Vesile Aramak

Selfiler, “vesileler; ibadetlerimiz, işlediğimiz hayırlardır”diyorlar. Bu ne demektir?

“Vesileler ibadetlerimiz, işlediğimiz hayırlardır”
denilerek  ayette geçen  vesile kavramına kendi akıllarına göre ayete yanlış anlam vererek ayetin anlamını daraltarak saptırmaya çalışıyorlar..
Kur’an’ın, vebteğû ileyhil-vesîleh” (Allah’ın rızasını kazanmak için vesile arayın) ayetindeki bu ibareden,
“Kur’an’ın ayetlerini, Rasulullahın hadislerini, Kur’an ve Hadisleri doğru anlayan anlatan Peygamber ve onun yolundan giden güzide ashabın ve onların ilmi ile mücehhez olan müçtehidlerin bilgisini anlatıp amel eden ulemayı arayıp bulmamız ve ona göre amel etmemiz” 
manası anlaşılır.
Bir selefiyeci şöyle der:
“Ben sadece Allah’tan isterim. Araya kimseyi koymam. Hayırlı olmadığı halde araya aracı koyup dua ettiğimde Allah istediğimi veriyorsa haşa bu Allah’a iftira , Allah’ı duanızın kabulünde sanki zorlamak gibi olmaz mı?
Kur’an’da hangi ayette falancanın hürmetine duamı kabul et tarzında bir yakarışa örnek var? Ayetlerde ki duaların şekline bakıyoruz hepsinde direk Allah’tan istemek var.?”

Biz de elbette Allah’tan isteriz. Lakin Allahu Tealanın vesileler vasıtası ile verdiğini de inkar ederek cahillik etmeyiz. Allah’tan çocuk isteyen kimsenin evlenmesi gerektiği gibi. Allah dileseydi evlenmeden de çocuk verirdi. Lakin adet-i İlahi böyledir.
Araya kimsenin konması ile değerli bir zatın hürmetine istemeyi birbirine karıştırmış olmalı ya da peygamberimizin bildirdiği şu hadisi şerifi inkar etmektedirler:
Rasulullah(s.a.v) buyurdu ki;
– Adem, cennetten çıkarılmasına sebep olan hatayı işledikten sonra affedilmesi için şöyle dua etti:
– Allah’ım, beni Muhammed’in hakkı için affeyle tövbemi kabul kıl.
Cenabı Hak:
– Ey Adem! Sen Muhammed’i nereden tanıyorsun? diye sordu.
Hz. Adem:
– Ey Rabbim! Beni yarattığında başımı kaldırıp Arş’a baktığımda, Arş’ın üzerinde “Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Rasûlullâh” yazılı olduğunu gördüm.
İsmi Allah’ın ismi ile birlikte yazılan birinin O’nun katında en sevgili bir kul olduğunu anladım. Bundan dolayı onun adını anarak affımı istiyorum” dedi.
Allahu Teala:
– İzzet ve Celalime yemin ederim ki, o senin zürriyetinden gelecek son peygamberdir. Eğer o olmasaydı seni yaratmazdım” buyurdu.
(Hadis-i Taberani, Hadis-i Hakîm).
Ehli Sünnet bu hadisi şerif ve benzerlerine göre amel edip dua ederken Peygamberleri veya velileri vesile etmektedir. Selefiyeciler ise vesileyi neye göre inkar etmektedirler?
Selefiyeciler  “Kur’an’da olmayana inanmayız” derler.
Peygamberimizden başka kim her şeyi Kur’an’da görebilecek kapasitededir?
Eğer ki Peygamberimiz Kuran’ı bizlere açıklamasaydı İmamı Şafi hazretlerinin de dediği gibi, “bizler her şeyi Kuran’da nasıl bulabilirdik?”
Her şeyi Kuran’da görebilseydik Allahu teala Nahl Suresi 44. ayetinde(mealen),
– “
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahiy edileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.” diye buyur muydu?
Kuran’da namaz, zekat emrediliyor lakin bazı ayrıntılar belirtilmiyor. Mesela Cuma namazının kaç rekat kılınacağı, zekatın kaçta kaç verileceği gibi.

Selefiyeci, “Kur’an’da falanın hürmetine ver ya Rab diye bir ayet mi var” diyor.

Selefiyeciye diyoruz ki: Allahu Teala, “Allaha ve Rasulüne tabi olunuz” buyurmuştur.
O halde Kuran’da bizim ve sizin göremediklerinizi gören Peygamberimizin, (salat ve selam olsun ona) Hadis-i Taberani’de bildirdiğine göre Hz. Adem, “ Allah’ım, beni Muhammed’in hakkı için affeyle tövbemi kabul kıl” dediğinde, –haşa- Hz. Adem, Allah’a iftira mı etmiş oluyordu?
Ya da, –haşa- Peygamberimiz bu haberi vermekle ümmetini yanlışa mı sevk etmiş oluyordu? Ya da, Hz. Ömer halifeliğinde yağmur duasına çıktığında “Ya Rabbena! Rasulullahın amcası Abas hürmetine yağmur yağdır” diye dua ettiğinde Hz. Ömer Kur’an’da öyle bir ayet olmadığını bilmiyor muydu?

Her şeyi Kuran’da ararsanız, cuma namazını kaç rekat kılacaksınız?
Her şeyi Kuran’da ararsanız, beş vakit namazı neye göre kılacaksınız?
Her şeyi Kuran’da ararsanız, zekatı malın yüzde kaçından vereceksiniz?
Her şeyi Kuran’da ararsanız, Kuranda emredilen bu ibadetleri neye göre yapacaksınız?
Her şeyi Kuran’da ararsanız, cenaze namazını neye göre kılacaksınız?

Vesileyi inkar edenler, rızkın Allah’tan olduğuna inanır lakin çalışmayı vesile kabul etmezler. Fakat çalışmadan da yapamazlar. Madem vesileye inanmazsınız da niçin çalışırsınız?

Allah’tan başkasından yardım istemediğinizi, araya başka kimseyi koymadığınızı iddia edersiniz lakin hastalandığınızda doktora gider, doktorun yazdığı ilaçları içerek ilaçtan şifa beklersiniz. Hani Allah’tan başkasından yardım istemiyordunuz?
Böylece kendi kendinizle çelişip durursunuz.
Ehli Sünnete inananlara gelince; ehli sünnet, doktoru ve ilaçları vesile bilir, şifayı Allah’tan beklerler. İşte Vahabilerle Ehli Sünnetin arasındaki ince fark budur.!

İbni Abbas (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
   “Şüphesiz ki Allah’u Teâlâ’nın hafaza meleklerinin dışında yeryüzünde melekleri vardır ki, ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar.
   Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse: ‘Ey Allah’ın kulları! (Bana) yardım edin’ diye seslensin.”
(İbn-i Hacer El-Askalani, Muhtasar-u Zevaidi’l-Bezzar, No:2128, 2/420)

    Abdullah ibn-i Mes’ud (Radıyallahu anh)den rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte, Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
   “Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa: ‘Ey Allah’ın kulları hapsedin! Ey Alalh’ın kulları durdurun’ diye seslensin. Çünkü Allah’ın yeryüzünde hazır bulunan kulları vardır ki, kısa bir zaman içinde onu tutarlar.”
(Ebu Ya’la, El-Müsned, No:5269, 9/177, İbni Hacer, el-Metaibu’l Aliye, No:3375, Taberani, El-Mu’cemu’l Kebir, No: 10518, 10/217, Deylemi, Müsnedü’l Firdevs, No: 1311, 1/330”

Selefiyeci Vahabiler, Allah’ın şah damarından daha yakın olduğunu söylerler, sonra da “Allah arşın üstündedir” diyerek çelişkiye düşerler.
Biline ki Allah’ın şah damarından daha yakınlığı, mesafe yakınlığı değildir. Çünkü O, mekandan münezzehtir.
Bizler Allah’ın bize verdiği cüz-i irade ile iyilik veya kötülüğü seçmeye sebebiz onları yaratan O’dur. “Alemlerin Rabbi Allah dilemeseydi sizler diyemezdiniz” (Tekvir/29) ayeti ile irademizi de bize verdiğini belirtir.

Yazan: Bekir Abdullah….11 Şubat 2018

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Cevap Yazın