuhrî şöyle demiştir: Bana Salim, babası Abdullah ibn Umer(R)’den şöyle haber verdi: Peygamber (S) el-Hıcr’a uğradı­ğı zaman: “Ağlayıcılar olmanız hâli müstesna, onlara isabet eden mu­sibetin sizlere isabet etmesinden sakınmak için kendi nefislerine zulmetmiş olan kimselerin meskenlerine girmeyiniz” buyurdu. Son­ra kendisi devesinin üzerinde olduğu hâlde ridâsıyle örtündü.

       

      55-…….Abdullah ibn Umer (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S):

      “Ağlayıcılar olmanız müstesna, onlara isabet eden azabın benzeri­nin size isabet etmesinden sakınmak için kendi nefislerine zulmet­miş olan kimselerin meskenlerine girmeyiniz” buyurdu[84]

    5. Hadisleri atmamin sebebi belki başka mana vardirda siz bulursunuz diye.
      Mesken yurt anlamina geliyorsa ordanda yürüyebiliriz mesela efendimiz o evleri kastetmemiş o civarlari kastetmiş gibi.. ama Kuranda belirtilen oyulmus evler ibaresine uyan o civarda ordan başka evler yok diye biliyorum.
      Siz araşirip oryantalistlere gereken cevabi verirsiniz hocam

    6. Onlara ne yazarsanız yazınız onlar kör ve sağırdır. Biz temiz sayfalara yazı yazmak isteriz karalanmış sayfalarla uğraşacak zamanımız yoktur.
      “Leküm dîniküm veliye dîn” (Sure-i Kâfirun)

    7. Hocam orda kalıntılar derken semudlarin dağlara oyulmuş evleri derinlere nasil gidicekki.
      Efendimiz onlarin meskenlerine girmeyin derken illa ordaki Kurandaki tabirle” dağlara oyulmuş evleri” kastettimi deriz yoksa meskenlerine derken onlarda zamaninda buralarda bu yurtta yasadi manasindami demistir efendimiz?
      Hocam yazi aşagida kaldi burdan devam etmek istedim sizin tarih konusunda bilginiz olduğunu bildigimden bu konuyla alakali son bir soru sormak istiyorum size.

      Şimdi kısa olarak direk anlatayım.
      Hz Musanin dünya üzerindeki yılları Tahmini olarak çoğunluğa göre m.ö 1300lü yıllar.
      Hz Salihde hz.musadan çok önce olduğundan tahmini m.ö 1.500 -2000 yılları arasında Semud kavmine gönderilmiştir.
      Ama Tarihi kaynaklarda semudlarla alakalı şu bilgiler var ;

      M.Ö 715 tarihli Sargon(2.Sargon Asur Kralı) kitâbesinde Semud kavmi Asurluların hakimiyet altına aldıkları şarki ve merkezi arabistan kavimleri arasında zikredilmektedir.(Islam Ansiklopedisi)
      (Özellikle bu kaynak hakkinda değerlendirme istiyorum.)

      Bir başka kaynak;
      Tarihi kayıtlar Semud ların en son İsa döneminde hüküm sürdüğünü bildiriyorlar. Yani yaklaşık 2000 yıl önce

      Bir diğer kaynak;Pilinius(1.yy) kitabında Semûd kavminin Domata ve Hegrada yaşadiğini yazmış(Islam Ansiklopedisi)
      Ama tabi pilinous direk o devirde yaşadiklarinimi yazmış kitabinda bilmiorum sadece bu yaziyi bulabildim.

      Son olarakda; bir türk yazar kitabında Semudlularin 1.yüzyilda yaptiği yapilarla alakali bir yazi yazmış.

      Yani sorum şu Hocam; Semud kavmi tahminen M.Ö 1500-2000 helak oldu ama semudlarla alakalı yukaridaki kaynaklar var bu kaynaklari değerlendirip cevap yazarmisiniz Kurandaki Ashabul Ress’e helaktan sonra semud kavminden kalan az bir kısım diyenler var sanırim buda konuyu açıklamada yardımcı olabilir.?

    8. Salih peygamberin Hz İbrahim devrinde yaşamış olması ile alakalı tarihin kaynağı israiliyatttır. Yani ne peygamberimiz ne de Kuran onun yaşadığı tarihi açıkça belirtmemiştir. Hz Musa’dan 1500 yıl önce yaşayan Hz Salih değil Hz İbrahim’in yeğeni Lut peygamberdir. Bu konuda bir araştırma yaptım Salih peygamberin yaşadığı tarih hiçbir kaynakta açıkça belirtilmemiştir. O halde arkologların belirttiği tarih doğruya daha yakındır. Yani Hz İsa’dan kısa bir süre önce yaşamış olması daha gerçeğe uygundur.

    9. Hocam hatta o linkte Salih b. Ubeyd, b. Esif veya Asit, b. Kemaşic b. Ubeyd, b. Hadir b. Semud, b. Âbir b. İrem, b. Sâm, b. Nuh Aleyhisse!amdır. Diyede soyuna kadar yazmişlar hz salihin soyunu bunu nasil nerden bakip yaziyor bu ilimle uğraşan kişiler

    10. Bu haber de eksiktir. Zira Hz Nuh ile Salih peygamber arasında on binlerce yıl geçmiş nasıl olur da bu kadar az ata olur.?
      Bütün yanlışların kaynağı israiliyat haberleridir.

    11. Tevrat’ta Nuh oğlu Sam oğlu Arpakşad oğlu Şilah diye geçer Salih Peygamber
      Midraş metinlerinden yola çıkılarak, milattan önce 2800’lü yıllarda yaşadığı tahmin edilmektedir.

      Midraş metinleri M.ö 100de yazilmiştir tevratta daha eskidir Hz salihden bahsedildiğine göre ozaman sizin dediğiniz (hz isa dönemine yakın)olmuyo hocam.
      Konuyu aydinlatabilecek son bir bilgi vericem.
      Kurandaki Ashabul Ress hakkinda bazi kişiler Semud kavminin artiklari yani helaktan sonra kalan azınlık demiş burdan yürüyebilirmiyiz bu kişiler tekrar büyük bir kavim olmuş helaktan sonra semudlarla alakali bilgilerin olmasida bu ashabul ressle alakalidir gibi bişi denilebilirmi. Hükmü nedir.

    12. Tevrat gerçek tevrat değil ki itimat edelim. M:Ö. 2800 yıl önce sanılan bir bir hadise M.Ö. 100 yıl sonra yazılıyor. Bu ne kadar sağlıklı olabilir. ?
      Tarihçilerde bu tür israiliyet haberlerine dayanarak Hz Salihi çok eski yıllarda yaşatmışlardır. İşte bütün yanlışlığın sebebi bu muharref tevrattır.
      Oysaki Kuranda Ad ve Semud diye geçer Hz Salih nebinin kavmi. Ad kavmi yemende semudtan daha önce yaşamış bir millettir. Ad kavminin azgınları orada helak olduktan sonra iman edip sağ kalanlarına semud kavmi denilmiştir. Semud orada belli bir süre yaşadıktan sonra arabistanın kuzeyine taşınmış (Hicr bölgesi).. Bu milattan önce 500 veya 1000 yıllar arasında varsayılmaktadır. Mezepotamyalı kral sargon onlarla savaşıp onları yenmesi de o tarihlere rastlar. Semud’un bakiyesi yani hz. Salihe iman edip orayı terk edenler ise bazı kaynaklara göre M.S. 400-600 lü yıllarda tamamen tarihten silindiği yazılır.
      Hz Salih kesin olmamakla birlikte Hz İsa’dan önce dünyaya gelmiş ve 150 yaşlarında vefat etmiştir.
      Sizin Peygamberimizin haberi sandığınız tarih bilgisi ise israiliyattır. Boşuna vesveselenmişsiniz.

    1. 49 – Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah’a secde ederler.

    2. – “Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah’a secde ederler. ” Nahl/49

      İnsanlarda uzaydan gelmiştir. Hz Adem bu dünyyada doğmadı buraya cennetten gelmiştir. Göklerde yani uzayda melekler ve cinler yaşar. Cinler dünya ve galaksilerin bulunduğu göklerde yaşar melekler ise yedi kat göklerde ve yeryüzünde yaşarlar.

  5. bana, ahirette kimin nereye gideceğini allah bilir, gaybı allah bilir, biz bilemeyiz diyorlar.
    Müslümanlarla ilgili ayetleri veya tefsirleri okurken müslümanlara mükafat vereceğini söylüyor. O halde bi insan dese ki ben
    nasıl olsa müslümanım allah mükafatımı nasıl olsa verecek bundan sonra kesin olarak iman ile kabre gireceğim diyemez,
    ya da münafıklar, defalarca küfre girip yeniden iman edenler ya da imandan sonra inkar edip, inkarda ileri gidenler
    için ise çetin şeyler söylüyor, o halde, bu insanlar, akıbetini kesin olarak bilemez mi?
    nasıl olsa ayetlerde böyle yazıyorsa.
    kısaca sorum şöyle,
    bi insan bi başkasının ya da bi insan kendi kendisinin kesin olarak cennete mi cehenneme mi gideceğini bilebilir mi ? alimlere, hadislere, ayetlere veya tefsirlere bakılarak?
    bi yerde yalnışlık yapıyorum ama anlayamadım herşey ortadaysa.

    1. Mustafa kardeşim Allahu Teala sizden razı olsun bilesin ki su testisi su yolunda kırılır derler.
      Peygamberimiz, “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” Buyurmuştur. Yani, bir kimse bile bile küfür ve şirk üzere yaşarsa o küfür üzere ölür.
      Bir müslüman ehli sünnet itikadını öğrenip ona göre de amel eder, şirkten ve inkardan aslandan kaçar gibi sakınırsa Allah onun emeklerini asla boşa çıkarmaz. Sen güzel yaşa ve Allahtan hep güzel son ümit et. Ama kötü yaşayıpta güzel son beklemk elindeki zehri içerek ondan şifa beklemek gibi olmaz mı?

  6. Selamun Aleyküm.
    Avucumuzun içindeki rakamlar arapçada 18 ve81imi ifade ediyor.
    Toplayinca 99 Allahin isimleri çikarincada 63 Efendimiz aleyhisselati vesselamin yaşi çikiyor bu çok önemli bir detay ama kuran ve hadisde bilgi yok diye biliyorum sebebi nedir imtihan sirriyla alakalimi

    1. Aleykümselam.
      Avuçların içindeki kalın çizgiler arapça sayı olarak soldan sağa 81 ve 18’dir Toplam 99 eder.
      Herkes her şeyi bilemez. Kur’an ve hadislerdeki bir çok sırlara vakıf olmak için ashabtan İbn-i Abbas gibi alim olmak lazım.
      Kuranda bu konya dair bilgi olmadığı düşünceniz yanlıştır.
      Bu konuya işaret eden ayet mealen:
      – “Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?” (Sure-i Zariyat, Ayet: 20-21)

    2. Hocam bir inancsiz şöyle demiş
      rivayete göre allah kuran’da farklı suçlara göre 81 kez “affederim”, 18 kez de “affetmem” dermiş*. affettiği sayının daha çok olması, allah’ın hoşgörüsünü gösterirmiş.

      iki sayının toplamının 99 olması da, allah’ın kendi adının sayısı kadar* hüküm verdiğini (affettiğini ya da affetmediğini) gösterirmiş.

      islamda sağ tarafın iyi, sol tarafın kötü sayılmasından dolayı; affedilen sayı sağ elde, affedilmeyen sayı sol elde olmalıydı gibi geliyor ama…?!

    3. 18+81= 99 sayısından hüküm çıkarıp, 18 kez affetmez 81 kez affeder gibi bir hüküm çıkaramaz. Böyle bir şey sapıklıktır. Hiçbir kimse Allahu Tealanın affına ve azabına sınır koyamaz.
      sağ elle başlamak yemek içmek sünnettir. Taharet ve sümkürmek gibi işleri de sol elle yapmak evladır. Bu durum sağ eli sol elden üstün göstermek manasında değildir.
      Ellerdeki bu 99 sayısı Allahu Tealanın hikmet ve kudretini hatırlatmak babındandır. Başka bir mana çıkarmak falcılıktır.

  7. Selamunaleykum hayirli cumalar. Hocam seytan bazen cin hakkında vesvese veriyor bu durumdan nasil kurtulabilirim ? Bilmediğim konuyu arastirirsam ve dua edersem vesvese gider mi ne onerirsiniz ?

    1. Aleykümselam Elif hanım size de hayırlı Cumalar ve huzurlu bir ömür versin Rabbim.
      Cinler hakkında fazla bilgi edinirseniz vesveseye maruz kalırsınız.
      Bir kul olarak Allah nasıl inanmamızdan ve nasıl amel etmemizden razı olur onu öğrenmeye çalışırsanız hem vesveseden hem kurtulur hem de İlahi rızaya vasıl olursunuz. Bunun için sağlam bir islam ilmihali okuyup ona göre amel ediniz.
      Vesvese ve korkularınız için ise;
      Her sabah ve akşam Ayetel kürsi, Kureyş suresi, İhlas, Felak ve Nas surelerini her sabah ve akşam en az üçer kez okuyunuz ve Allah dilemedikçe sana hiçbir kimsenin zarar veremeyeceğini aklınızda tutarak Allaha sığının ve Allahtan başkasından korkmamaya çalışın.

  8. ben ismini vermeyim bi tane meşhur ehli sünnet bi hocanın itikatla ilgili kitabını aldım.
    kitabın sonlarında hergün okunması gereken imanda sabit kalmamız ve imanlı ölmemiz için ayet ve kısa dualar var. ve sonra kitapta şöyle yazıyor …..imanımızı koruyabilmemiz için elden gelen bütün gayreti göstermemiz gerekirken, yapılması bu kadar kolay olan vazifeleri de terkedersek elbette bu …..imana önem vermeme göstergesi olur, gibi şeyler yazıyor. bu yüzden 2, 3 yıldır çoğu zaman o duaları okuyorum. ama merak ettim, o dua ve kitapta yazan ayetleri okumasak imana önem vermediğmiz için küfre mi giriyoruz? yoksa kitabı yazan hocanın böyle sözleri söylemesindeki amaç sadece teşvik için mi?

    1. Sanırım o hocanın sözleri yanlış anlaşılmış olmalı. Bir müslüman amentünün şartlarını inanarak kabul etti ise bir ömür boyu küfre ve şirke girmedikçe şehadet kelimesini tekrarlaması mecburi değildir ama her abdest almada hatta aklına geldikçe bir mümin kelime-i şehadeti veya amentüyü okuyarak imanını tazelemelidir. Bu Peygamberimizin tavsiyesidir.
      Farzları yapmakla haramlardan sakınmakla emrolunduk. Mümin ehli sünnet akaidine göre farzları inkar etmeden tembellikten dolayı terk etse bile kafir olmazken o söz konusu duaları terk etmekle hiç bir kimse kafir olmaz.

  9. Merhaba hocam. Özellikle bazı zamanlar dua etmeyi daha fazla seviyorum. Başlı başına bi terapi gibi dua etmek benim için. Bazen dua ederken bunu dile döktüğüm zaman Rabbime karşı içimdeki o yogun ruh hali azalıyor ama gönülden istedigim zaman daha çok hissedebiliyorum duanın gücünü. Elbette bu her zaman için geçerli degil ama bazı zamanlarda bu nedenle dile dökmeyip kalpten bi şekilde istemek daha güzel geliyor. Yani dua ederken illaki elimizi açıp dil ile mi dile getirmeliyiz yoksa arada sırada susup sadece kalben istemekte aynı etkide olur mu? Ayrıca namazda iken secdeye gidince secde tesbihini yaptıktan sonra kafamızı kaldırmadan ve dili oynatmadan da kalben dua edebileceğim söylenmişti. Namaz halinde secde de dualarımı yogunlaştırsam bir sakıncası var mı? Namazın dışına çıkmış olur muyum?

    1. Merhaba Gül hanım.
      İnsanın gönlü çok latiftir. Öyle ki sudan havadan daha latif olduğu için en küçük olumsuzluk rüzgarından etkilenir. O sebeple mum ışığını karanlık gecede rüzgardan koruduğumuz gibi gönlümüzü de olumsuz yönde etkileyecek düşüncelerden kem sözlü kişilerden korumalıyız. Aksi halde içimizde şeytan fırtına estirir.
      Öyle olunca da dua etme isteğimiz azalır.
      Gönülden dilsiz, harfsiz , sessiz yapılan istek ve arzulara dua değil temenni denir. Evliyaullah yaparsa ona himmet denir. O da güzeldir zikir sayılır lakin Allahu Tealadan bir isteyeceğimiz zaman elimizi açıp dilimiz ve kalbimizle isteyeceğimiz dua sünnettir.
      Namazda ise farzlarda secdede dua yapılmaz lakin “sübhane Rabbiyel a’lâ” (Her türlü ayıp ve kusurdan temiz Rabbim, Sen en yücesin) diyerek Rabbimiz hamd ile tesbih ve tenzih ederiz. ama nafile namazlarda secdede iken kalbimizle dua edebiliriz.

  10. Hocam selamunaleykum. Bazen telefonumdan bakara suresi açıyorum ordaki adam okurken ben de dinliyorum ama sanki bazen içim daralıyor gibi. Son zamanlarda biraz daha ibadetlerime ağırlık verdim. Şeytanın vesvesesi midir bu ?

    1. Aleykümselam.
      Kuran dinlemek farzdır. İçinizin daralması şeytanın vesvesesidir.

  11. Selamun Aleyküm elimin altında hadis kitabi yokda araştiramiyorum bi konuya bakicamda sizden bi ricam var efendimiz Taif seferindeyken semud kavminin yaşadiği bolgede efendimiz orduya sahabelere neler demiştir o hadisleri atabilirmisiniz ordaki kuyular ve evler hakkinda yani

    1. Hicaz bölgesinin dünyâ cenneti sayılabilecek bir şehri olan Tâif, bir tepe üzerinde kurulmuş muhkem bir kaleye sâhipti. Bu yüzden Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yapmış olduğu muhâsara, hayli çetin geçmiştir.

      Bu muhâsara, bir zamanlar Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e yapılan zulmün bir intikâmı değil, Huneyn Harbi’nin bir devâmı mâhiyetinde idi. Zîrâ Huneyn’den kaçanlar, onların genç reisleri Mâlik bin Avf dâhil hepsi Tâif kalesine gitmişlerdi. Benî Sakîf’le berâber yeni bir müdâfaa harbine hazırlanmışlardı.

      Muhâsarada birçok harp taktiği uygulandı ve yeni harp vâsıtaları kullanıldı. Ancak Tâif çok muhkem bir kale olduğu için, yapılan hücumlara gâyet iyi dayanıyordu. Diğer taraftan, düşmanı kale dışına çıkarmak mümkün olmadı. Hattâ Hâlid bin Velîd, kendilerinden dövüşmek için er istediğinde, onlar cevâben:

      “–Sana karşı duracak kimse kalemizde yok!” diyerek oldukları yerden bir kişi bile dışarıya çıkarmamışlardı. Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

      “–Düşman, tilki gibi inine girmiş bulunuyor. Artık kendi hâllerine bırakılırsa, onlardan bir zarar gelmez!” buyurarak muhâsaranın kaldırılması hâlinde herhangi bir zararın olmayacağına işâret ettiler. Çünkü O, mütecâviz değil, bir rahmet ve teblîğ Peygamber’i idi. Mekkelilerde olduğu gibi Tâiflilerin de hidâyete ermelerine vesîle olmayı arzuluyordu. Nitekim çok geçmeden muhâsarayı kaldırdı.

      Ashâb-ı kirâm, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den, Tâif muhâsarasında müslümanlara pek çok zâyiât verdiren Sakîf kabîlesine bedduâ etmesini istemişlerdi. Rahmet Peygamberi ise onların hidâyeti için duâ etti:

      “Yâ Rabbî! Sakîf’e hidâyet nasîb eyle! Onları bize gönder!..” diye Hakk’a niyâz ve ilticâ eyleyerek oradan ayrıldı. Netîcede bu duânın bereketiyle kısa bir müddet sonra Sakîfliler müslüman olmak için Allâh Rasûlü’ne geldiler. (İbn-i Hişâm, IV, 134; Tirmizî, Menâkıb, 73/3942)

      Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hicret’ten önce kendisine çok kötü davranan, taşa tutarak her tarafını kan revân içinde bırakan bir kavme bedduâ etmediği gibi onların hidâyetini büyük bir şevkle arzu etmiştir. Nitekim bir sene sonra gelip müslüman olduklarında, târifsiz bir sürûra gark olmuş, ikramda bulunarak onlara günlerce vakit ayırmıştır.

      Bu muhâsaranın o an için en ehemmiyetli kazancı, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kaledeki kölelere, müslüman oldukları takdirde hürriyete kavuşacakları vaadi üzerine birçok kölenin düşman saflarından kaçarak İslâm’ı seçip hidâyete ermeleri olmuştur.

      Ebû Zür’a -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

      “Seyyidü’l-Mürselîn Efendimiz, Tâif Seferi sırasında, Karn-ı Menâzil mevkiinden ayrılırken hayvanına binmek istediği zaman devesi Kasvâ’yı hazırladım. Kasvâ’nın yularını elimde tuttum, üzerine binince de kendisine verdim ve terkisine bindim. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yürütmek için devenin arkasına kamçı ile vuruyor, her vuruşunda kamçı bana da değiyordu. Sonra bana dönüp:

      «–Yoksa kamçı sana da mı değiyor?» diye sordu.

      «–Evet! Anam, babam Sana fedâ olsun!» dedim.

      Cîrâne’ye inince bir köşede davarlar bulunuyordu. Ganîmet mallarının başındaki memurdan onlar hakkında bir şeyler sordu. Memur da sorulan şeyler hakkında bilgi verdi. Bundan sonra Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

      «–Ebû Zür’a nerede?» diye seslendi.

      «–İşte buradayım!» dedim.

      «–Şu davarları al! Akşamleyin sana değen kamçılara karşılık!» buyurdu. Saydığımda, o davarların yüz yirmi tâne olduğunu gördüm. Benim edindiğim ve en çok faydalandığım malım işte bunlardı.” (Vâkıdî, III, 939)

      Bu hâdisede Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kul hakkı husûsunda sergilediği hakşinaslık, çağları aydınlatacak bir mâhiyet arz etmektedir.

      KAYNAK: Osman Nuri TOPBAŞ, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yayınları, İstanbul

  12. Hocam selamün aleyküm 17 yaşlarında ümmetin anlamını bilmeden belki ümmete yada bütün ölülere insanlara küfür ettim ve çok pişman oldum şuan 21 yaşındayım ben herkesin hakkınamı girdim hocam ben ne yapıcam hocam 10 gündür yatamıyorum bana açık olun lütfen yanmadan cennete gidemezmiyim

    1. Tövbe et ve tüm Muhammed ümmetinin affı ve ıslahı için her gün dua et ki ettiğin küfrün kefareti olabilsin.

  13. hocam 21 yaşındayım 17-18 yaşlarında dinime bu kadar baglı degildim ve xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx a belkide 5-6 kere küfür ettim çok pişmanım hocam o kadar pişmanım ki içime bi şey oturdu benim tövbem yok mu bana lütfen yardımcı olun

    1. Allahu Teala buyurdu ki(mealen):
      – De ki: “Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”
      (Zümer/53)
      – Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız. (Zümer/54) Buyurmaktadır.

      Alahu Tealanın güzel isimlerinden birisi de Et-TevvÂb’tır. Yani şartlarına uygun olan bütün tövbeleri kabul edendir. Derhal tövbe et ve bir daha aynı veya benzeri küfre ve şirke düşmemek için öfkene hakim ol. Yoksa kalbin mühürlenir de bir daha tövbe edemezsin.

  14. Hocam arkadaşım haşa Allah’a küfretti birkaç kez hepsinde uyardım yapmayacağını söyledi en son biraz ağır konuştum tamam yapmıcam dedi benim bununla arkadaşlığa devam etmem uygun mudur

    1. Madem pişman olmuş ama buna rağmen tekrar aynı şeyleri bazen tekrarlıyorsa onu bırakma.
      Ona dua et ve tövbesinin bozulmaması için ona destek ol.
      Tekrar düşerse düştüğü yerde bırakma kaldır.
      Ta ki elini uzattığın halde elini uzatmazsa o vakit onu kendi haline bırak.

  15. Hocam bankadaki faizli hesabının parasıyla ev alan birinin aldığı evde yaptığı ibadet kabul mü bu paranın bir kısmı faiz yani yarısından fazlası kendi parası geri kalan kısmı üzerine eklenen kısmı faiz bu parayla ev aldığında bu evde yaptığı ibadetler kabul olur mu?

    1. O faizli para ile satın aldığı evin ne kadarı faizle elde ettiği para ise, o miktar kadar fakirlere verdikten sonra aldığı o ev helal malı olur.

    1. Aleykümselam.
      Kafir birine saygı babından efendim, reisim gibi tazimde bulunmak küfürdür. Ama tazim olmadan bey, efendi, veya reis gibi ifadeler kullanmak küfür olmaz.

    2. Çok sevdiğimiz kafir olan futbol basketbol hocasi oyunculari için adammmm tarzı övmek felan ne olur.
      2.olarak Obradovic diye hoca var fenerbahcr basket takiminda obradovic hocam gene döktürüyor desek yani orda kasıt sevgi manasinda obradovic hocam hani o manada

    3. Kafir bir oyuncunun günah olmayan becerilerini veya oyunculuğunu beğenmek küfür olmaz. Amam ona adamım demek gibi lafızlar sakıncalıdır. Günah olmayan oyunlarından dolayı yine döktürüyor demek de bir sakınca yoktur.

    4. Tazimin sözlük anlaminda yüceltmekde var siz hangi manada dediniz.
      Ben mesela bi oyuncuyu yücelttim adamsin be çok süper efsane oyuncusun diye bunun hukmu nedir

    5. Tazim yüceltmek, ululamak, saygı göstermektir.
      Sadece oyun hakkındaki hünerlerinden dolayı övdüysen bir beis olmaz.

  16. Hocam faizli alınan bir evde kılınan namazlar yapılan ibadetler geçerli olur mu sevapları kazanılabilir mi ayrıca bu faiz günahından kurtulmak için faizle elde edilen kısım hesap edilip hayır kurumlarına veya ihtiyacı olanlara verilip tövbe edilirse bu faiz günahından kurtulabilir mi insan bu vebalden kurtulmuş sayılır mı?

    1. Sırf faiz alarak veya gasp ederek veya hırsızlıkla elde edilen para ile alınan elbise ile veya bu tür para ile alınan evde yapılan ibadetler kabul olmaz.
      Faiz günahından veya gasp, hırsızlık günahından kurtulmak için faizle elde edilen, gasp veya hırsızlıkla alınan kısım hesap edilip sahipleri biliniyorsa onlara iade etmek suretiyle, sahipleri bilinmiyorsa fakirlere verilerek faiz, gasp veya hırsızlık günahından kurtulmak mümkündür.

    1. Aleykümselam.
      Caiz olmayacağına dair bir hüküm mü var?

    2. BUNU SORMAMIN SEBEBİ ISTISNA SATIŞI İLE İLGİLİ BİR ŞEYLER OKUDUM.ONA GÖRE SORMUŞTUM ,ELBİSE DİKTİRME İLE İLGİLİ HÜKÜM GEÇİYORDU, BELKİ BENİM ANLAMADIĞIM VEYA FARKLI BİR ŞEY VARDRI DİYE SORDUM.

  17. Hocam, bir vakit namazı kılmayınca o bir vakit için 80 sene cehennemde yanacak diyen tanınmış hocalar var ayrıca cehennemde en fazla 7000 sene kalınacak diyorlar eğer affedilmezlerse veya şefaat edilmezlerse müslüman olan günahkarlar için kaynak da gösteriyorlar bu hesaba göre bir müslüman 30 sene namaz kılmazsa 7000 seneyi zaten geçer milyon seneler olur bir vakit için 80 sene diyorlar burada bir çelişki var siz bu konu hakkında ne diyorsunuz kimin cennette veya cehennemde ne kadar kalacağını Rabbimiz bilir elbet onların bu ifadelerinde bir çelişki yok mu bu 80 sene veya 7000 sene diye bir durum var mı varsa dünya hesabıyla mı yoksa ahiret günü hesabıyla mı?

    1. Ehli Sünnet ulemasının Kur’an ve sahih hadislere dayanarak beyan etmesine göre Kıyamet günü ameller tartılacaktır. Günahı sevabından fazla gelen müslüman eğer şefaatle affedilmezse günahı kadar cehennemde kalacak sonra çıkarılacak ve cennete girecektir. Bu sürecin ne kadar olacağını ancak Allahu Teala bilir.
      Müminin Cehennemde en fazla 7000 yıl kalacağına dair sağlam bir kaynak yoktur.

  18. Selamünaleyküm hocam bir kişi namaz kılmıyorsa kısaca dinin fıkhi hükümlerini yerine getirmiyorsa evde ve sokakta yeşil takke ile olması dolaşmısı doğrumudur?

    1. Aleykümselam.
      İslamın fıkhi hükümlerini yaşamayıp sokakta dindarlar gibi gezip dolaşması, münafıklık alametidir.

  19. Merhaba istihare yaptım hem beyaz hem kırmızı gördüm. Düğündeymişim herkes beyaz giymiş sadece bir kişi kırmızı giymişti hepside gülümsüyordu. Anlamı nedir?

  20. Selamun Aleyküm.
    1)Muteferrik hadis ne demek.
    2)Üşendiğimizden Selamun Aleyküm yerine kısaltarak s.a desek hukum nedir sevap azalırmı vs.

  21. Cinlerle irtibati olan kisiler insanlarin ne gunah islediklerini bilebilir mi eger bilirlerse tevbe esilen gunah butun azalara dahi unutturulacak sozune münafi olmaz mi ya da tevbe edilmis bir gunahin desifre edilmesine allah riza gosterir mi

    1. Allahu Teala Es-Settar’dır. Settâru’l-uyûb’tur. Yan i Allah ayıpları gizleyendir. Kul kendi ayıbını veya bir başka kul bir başkasının ayıbını izhar etmedikçe Allah da onun ayıbını günahını ifşa etmez.
      Cinler, her şeyi bilemez. Allahın onlara bildirdiklerinden başka bilemezler. Aksini iddia etmek şirktir.

  22. Selamunaleykum hocam şimdiden Hayirli cumalar. Ben bir şeyi çok merak ettim şimdi ben uyurken felak nas vs okuyorum sabah ezanina kadar çok güzel uyuyorum sonra namaz kılıyorum. Genelde uyumamaya çalışırım sabah namazdan sonra ama öğrenciyim bazen dayanamiyorum biraz daha uyuyorum ve o arada hep korkunç rüyalar görüyorum sizce sebebi tamamen psikolojik mi yoksa o saatte uyumamam gerektigi halde uyudugumdan mi ?

    1. Aleykümselam Elif. Size de hayırlı cumalar olsun.
      Peygamberimiz(s.a.v.) sabah namazından sonra güneş doğana kadar uyumanın doğru olmadığını buyurur.

  23. amcamin eşiyle(yaşı 60) munasebetin dini yönü nedir.
    2.olarakda bu caiz değilse bu konuyla alakali kendimi nasil çekebilirim kendisi evladi gibi beni büyütmüs evladi gibi seviyor bu konuda cevabinizi bekliorum.

  24. Hocam bir insan bir vakit namazı kazaya bırakıp bir sonraki vakit namazından sonra kazasını kılarsa sağdaki melek soldakine 6 ya da 9 saate kadar bekle günah yazma dediğini söyleyen hocalar var kaza kıldıktan sonra istiğfar duasını da yaparsa bu vakti geçen namazın kazasını kıldığında bunun sonucunda bu durumun vebali nedir?

    1. Bir kimse hadis alimi ve uzmanı(müçtehid) olmadan hadislere göre avamın amel etmesi vebaldir. Müçtehidlerin konuyu hadislere dayanarak çıkardıkları hüküm şudur:
      Bile bile özürsüz bir vakit namaz kazaya bırakılsa büyük günah yazılır. Eğer o kimse tertip sahibi değilse ondan sonraki vakitte o namazı kaza etmeli sonra da tövbe etmelidir.

  25. Bismillah
    Selamunaleykum,
    “Veresiye vermek için, fiyatı arttırmak şart edilirse, alışveriş fâsid olur. Mesela, 100 lira olan bir malı, taksitle alırsan veya üç ay vade ile alırsan 110 lira demek gibi. Fakat 100 liralık bir malı, veresiye isteyen kimseye 110 lira veya 200 lira dense fâsid olmaz. Herkes malını dilediği fiyata satabilir. Öncekinde, (Malım 100 lira, ama veresiye alırsan daha fazlaya satarım) demesi zamanı parayla satmak oluyor. ”
    hocam mümkünse bu kısmı açılayabilirmisiniz? fasidin sebeb nedir? bunları anlayamadım.

  26. Selamunaleykum. Kötü bir günah işledim. Tövbeyi de bozdum. Bu yüzden cok sıkıntılıyım içim eziliyor resmen. Tövbe ettim ama çok cekiniyorum Allah artık affetmeyecek diye. Ne yapmaliyim ben ?

    1. Aleykümselam Elif hanım.
      Günahların hepsi kötüdür. Kul hakkı yoksa pişman ol ve tövbe et ve başkalarına konuyu açma.
      Kul hakkı varsa tövbe ettikten sonra hak sahibine hakkını öde ve helalleş. Ümitsiz olma Allahtan ancak kafirler ümidini keser.

  27. bir erkek dünyada bir kıza aşık olsa kızın haberi yok veya biliyor veya bildiği halde umursamıyor veya istemiyor birbirlerine de uygun değiller ve erkek sevdiğini söyleyemiyor veya söylemiyor bu erkek bu kızla dünya hayatında evlenemezse ahirete gittiğinde eğer günahlarının bedelini ödedikten sonra cennete girdiğinde cennette kendisine verilen 2 huriden (çoğunlukla 2 olacağını söyleyenler var) birinin bu kızın yüzüyle aynı olmasını isterse gerçekleşir mi bu isteği sonuçta dünyada olmadı bu isteği ahirette olsun istiyor ve bu kız başkasıyla evlense bu durumda ahirette nasıl olur veya hiç kimseyle evlenmemişse nasıl olur kavuşabilir mi o kıza

    1. SORU: “Hocam bir erkek dünyada bir kıza aşık olsa kızın haberi yok veya biliyor veya bildiği halde umursamıyor veya istemiyor birbirlerine de uygun değiller ve erkek sevdiğini söyleyemiyor veya söylemiyor bu erkek bu kızla dünya hayatında evlenemezse, ahirete gittiğinde eğer günahlarının bedelini ödedikten sonra cennete girdiğinde cennette kendisine verilen 2 huriden (çoğunlukla 2 olacağını söyleyenler var) birinin bu kızın yüzüyle aynı olmasını isterse gerçekleşir mi?
      Bu isteği sonuçta dünyada olmadı bu isteği ahirette olsun istiyor ve bu kız başkasıyla evlense bu durumda ahirette nasıl olur veya hiç kimseyle evlenmemişse nasıl olur kavuşabilir mi o kıza?

      CEVAP:
      Cennete giren her mümin kimseye kocasına aşık huriler verilecektir. Dünyada kimle evli ise o kadında cennete girerse o kadın da hem bakire hem de huriler kadar güzel olacak ve o adamın orada da hanımı olacaktır. O kadın da cennette sadece kocasına aşık olacaktır.
      Bir erkeğin dünyada aşık olup da evlenemediği kadın ise eğer hiç evlenmeden ölüp o da cennete girerse o muhayyer bırakılacaktır. O kadın orada istediği erkekle evlenecektir.
      Cennete giren her erkek ve her kadın dünya güzellerinden çok çok daha yakışıklı ve güzel olacaktır. Cennette çok güzel yüzler olacak ve cennetlik mümin veya mümine kadın o yüzlerden istediğini kendisi için yüz edinecektir.
      Bu durumda dünyada istediği kadınla evlenemeyen erkek ise istediği kadının yüzünden çok çok daha güzelleri ile karşılaşınca onları unutacak veya umursamayacaktır… Çünkü Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselam), “Cennette asla üzüntü olmayacaktır, cennetlik kulun tek üzüntüsü; keşke dünyada Rabbimi daha çok ansaydım olacaktır) buyurdu.

  28. Hayirli gunler hocam aklimiz cok karisik. Ne yapacagmizi anlamadik hocam yengem kayinbaba kaynana evdeyken odasindan cikmiyor hep boyle kiskanclik vermeye calsyr kaynanayi dinlemiyor yuksek sesle sert tepkiyle konusuyor annem cok rahatsz oluyor bundan once ailesiyle bir olup bursuru olay yasatti bize kardesimizin hatrina yuvasi bozulmasin diye sustuk yuvasi kurtulsun diye getirdik eve simdide biz kiz kardesler temizlik herseyi yapyrz yemegi ypyrz coj rahatta kimse ona bir laf bile atmyr kardesimizde ne yaprsa ona karismiyor tepki gostermyr kardesimiz diyir odada uyaruyorum saygili ol diyr bana tamam diyor arkami donyrm yine ayni yoruldum diyor bizde guzel davranislari olsun diye ona nasihat edyrz kardesimiz diyor benim mutlu olmami istyrsaniz umursamayin bunu bir insan yedisinde neyse yetnisindede odur yetismez bu kadar akla sahip hocam dunde baana durduk yerde sesini yukseltti bana sert tepki verdi kalbim cok kirildi kardesimin hatrina sustum cevap vermedim hocam bir arada anneme ven cocugumun hatrina burdayim dedi hocam ne yapacaz ne edecez coj sasirdik duzelmiyor bizdr icimize atyrz bu davranislarini ne yapalm hocam iki aileyi birbirine dusurdu suanda onun ailesiyle biz konusmuyrz namazda kliyr hocam bize akil verin icimize ata ata kahrimizdan oluyrz kardesimizin yaninda ayri davranyr bize kardesimiz olunca ayri gun boyu odasina giruyr cikmiyr cocugu uyaninca cikiyr okadar kayinbaba kaynana evdeykende bu boyle

    1. Hayırlı günler Nuray hanım. Madem ki gelininiz huysuzluk yapıyor, o eşi ile birlikte evini ayırmak ister. Abiniz bunu babanıza ve annenize söyleyemez hanımını öne sürer. Siz de sizi istemeyenle beraber durmayınız. Kardeşinizin evini ayırması için babanıza ve annenize telkinde bulunuz. O gelinin başka bir derdi olacağını sanmam.

  29. Selamun Aleyküm.
    Sitenize bir yazi eklemenizi rica edicem.
    Müslümanlarin kafasini kariştirmak istiyen kafir çok.
    Youtubede 1 saatlik bir video var islamin ilk 150 yilindaki camiler kabeyi değil haşa petrayi gösteriyormuş haritalar bilgisayarlar cami araştirmalari içerem bir video youtubede var bu video ve bu video hakkinda yazi yazarmisiniz tesekkurler

  30. Kuran gerçek Kabe’nin Mekke’de mescidi haram olduğunu bildiriyor. O kafirlere inanmayın imanınız gider.

  31. Selamun Aleyküm.
    Arapçaniz var diye biliyorum.
    Sorum;
    fe halaknâl alakate mudgaten fe halaknâl mudgate ızâmen fe kesevnâl izâme 
    Burayi çevirirmisiniz.
    2.sorum Mesela Razinin tefsirinde mudgat bir çiğnem et olarak çevrilmiş ayetteki kelimede buna işaretmi var yoksa buda bir yorummudur.
    Buna vericeğiniz cevaba göre bir soru varda ona cevap bulmuş olacağiz.

    1. Müminun/12 – And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.

      Müminun/13 – Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.

      Müminun/14 – Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona ruh vererek diğer bir yaratık olarak inşa ettik.. İnşa edenlerin en güzeli Allah, pek yücedir.

      Mudğa: Şekli belirsiz halde olan ceninin bir çiğnem et halidir..

    2. alak safhasından sonra mudğa safhasından bahsediyor. Fakat embriyo alak safhasından sonra embriyonun boyu 5 mm boyundadır. Mudğa tefsirlerde bir çiğnem et olarak çevrilmiş bunu gördüm ama bu da en az embriyonun 2 cm boyunda olması demektir. Bu da 2 ay alır.
      Bir çiğnem etten kasıt nedir islam alimleri hata yapmiş olamazmi

    3. Şu ayetleri anlamaya çalışalım. Mealen:

      Müminun/12 – And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.”

      Nedir süzülmüş çamur?.
      İnsanın yediği her besin süzülmüş birer çamurdur. İnsanın temeli olan erkeğin tohumu ve kadının yumurtası da süzme çamurdandır. İnsanın rahimlerde gelişen bedeni ve rahimlerden dış dünyaya çıktıktan sonra gelişip değişen bedeni de süzme çamurdandır.

      Müminun/13 – Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.”
      Burası açıktır malum.

      Müminun/14 – Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra ona ruh vererek diğer bir yaratık olarak inşa ettik.. İnşa edenlerin en güzeli Allah, pek yücedir.”

      Nutfe demektir ona bakalım? Erkek ve kadının 23’er kromozomundan müteşekkil meni ve yumurtasının birleşimidir. Buna zigot da denir.
      Zigot, eşeysel bölünmeyle çoğalarak alak (embriyo veya kan pıhtısı) haline gelir.
      Embriyo(kan pıhtısı) büyüyerek mudga denilen bir çiğnem et haline döner.
      O şekli ve belirsiz etten Allah kemiklerimizi yani iskeleti yarattı.
      Sonra ona et giydirdi. Yani, kaslarımızı ve derimizi halk etti.
      4 ay on gün olunca ona ruh verdi.
      Ruhsuz ceset, görmeyen, bilmeyen, işitmeyen, iradesiz et ve kemik yığınıdır sadece.
      Özetle deriz ki İslam alimleri doğru tefsir yapmışlardır.

  32. Selamun aleyküm hocam önceden komedi filmleri izleniyordu orda Allah akıl verirken sen nerdeydin şemsiyemi tuttun gibi sözler kullanılıyor buna gülmek küfür müdür? Haşa Allaha isnat etmek için değil aklını kullanmama anlamında algılıyoduk imanı ve nikahına zararı olurmu gülmenin

    1. Aleykümselam.
      Allahu Tealanın kullarına akıl veya başka şeyler verirken insanlara benzetme olduğu için küfür alameti vardır o sözlerde. Tabi ona gülmek de onu söylemek gibidir.

  33. Hocam bir sarkida “öldüm sanki cennet böyle güzel olamaz” diyor bu soz elfazı kufur mudur?
    Hocam iyi aksamlar bi gun bana burcumu soran birine Akrep diyorlar ama normalde burclara inanmam dedim bu sözum tehlikeli midir?

    1. “öldüm sanki cennet böyle güzel olamaz” şarkı sözü küfürdür.
      Burçların etkisine inanmak küfür ve şirktir.
      Ama başkalarının hakkında ne söylediği seni bağlamaz.

Bir yanıt yazın