SORU-CEVAP

İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz.  Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.

Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

İslam Dergisi

DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanın.

Bir yanıt yazın

“SORU-CEVAP” üzerine 33.341 yorum.

  1. Nahl Suresi 32’inci ayette Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” der…

    Ali Güler aleykümselam kitabı ni okuyun.canli tanık Dr Neşet Ömer irdelp 8 Kasım 18.30 muayene esnasında dilinizi cikarirmisiniz biraz daha deyince dilini içeri çekip başını sağ tarafa çevirip ve aleykümselam dedikten sonra gözlerini yummuş
    Diyorlar ataturk hakkinsa cevap verirmisiniz
    Var sayalimki 2.komaya girmeden önce aleykumselam dedi ve gozlerini kapattu bu nasil yorumlanir?

    1. Hocam en azindan xxxxx takva sahibi birisi değil bunu biliyoruz bunu demek suç değil ayette Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. “Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet’e…”  deniyor benim sorum Burda farkli farkli şeyler olabilirmi diye sormak sonuçta bu suç değil.

    2. Bunu bizden duymanız size ne kazandırır.
      O adam kadar Cengiz kafirinden sonra Müslümanlara zarar veren kim oldu.?
      Ayette takva sahibleri için müjde vardır. Ölüm anında acı çekmeleri zahirdedir. Ölüm anında sıkıntı çekerse, o çektiği sıkıntılar onun öbür tarafa affedilmiş olarak gitmesine sebeptir.

  2. Selamun Aleyküm.
    Bir yabanci araştirmaci İslamiyetten yaklaşik 400 500 yil öncesine ait bir zamanda Ürdündeki bir yerde o civarlarda tapinak yer olan bir yere giden kişilerin hacca gidiyorum umreye gidiyorum diye yazdiklari tabletler bulduğunu söyluyor o gittikleri yerde bi tapınak ürdünde biryerde.
    Benim Sorum Hac ve umre kelime anlami olarak ne demek?

    1. Aleykümselam.
      İslamdan önce de Araplar ve onların çevresi Kabe’ye gelir umre ve hac yaparlardı. Ama onun yanı sıra putlara da taparlardı. Hac ibadeti Hz İbrahim’den itibaren yapıla gelmiştir. Hz Musa ve Hz İsa devrinde ve daha sonraki yıllarda yahudiler ve hıristiyanlar, Kudüse giderlerdi hac için.
      İslam ilahi din olarak dünyaya ilk kez gelmedi. Hz Ademden bu tarafa İlahi dinler ve kitaplar geldi ve ibadetler emredildi. Ama zamanla insanlar İlahi dinin içine hurafeler kattı İlahi dinle karıştırılmış putperestlikler ortaya çıktı..
      Kur’an, hurafelerle karışık dinleri iptal etti ve yeni bir İlahi din olan İslamı getirdi.

    2. Anladim hocam Umre ve hac kelime anlami olarak ne demek Yani Ürdundeki tapma yerine gidenler umreye hacca gidiyorum demekle Büyuk ziyaret küçük ziyaret felanmi diyorlar

  3. Selamun Aleykum.
    Hocam Araplardan Kainatin efendisi çıkmış bu onur onlara yeter lakin Ben araplara karşı olumlu hislerim yok birçok olumsuz şey görüyorum ve o gördüklerim islam adina üzüldüğüm şeyler bunun dışında biz türkleri arkadan vurmalarıda var yani dememoki ben bu milleti (istisnalar hariç) sevemiyorum hocam bunlar islami temsil etmeyi bilseler azicik zeka olsa ilimde olsa müslümanlar farkli yerde olurdu Suud krali neler neler yapmasi gerekirken gidiyor Manchester united takimini almaya çaliştiği haberleri geziyor şuan mesela 3.4milyar dolara
    Allah bunlara vermiş hocam ama bunlarda zeka yok sizin araplar hakkinda dusunceniz nedir.

    1. Aleykümselam.
      Peygamberimiz, “Ben Arab’ım ama Arab benden değil” Buyurmuştur. Yani her milletin iyisi iyidir. İyi olmak için Allah ve Rasülüne iman edip itaat etmek lazımdır. Rasulullahın devrindeki sahabe olan Araplar peygamberlerden sonra en iyi insanlardı. Ondan sonra gelen Tabiin ve Tebei-i tabiin Arapları da iyi insanlardı. Ama onlardan sonra gelen Araplar bozulmaya başladılar. Mal sevgisi dünyaya aşırı düşkünlük onları korkak ve pısırık bir millet yaptı.
      Bilhassa İngiliz ve diğer haçlı gavurlarla işbirliği yapıp bizim atalarımızı 1. dünya savaşında sırtından vurdular. Tabi onda da hem Araplar hem biz Türkler İngiliz gavurunun oyununa geldik.
      Bizim içimize sızdılar, Arapları kötülediler.. Araplara gittiler biz Türkleri kötülediler bizi birbirimize düşman ettiler. Şimdi de Kürtlerin içine sızmışlar aynı oyunu yeniden oynamak istiyorlar.
      Agah olmalıyız eski oyuna gelmemeliyiz. Rabbim bizleri ıslah eylesin.

    1. Aleykümselam.
      Masum mümin olarak ölürse şehidlik derecesi alır. Mutlak şehidlik, Allah’ın rızası yolunda din, vatan veya mal ve canları savunurken ölmekle olur.

    2. Aleykümselam.
      Masum derken, trafikte suçsuz taraftan olmalı. Yoksa trafikte suçlu taraftan olup da ölenler bırak şehid olmayı, trafik suçu işleyerek başkalarının ölümüne sebep olduğu için katil olur.

  4. Selamunaleykum ben biz bayanların özel günlerinde namazla alakalı bir husus sormak istiyorum. Şimdi o gün başlangıcında renkli akıntı gelip gidiyor. namazi o zaman mi birakmamiz gerekli tamamen geldiğinde mi ?

  5. Hocam selamun aleyküm.cemalnur sargut hanımın ehli sünnetten çıktığını söylemişsiniz. Cemalnur sargut nasıl biridir, kafir midir?

    1. Aleykümselam.
      C. Nur Sargut denilen kadın, İslamı içten yıkmak için yetiştirilmiş ehl-i bid’at birisidir. Kur’an’da ki baş örtüsü ile ilgili ayeti kerimeyi başka manaya çekmektedir.. Nur Suresi 31. ayeti kerime:
      وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ
      “Velyedribne bihumûri hinne alâ cüyûbi hinne” (NUR/31)
      Ayetin Meali: “Rasülüm o mü’min kadınlara söyle başörtülerini yakalarının üzerine kadar indirsinler.”
      Kim bu ayeti kerimeye karşın başörtüsünü inkar edip başka mana verirse küfrü muciptir…

  6. Selamun aleykum hocam, tasavvuf yolunda daha yeniyim biliyorsunuz. Bu irşad yolunda hangi kitapları okumamı tavsiye edersiniz? (elimde sadece mesnevi ve imam rabbani ks’nun mektubatı var).
    hocam burdaki yazıyı bir siteden alıntı yaptım.

    ”Sûfilere göre kendiliğinden var olan (kaimun bizatihi) varlık (vücûd) birdir; o da Hakk Teâlâ’nın varlığıdır. Bu varlık ezelidir; çoğalma, bölünme, değişme, yenilenme kabul etmez. Ancak Hak, zatı itibarıyla değil; sıfat ve fiilleri itibarıyla bütün suret ve şahıslarda mutlak olmaktan çıkmaksızın ve asla değişikliğe uğramaksızın tezâhür ve tecellî etmektedir. İçinde farklılıklar ve değişme barındıran tüm evren ve içindeki canlı ve cansız her unsur, ancak O’nun varlığı ile ayakta durmaktadır.”
    doğru mudur, hakikat midir?
    Allah cc ondan razı olsun. Onun yardımları ve verdiği yanıtlarla vahabilik hastalığından kurtuldum. 1.5 senedir sorularımı sürekli yanıtladı.. Allah razı olsun sizden Abdullah Bekir hocam..

    1. Aleykümselam.
      Size öncelikle tavsiyem bir İslam ilmihali okumanızdır. Tasavvuf kitapları okumakla seyrü süluk yapılamaz. Fıkıh bilgisi olmadan tasavvufla uğraşanlar sapık olur.

      ”Sûfilere göre kendiliğinden var olan (kaimun bizatihi) varlık (vücûd) birdir; o da Hakk Teâlâ’nın varlığıdır. Bu varlık ezelidir; çoğalma, bölünme, değişme, yenilenme kabul etmez. Ancak Hak, zatı itibarıyla değil; sıfat ve fiilleri itibarıyla bütün suret ve şahıslarda mutlak olmaktan çıkmaksızın ve asla değişikliğe uğramaksızın tezâhür ve tecellî etmektedir. İçinde farklılıklar ve değişme barındıran tüm evren ve içindeki canlı ve cansız her unsur, ancak O’nun varlığı ile ayakta durmaktadır.”

      Bu bilgiler ehli sünnet akaidine uygundur.
      Allah sizden de razı olsun.

  7. Selamun Aleyküm.
    Istidraçla alakali soru sormak istiyorum.
    ​Bazı televizyonlarda yapılan canl yayınlarda kilisede yapılan göz iyileştirme(!) ayinini nasıl anlamalıyız?
    Ayrıca bazı hocaların felçli ve dilsizleri iyileştirme gibi durumlar internet ortamında çokça var.
    Rahiplerin ve hocaların bu yaptıklarının ikisi de istidrac mıdır?

    1. Aleykümselam.
      İslamın dışında Allah din kabul etmez. Bu konu ayetle sabittir. Gayri müslimlerin veya budist veya hindu papazları bazı hokkabazlıklar yaparlar bunların hepsi sihirbazlıktır. Kuranda zikredilen Firavun ve Hz Musa arasında geçen yılan ve ejderha olayında firavunun sihirbazları değneklerini yere atarlar birer yılan olur hz Musaya doğru giderler. Hz Musada elindeki sopayı yere atar o da daha büyük bir yılan olur onların hepsini yutar. Sihirbazlar bir süre bekledikten sonra değneklerinin kimyasal olarak yok olduklarını görürler ve “Biz Musanın Rabbine iman ettik çünkü bu yapılan sihir olsaydı bir süre sonra değneklerimiz açığa çıkardı” dediler.
      Bu olay sihirle mucize arasındaki farkı çok güzel ifade eder.

  8. Hocam annemle konuştum da son bir haftadır sürekli rüyamda korkutuyorlar diyor. Sürekli ugraştırıyorlarmış. Mesela ölülerle falan uğraşıyormuş. Sürekli hergün görmeye başladım diyo. Haliyle hergün kötü uyanıyor, güne bi kötü halle başlıyor. Ne yapsa ne okusa. Yardımcı olabilir misiniz?

    1. Anneniz küfürden şirkten ve büyük günahlardan her akşam yatmadan önce tövbe etsin ve amentüyü okusun. 7 kez ayetel kürsiyi, 7 kez kureyş suresini, 7 kez ihlası, 7 kez felak ve nası okusun ve “her türlü şerden Allaha sığındım” deyip yatsın.
      Rabbim acil şifa versin.

  9. Selamun Aleykum bazi sorularim var ama bilgi alaniniza girermi bilmiyorum lakin yinede sormak istiyorum.
    1)Cinler insanlardaki hristiyan yahudi ateist gibi kavramlarla alakali bilgileri varmı yani mesela benim müslüman olduğumu biliyormu kafir veya müslüman cinler?
    2)Cinlerin zeka seviyesi ne derecededir En üstün yaratilmiş insanliktir diye biliyorum o yuzden sordum.
    3)Cinler insanlara geçmişe geleceğe yönelik bilgiler veriyor kahinlere gelecekle geçmişle alakalida insanlara reeankarnason olduguna inandirmaya çalişan cinlerin amaçlari nedir bu kafir cinler insanlari saptırmak niyeti var demekki benim sorum neden böyle şeylerle uraşiyorlar onlarin alemlerinde baska iş yokmu yeme içme gezme vs.

    1. Aleykümselam.
      Cevap 1: Cinler de bir topluluktur. Allah onları ateşin duman kısmından halk etmiştir. Gözle görülmezler ancak Peygamberlere ve bazı evliyalara ve akli dengesi bozulmuş kimselere çeşitli şekillerde gözükebilirler.
      Onların müminlerine müslüman cinler, kafirlerine ise şeytan denir. Onlar da yer içer evlenirler. Ama onların yiyecekleri farklıdır.
      Onlarda da müşrik, hıristiyan, yahudi, ve müslümanlar vardır. Biz onları göremeyiz ama onlar bizi görebilirler. O sebeple senin hangi inanca sahip olduğunu bilirler.
      2- Cinler çok zekidir ve mümindir. Ahmakları ise kafirdir. En üstün varlık insandır. Bunun için Kurandaki Tin suresini oku! “Lekad haleknel-İnsâne fî ahseni takvîm.”
      3- Cinler geçmişten haber verebilirler lakin geleceği ancak Allah bilir.
      Reenkarnasyona hindu putperestler inanır. Reenkarnasyon, ahireti kıyameti ve hesap gününü inkar etmektir. Tamamen safsatadır.

  10. Esselamu aleyküm hocam.
    Hocam bu yolda tek başıma olmak çok zor. Vahabilik hastalığından yeni kurtuldum. Aynı hastalığa yakalanmamak için Nakşibendi Halidi koluna girmek, zikir dersleri almak istiyorum. Fakat kimseyi tanımıyorum. Burdan yaZmazsanız da mailime dönüş yaparsanız çok ihya olurum.

  11. Aleykümselam.
    Zina çok çeşitlidir.
    Namahrem bir bayanın ellerini tutmak ellerin zinası,
    Öpmek dudakların zinası,
    Cinsel birleşme olmadan çıplak olarak yaklaşmak da zinadır ama şer’an recim gerektirmez.
    Cinsel birleşme ise bedenin zinasıdır ki şer’an recm gerektirir.
    Recm cezası şeriat yasalarının uygulandığı ülkelerde verilir.
    Ancak o ülkede böyle bir cezası yasası yoksa onun cezası ahirete kalır. Tövbe edilse bile recim cezası ahirette verilir.

    1. Esselamın aleyküm bir medrese ögrencisi olarak şu yorumunuza aklım takıldı tövbe eden bir insana Allah azap eder mi?? Diyelim ki Allah kişinin tövbesini kabul etmedi tabiki bunu biz bilemeyiz fakat okuduğum hiç bir fıkıh kitabında ahirette recm cezası olduğunu görmedim varsa kaçırdığım bir kitap sizden kitap ismi alayım bilgileneyim. Bu uygulama sadece o devlet varsa bu dünyada yapılır fakat öyle bir mercii söz konusu değil şuan için . Geriye tek şey kalıyor samimi yapılan tövbe. Ve siz tövbe kapısını kapatmış oluyorsunuz sanki yani diyorsunuz ki sen tövbe etsende recmin duruyo ahirette ! Nerden biliyosunuz ? Bakın insanları dahada çıkmaza sokmayın insanlar Allah muhafaza bataklığa batabilirler. Bunca yıldır fıkıh ilmi alıyorm böyle bir itaam ve cevap görmedim . Sayın arkadaşım hakkını helal et bir yanlışım vrsa düzeltin . Kimin sevap Terazisi agır gelise dogrudan cennete gider diye yazan da sizsiniz . Yazılanlar sabit kalsın

    2. Muhammet Ali!
      Birincisi, siz bir medrese talebesi değilsiniz. Uslübünüz ve bilginizin medrese ilmiyle uzaktan yakından alakası yoktur.
      İkincisi; biz kim oluyoruz ki tövbe kapısını kapatalım?
      Üçüncüsü; bizi yanlış anlamışsınız ve o yanılgınız ile bize iftira etmektesiniz. Bundan dolayı sizin hakkımızda yazdığınız karalayıcı ifadelerinizin bir önemi yok.
      Dördüncüsü, kul hakkı tövbe ile affolunmaz. Kulla helalleşmek gerek.
      Beşincisi, Recm cezası vardır. Rasulullah bunu uygulamış siz kim oluyorsunuz da yok diyorsunuz?
      Altıncısı, sizin recim sorununuz mu var?
      Yedincisi; Bizim ifadelerimizde çelişki yok çelişki sizin anlayış eksikliğinizdedir.!
      Şimdi takıldığın konu hakkında öz bir cevap yazıyorum burayı kafana iyi anla!
      Evet Kıyamet Günü terazisinde sevapları ağır gelenler hiç cehenneme girmeyecektir doğrudur. Bu dünyada zina veya kısas gerektiren bir suç işlemiş olanlar cezalarını burada çekmemiş iseler bu kimselerin bu günahları da ahirette günah kefesine konacak buna rağmen o adamın sevapları ağır gelirse o kimse cehenneme girmeyecektir. (Bak: Karia Suresi)

      Sekizincisi; bunları nereye dayanarak yazdığımı soruyorsun. Medrese talebesi olsaydın bunu bilir ve sormazdın.
      Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) işlediği günahın cezasını dünyadayken çekmeyenler için şöyle buyurmuştur:
      – “Kim de cinayet, hırsızlık, zina vs. bu suçlardan birini işlerde suçu gizli kalıp cezasını Dünya’da çekmezse, onun işi Allah’a kalmıştır. Allah dilerse(mizanda sevapları ağır gelirse) onu affeder, (günahları ağır gelirse) dilerse cezalandırır.”
      (Hadis-i Müslim, Hudud: 10; Dârimi, Siyer: 17)

      Umarız bu kadar açıklamadan sonra anlamışsındır.

      Geniş bilgi için linki tıkla:
      https://islamdergisi.com/fikih/nasuh-tovbesi/

  12. Olmuslerimize evden de kuran okuyoruz insanlar neden illa mezarlığa gidiyor ekstra sevabı var mi bunun efendimizin gittigini biliyorum onun icin mi gidilyo.

    1. Büşra hanım kabristana gitmek malum sünnettir. Çünkü orada çok büyük ibretler vardır. Birde kabristana gidildiğinde mevtaya selam verilir. Mevtanın ruhunu bırakırlar mevta yaşayan kimseyi tanır ve onu görür selamını alır.
      Bu durumda ahiret göçmüş yakınlarının seni görmelerini istemez misin?

    2. Evet Zemahşeri yani Fahreddini Razi’nin araplara gönderildiği rivayet edilir. Ama diğer ulema onu reddetmiştir. Diğerlerine göre Kur’anın bütün insanlara gönderildiği yazılıdır.
      *******************************
      İşte o bölüm:
      7. âyette geçen ve “anakent, yerleşim yerlerinin merkezi” anlamlarına gelen ümmülkurâ tamlaması Kur’an’da Mekke şehrini ifade etmek için kullanılır (bk. Âl-i İmrân 3/96-97; En‘âm 6/92).
      Âyetin “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplar’la sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da (meselâ bk. Zemahşerî, III, 397), birçok müfessir İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek burada bütün insanların kastedildiğini savunur (meselâ bk. Râzî, XXVII, 147-148. Kur’ân-ı Kerîm’in Arap dilinde indirilmiş olması konusunda bk. Yûsuf 12/2; Ra‘d 13/37; Nahl16/103; Zümer 39/28).
      ********************************
      Hıristiyanlar ve yahudiler sadece “Kuran araplara gönderildi derler. Oysa ayetle sabittir ki Kuran tüm insanlara gönderildi. Aksini iddia etmek Kur’anı yalanlamak olur.

      İşte Kur’an-ı Kerimin tüm insanlığa gönderildiğini kanıtlayan ayet(mealen):

      – Bu Kitap (Kur’ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab’a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar. (Enam/92)

      Müslümanlar ayete mi inanır, yoksa başka bir ayetin yanlış tefsirine mi?

    3. sevgili hocam tabikide Kuran tüm insanliğa gönderildi ben buna inaniyorum sadece Çok şaşirdim bir islam alimi bunu nasil söyler diye acaba başka birşeymi kastediyor diye size sormak istedim yanlis anladiniz sanirim beni

    4. Sizi yanlış anlamadım. Olayı o şekilde yazanlara atfederek yazdım.

  13. Yohanan ile Yahya’nın bir alakası yoktur.
    Allahu Teala “YAHYA” olarak anılan buyurmuştur.
    Çeviriler benzetmedir, Yahya’nın karşılığı değildir.
    Yahya’yı Yohanon tam karşılamaz.
    Kur’an “Yohanon” demedi, “Yahya” buyurdu, itiraz yoktur.
    İtiraz eden Müslüman değildir.
    Kuran nazil olduğundan bu tarafa takribi 1400 yıl geçti. Haşa, söz konusu bir tezat olsaydı o zamanki yahudiler ona itiraz ederlerdi.

  14. Hocam Burdaki yazıda (sorularlaislamiyet)
    “Âyetin, “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplarla sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da müfessirlerin çoğu İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek, burada bütün insanların kastedildiğini savunur.” yazısı var Islam tum insanliğa gonderilmiştir buna ragmen gerçekten öyle bir çeviri yapan müfessirler varmi?
    Böylece şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.”( Şura, 42/7)

    Bu âyette geçen ve “anakent, yerleşim yerlerinin merkezi” anlamlarına gelen “ümmülkurâ” tanımlaması, Kur’an’da Mekke şehrini ifade etmek için kullanılır. (bk.Âl-i İmrân 3/96-97; En’âm 6/92).

    Âyetin, “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplarla sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da müfessirlerin çoğu İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek, burada bütün insanların kastedildiğini savunur. Yani, Mekke bir merkez kabul edilerek, buradan başlayıp bütün insanlığa ilahi dinin tebliğ edilmesi istenmiştir.
    Hatta bu ayet için Araplarla sinirlandiridiklarini söyleyen kişiye örnek olarakda zemahşeri denmiş.
    Zemahşerinin kastettiği nedir

    1. SORU:
      Hocam Burdaki yazıda (sorularlaislamiyet)
      “Âyetin, “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplarla sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da müfessirlerin çoğu İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek, burada bütün insanların kastedildiğini savunur.” yazısı var Islam tum insanliğa gonderilmiştir buna ragmen gerçekten öyle bir çeviri yapan müfessirler varmi?
      Âyetin, “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplarla sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da müfessirlerin çoğu İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek, burada bütün insanların kastedildiğini savunur. Yani, Mekke bir merkez kabul edilerek, buradan başlayıp bütün insanlığa ilahi dinin tebliğ edilmesi istenmiştir.
      Hatta bu ayet için Araplarla sinirlandiridiklarini söyleyen kişiye örnek olarakda zemahşeri denmiş.
      Zemahşerinin kastettiği nedir?

      CEVAP:
      Zikredilen ayetleri nüzul sırasına göre açılayalım:
      Enam/92 mealen:
      – Bu Kitap (Kur’ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab’a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.

      Enam Suresi 92. ayetin, “şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” ibaresinde Peygamberimiz, öncelikle Mekke halkından başlayarak tüm insanlığı uyarmakla görevlendirmektedir. Bu ayet bütün açıklığı ile Peygamberimizin tüm insanları uyarmak için görevlendirdiği barizdir.

      Al-i Imran/96-97 mealen:
      – Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.
      – Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir.

      Bu ayetlerde de Araplara değil tüm insanlara atıf olduğu barizdir.

      Şura/7 mealen:
      – Böylece biz sana Arapça bir Kur’ân indirdik ki, şehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir.

      Bu ayette de Mekke halkı ve çevresindekilerle kast edilen önce nazil Enam ve Al-i Imran surelerindeki ayetlere göre tüm insanlık kast edilmektedir.

      Zemahşeri Tefsiri hakkında iddia edildiği gibi Kur’an sadece Araplara gönderildiği iddia ediliyorsa o bir iftiradır. İtibara almayız. Zira hiçbir İslam alimi ayetlerle bu kadar açık olan Rasulullahın tüm insanlara gönderildiğini inkar edemez.

    2. Hocam diyanet ilgili ayet tefsirinde Bazi mufessirlerin Ayetteki çevresindekiler kismini araplarla sinirlandirdiklarini yazili örnek olarak zemahşeri tefsiri ilgili yer sayfa 367mi ohyle bisi yazili ben cok şaşirdim Sizin zemahhşerinin tefisirinin arapcasi googlede vardir ama benim arapcam yok zemahşerinin farkli şey kastettigine inaniyorum ben

    3. Rasulullah sadece Araplara gönderildiğini iddia edenler yahudi ve hıristiyanlardır. Bizi falanın filanın tefsiri bağlamaz. Kuran ve Rasulullah’ın hadisleri ve Peygamberimizin roma, iran, mısır, habeş krallarına gönderdiği açık çağrı mektuplarına rağmen öyle böyle bir iddia sadece küfre götürür.
      Diyanetin mealine baktı öyle bir iddia yoktur. her nereden okuduysanız o bir iftiradır.

  15. Sevgililer gününde bir çok indirimler oluyor bunlardan faydalanabilir miyiz..yilbasiyla aynı hüküm mu yoksa.

    1. Sevgililer Günü aslında zina yapanlar günüdür. O günü özelleştiren mağazalardan zaruret yoksa alışveriş yapmamak gerekir.

  16. Selamun aleyküm. Sevgili hocam, namazdan sonra yaptığımız zikirleri ve diğer yaptığımız zikirleri tesbihle yapsak bu bidat olur mu? Diğer sorum ise vehhabiler unutmak ve uyuyakalmak dışında kaza namazları yoktur diyorlar. Geçmişte kılamadığımız kaza namazlarını ne yapmamız gerekmektedir?

    1. Aleykümselam Fatih kardeşim.
      Ehli sünnete göre farz namazların kazası farz, vacip namazların kazası vaciptir.
      Uyku veya unutarak kılınmayan namazları için kaza gerekir. Kasten kılınmayan namazlar için ise hem kaza hem de tövbe etmek gerekir.
      Konu ile ilgili geniş bilgi için linki tıkla ve oku:
      https://islamdergisi.com/fikih/kaza-namazi/

  17. Selamun aleyküm kardeşim, Hizb-ut Tahrir denen bir örgüt var bu ehli sünnet mi ? Sosyal medyada oy atmak haramdır felan diyorlar işte Türkiye’ye kin kusuyorlar. Cübbeli Ahmet Hoca’ya, Nihat Hatipoğlu’na işte televizyondaki hocalara neden korkuyorsunuz felan diyorlar. Bu örgüt hakkında bilgi verir misin ?

    1. Aleykümselam kardeşim.
      Muhammed Takiyyüddîn en-Nebhânî, 1909’da Hayfa’nın (Filistin) İczim kasabasında doğmuş, yüksek tahsilini Ezher’de yapmıştir. Filistin’in çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve kadılık yapmış, İzzeddin el-Kassam’la birlikte İngilizlere ve Yahudilere karşı mücadele vermiştir. İhvan-ı Müslimin’in kurucusu Hasan el-Benna’ya yakınlık duyduğu, bir süre İhvan-ı Müslimin içinde çalıştığı, yazılarında ve konuşmalarında mason Abduh’un talebesi Seyyid Kutub’u referans gösterdiği bilinmektedir.
      Özetle bunlar ehli sünnet değildir.

  18. Selamun aleyküm.bu ateistler

    Kur’an’da ‘dağları zelzele olmasın diye yarattık’ deniyor, hâlbuki bu bilim bakımından doğru değildir, dağlarda da zelzele olur…”
    diyorlar ayeti açiklarmisiniz sayın hocam.

    1. Dağlar hakkında bize bilgi veren iki türlü meal vardır. Biri yanlış biri doğrudur. Elmalı mealinde dağlardan:

      Enbiya/31 – Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.” diye söz edilir.
      Dikkat edilirse bu ayette dağlar sarsılmayacak onda deprem olmayacak denilmiyor, “insanlar sarsılmasın diye” beyan buyruluyor.
      Diğer bir ayeti kerimeyi farklı mealde görelim:

      Neml Suresi, 61. ayet: Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara-engel (haciz) koyan mı?”

      Burada dağlardan, “sarsılmaz dağlar yaratan” diye geçer ki bu meal hatalıdır. Bir de Elmalı mealine bakalım:

      Neml/61 – “(Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı?”

      Aynı ayetin farklı mealinde ise, “onun için sabit dağlar yaratan” olarak geçer.
      Biz bu mealleri Kuran’daki ayetin kendisine bakarak karşılaştırdık Elmalı Hocanın meali daha doğru olduğunu gördük.
      Demek ki Kuran bilimle çelişmiyor yanlış mealler çelişiyormuş.

      Lokman Suresi, 10. ayet: “O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi.”

      Bu mealde de “sarsılmaz dağlar” ibaresi geçer..
      Elmalı mealine bakalım:

      Lokman/10 – O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti.

      Burada da dağlardan ağır baskılar ibaresi geçer ki sarsılmaz dağ ibaresi yoktur.

      Fussilet Suresi, 10. ayet: Orada (yerde) onun üstünde sarsılmaz dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde takdir etti.

      Fussilet/10 – O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.

      Kaf Suresi, 7. ayet: Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda ‘göz alıcı ve iç açıcı’ her çiftten (nice bitkiler) bitirdik.”

      Bu mealde de “sarsılmaz dağlar” ibaresi geçer.
      Elmalı mealine bakalım:

      Kaf/7 – Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.”

      Görüldüğü gibi doğru mealde “sarsılmaz dağlar” ibaresi geçmez. Öyle ise modern bilim Kuranla çelişmez yanlış Kuran meali bilimle çelişir bir de materyalistlerin bozuk mantıkları ile çelişir.

    2. Hocam bazı meallerdeki sarsılmaz dağlar veya sizi sarsmasın diye yarattık dese bile bundan orda illa hiç deprem olmucak anlamimı cikarki yani o diğer mealleri kabul etmek bilimsel bakimdan yanlışmı oluo

    3. Neml/61 – “(Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı?”
      “ve ceale lehâ ravâsiye” ibaresi “ve onun için sabit dağlar yaratan” anlamındadır.
      Sarsılmaz dağlar diye geçen mealler yanlıştır. Sabit, yani yerinde duran dağlar olması gerekirken öyle yanlış bir yorum yapılmış o da dağlarda deprem olmayacak gibi bir mana ortaya çıkarmış bu da ateistlere malzeme olmuştur.

    4. Hocam bazı meallerdeki sarsılmaz dağlar veya sizi sarsmasın diye yarattık dese bile bundan orda illa hiç deprem olmucak anlamimı cikarki yani o diğer mealleri kabul etmek bilimsel bakimdan yanlışmı oluo
      Hocam birde enbiya 31de insanlar sarsilmasin diyor daglar sarsilmasin demiyor yazmissiniz sanirim zaten bunlarin itiraz ettikleri nokta bu yani insanlar sarsilmasin derken neyi kastediyor?

    5. Dağlar hakkında bize bilgi veren iki türlü meal vardır. Biri yanlış biri doğrudur. Elmalı mealinde dağlardan:

      Enbiya/31 Mealen:
      – Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.” diye beyan edilir.
      Dikkat edilirse bu ayette dağlar sarsılmayacak onda deprem olmayacak denilmiyor, “insanlar sarsılmasın diye” beyan buyruluyor. Eleştiri yapan ateist ise yanlış mealden dolayı Kur’an, “dağlarda deprem olmaz” demiş, oysa dağlarda da deprem olmaktadır bundan dolayı bilimle çelişmiştir” diyerek yanılmıştır.

      Kuran geçen ibareler, “Yeryüzünde insanların sarsılmaması”, “insanların çalkalanmaması için ağır baskılar yani, sabit ve büyük dağların yaratılması”nın sebebi hikmeti, dağların dünya üzerinde korkunç kasırgaların olmasına engel olması ve depremlerin asgari düzeye indirilmesi içindir. Cahillerin ayetleri yanlış anlayıp Dağlarda deprem olmaması için dağlar yaratılmış değildir.

  19. Hocam, tasavvuf çok tehlikeli birşey midir? Tasavvuf ve hiç konusunu biraz izah eder misiniz? Ayrıca Vahdeti vücûd eşittir panteizm midir?

    1. Gerçek olmayan sahte tasavvufçular en az ateistler kadar tehlikelidir. Onlardan uzak durmak gerektir.. Gerçek tasavvufçular ehli sünnete tabidirler. Kuran ve sünnetten asla ayrılmazlar Peygamber ahlakı ile vasıflıdırlar. Onlar insanların en iyileridir.
      Vahdeti Vücut Allah’ın varlığında fani varlığını yok etmek anlamında varlığın bir görünmesi demektir ki bu makamın daha ötesi varlığın Bir’den yani Her şeyin yaratanı Allah’tan bilinmesi demektir. Bu durum tasavvufta bir mertebe bir ahvaldir. Nefis mutmeinne olduktan sonra kazanılan bir özelliktir. Yüz milyonda bir kişi ancak o mertebeye ulaşabilir. Ondan daha öte mertebelerde vardır.
      Ama bu işin sahtekarları da vardır ki onlar şirke düşen zavallı ahmaklardır. Onlar vahdeti vücut adına her gördüklerine Allah derler ki bu durum onları panteizme sürükler. Bu durum küfürdür. Panteistler, tüm evrene haşa Allah derler. Oysa ki, Allahu Tealanın İhlas suresinde beyan buyurduğu gibi O Allah hiçbir kimseye benzemez. Onun eşi ve dengi olamaz.

  20. Slm alykm devletin bir kanunu var diyorki bu kanunda
    Ise aldigin isciyi begenmediysen cikartmak istiyorsan isciye 15 gin once haber ver isci hem calisp hem kendine yeni bir is arasin magdur olmasin ayni hakki sana da veriyorum isci seni begenmediyse 15 gun once haber versin onun yerine yeni bir isci bul bu akde kim uymazsa karsi tarafa 15 gunluk tazminat oder.
    Ben girdigim iste 20 gun sonra isten cikartildim bana tazminat odediler 1020 lira ancak biz bi yanlislik yaptik biz seni ise 4 ay denemek suretiyle ise aldik ancak muhasebeci kadrolu gibi gotermis tazminat bu yuzden yatti parayi geri gonder dediler deneme usuluyle calisan kisilere bu tazminat yatmaz dediler .
    Oysa bu durum bana soyledikleri degil kalplerinden gecirdikleri bir durum .Bana ise baslar 1 hafta calisirsin biz seni sen bizi begenirsen devam ederiz dediler 1 hafta sonra benden evraklarimi getirmemi istediler bende mademki calismaya devam edecegiz alacagimiz parayi konusalim dedim ve oturup pazarligimizi yaptik .
    bu meseleye gore benim aldigim tazminat caiz olurmu

    1. Aleykümselam.
      İşe tekrar başlandın ise tazminatı geri yatırman gerekir. İşe tekrar başlatmayacaklarsa sözleşme gereği o para senindir.

  21. Hocam sağolun Allah razı olsun sizden. Yeniden kendi mezhebimle amel edip namazlarımı Hanefiliğe göre kılmaya başladım. Geçmiş zamanlarda Selefiler gibi kıldığım namazların hükmü nedir? Kabul olmuş olabilir mi?

  22. Selamun aleyküm hocam.
    Namaz tesbihatından sonra dua edebilir miyim? Bunun bidat olduğunu söyleyenler var çünkü.

    Bir diğer sorum ise; iman amelden bir cüz müdür yoksa amel imandan bir cüz müdür?

    1. Aleykümselam.
      Namazdan sonra tesbih çekmek kuvvetli sünnettir. Kuran Allahı çok zikredin buyurmaktadır. Buna bile bile bidat diyen dinsizdir.
      İman amelden bir cüzdür itikadı sapık mutezile inancıdır. İman amelden bir cüz olsaydı en küçük günah işleyen kafir olurdu. Ehli sünnete göre iman amelden bir cüz değildir.
      Amentünün şartlarında amel yoktur. Farz amellere inanmak ve yapmak farzdır. İnandığı halde tembellikten dolayı terk etmek haramdır. Haramların haram olduğunu inkar küfürdür.

  23. Hocam Selamun Aleyküm. Yazinizi gordüm Kafirler Kuranda bilim dişi ayetler diyorlar sizde cevaplar atmissinizda birşeyi göremedim sormak istedim cevap verirmisiniz.
    1)bakara suresi-29.ayet
    29. o, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. o, her şeyi hakkıyla bilendir.

    doğrusu: atmosfer 5 tabakadan oluşur; islamcıların 7 diye sunduklarında aslında iyonosfer termosfer’in uzantısı, ozonosfer de stratosfer içindedir, ayrı bir tabaka değildir. (7, 5’e düşüyor burada.) bir de manyetosfer diyorlar, onun da atmosferle alakası yok, manyetik alanı ifade eder (sayılsa bile 7 olmuyor zaten).

    1. Kuranda sözü edilen 7 sema, atmosfer değildir. Atmosferden bahseden ayet, Enbiya/32’dir. (Mealen):
      – “Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah’ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar”.
      Dünya, mars, jüpiter ve diğer gezegenlerle birlikte güneş, yıldızlar ve galaksilerden dünya seması diye söz eder Kur’an.

  24. Selamun aleykum hocam, sağolun varolun.
    Hocam tevessülün caiz olduğunu belirten hadisleri ve mübarek gecelerin bidat olmadığını belirten hadisleri vehhabilere gösterdiğim, sunduğum zaman tüm hadisleri reddettiklerini ve bunların haşa zayıf ve uydurma olduğunu söylüyorlar.
    En basitinden Levlake hadisi sahih midir hocam?
    Diğer sorum ise, yatsı namazının ilk sünneti diye birşey yok diyor bu vehhabiler. bunun aslı nedir?

    1. Aleykümselam.
      Değerli kardeşim Peygamberimiz Ebu Cehile amcası Ebu Lehebe inandırabildi mi?
      Öyle ise bu iş nasip işidir. Sen de o vahabilerle uğraşıp enerjini boşa tüketme.
      İnkarcılara Kuran’dan delil getirsen bile inanmayana inandırmazsın.
      Yatsı namazının sünneti gayri müekkedtir. Kaynak: (Halebi Kebir Mülteka cilt 1). Kılmak zorunda değilsin ama kılarsan çok sevap alırsın.
      Diğer sorunun cevabı için linki tıkla:
      https://islamdergisi.com/uncategorized/vesile-aramak/

  25. Selamun Aleyküm.
    Hocam Bu Googleye “xxxxxxxxxxxxxx” yazıp görsellere tıklarmisiniz ordaki kadın şeklindeki meyveler veriyormus gibi şeyler söyluyorlar Allahin böyle birşeye yaratacağina inanmak küfürmüdür?

    1. Onlar putperestlerin montajıdır. Sizin başka işiniz yok mu ki böyle boş işlerle uğraşıyorsunuz?!

  26. Selamun aleyküm hocam. Hocam ben bu yolda yalnızım maalesef. Bir mürşide gitmek bir ihvan yoluna intisap edilebilir mi?

    1. Aleykümselam. Ehli sünnet olan yani dört mezhepten birine mensup bir tarikata bağlanabilirsin.

  27. Selamun Aleyküm Hocam.
    Yanılmıyorsam Hadislerde Putlara tapan müşriklerde vallahi gibi kelimeler kullandiği yazılı bunlar hem Allaha inanmio hem putlara tapıyorlar hemde Vallahi diyorlar Bu kısmı Açiklarmisiniz hocam?.

    2.Olarak Bu Bahsettiğim Şey Yani İnanmadiği halde Allah ismini anmak şu ayettede söz konusu olabilirmi yoksa bu ayettikler Allaha inaniyorlarmi denir.
    topladığı o kadınlara:) “Yusuf’un nefsinden murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?” dedi. Onlar: “Allah için, haşa” dediler. “Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: “İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.”

    1. Aleykümselam.
      Gelmiş geçmiş müşrikler ve Ebu Cehil ve diğer müşrikler Allahı inkar etmiyorlardı her şeyin yaratıcısının ancak Allah olduğunu biliyorlardı lakin putlara taparak Allah’a yaklaşacaklarına inanıyorlardı. O sebeple onlara müşrik denildi.
      Yemin ettikleri zamanda bazen Allahın ismini kullanıyorlardı.

    2. Anladim hocam Peki attiğim o ayetteki Kadinlarda Allah için haşa demisler ordaki kadinlarin hepsi Allaha inaniyorlarmı denir yoksa o müşriklsr gibi bi kullanimmi söz konusu

  28. Allah sizden razı olsun. Sizlerin vesilesiyle yavaş yavaş kendime geliyorum.
    Vehhabi selefilerin kabul etmedikleri türbelerde Allah’a dua etmek, ordaki evliyalara hürmet edip onları vesile kılabilir ve kandilleri gönül rahatlığıyla ihya edebilirim değil mi?
    Ayrıca bana soru sorarlarsa çevremdeki selefilere ne söylememi tavsiye ederseniz?

    1. Allah sizden de razı olsun kardeşim.
      Kabir ziyareti sünnettir. Evliların türbelerine de bu niyetle gidip ziyaret edebilirsiniz. Ancak onlardan bir şey istemek doğru değildir. Onların Allah katındaki değeri hürmetine Allah’tan istenmelidir.
      “Ya Rabbena, falan kulun hürmetine bu duamı kabul et” diye dua edilir. Hz Adem cennetten kovulduğunda Peygamberimizi vesile ederek duasının kabul olması gibi.
      Selefiyeciler sana soru sorarlarsa bize sor. Bizden aldığın cevapla onlara cevap ver.
      Sen onların her sorusuna cevap veremeyebilirsin.

  29. Hayırlı akşamlar hocam .. içimde sıkıntı oluşturan bir durum var sizinle paylaşmak istedim belki bir yol gösteririrsiniz bu kardeşinize .. 5 senelik evliyim 2 de evladım var .. evlendiğimizden beri kocamla kafa yapılarımız yüzünden anlaşamıyoruz ..kendisi herşeye çabuk sinirlenen kızan küsen birisi .. söyler yapar eder ben en ufak bir söz söyleyip ya da surat aştığımda kıyamet kopar .. son zamanlarda artık susuyor ve sabrediyorum ..en ufak şeylere sinirleniyor Benden şikayet ediyor ..en basitimçocuklar evde birleri kaybetse beni suçluyor küsüyor .. içime atmaktan daraldım artık.. Böyle bir eş imtihan olabilir mi ..sabretmek mi lazım bir yol gösterirseniz sevinirim ..Allah’a emanet olunuz..

    1. Hayırlı günler Hilal hanım. Dünyaya Allahı tanımak ve Ona kulluk yapmak için geldik. Bu sınavı kazanan ebediyen mutlu edilecek bir daha asla üzülmeyecektir. O sebeple bu dünya imtihan dünyasıdır.
      Bir şiir:
      Kalabalıkta Yalnızlıklardayız,
      Âhirette Değil Dünyadayız.
      Kime Kaldı bu Misafirhane?
      Unutmayalım ki, İmtihandayız.
      ***
      Hz Mevlana derki “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.”
      Bazen eşler birbirine kızar ayrılırlar her ikisi de başkası ile evlenir ama yinede huzur bulamazlar. “Yastık değiştirmekle kader değişmez” derler.
      Size tavsiyem, madem iki de çocuğunuz varmış Allah bağışlasın sabrediniz ve alttan alınız ve kocanızın her tavrına aldırmayınız. Hz Mevlana “İyilikle bakırlar bile altın olur der. Eşinizin hakkında bir an onun öz annesi olduğunuzu kabul ederek onun bu tavırlarına nasıl yaklaşmak gerektiğini düşünerek yaklaşınız. Belki psikolojik bir sıkıntısı vardır.
      Hatta mümkünse onu tedavi için bir uzmana götürünüz.
      Umarım siz kazanırsınız.

    2. Allah razı olsun teşekkür ederim tavsiyelerinize uymaya çalışacağım ..
      Hocam bir sorum daha var size .. hastalığa şükretmemek lazım diye duydum bir yerden .. bunun doğruluk payı var mı

    3. Rica ederim Allah sizden de razı olsun Hilal hanım.
      Hastalığa şu şekilde şükredilir. Ya Rabbi bunun daha beterine uğratmadığın için Sana şükürler olsun” denilir. Hastalığa sabretmekle emrolunduk şükretmekle değil.

  30. Allah razı olsun. Peki kendi mezhebim olan Hanefilik ile rahatlıkla amel edebilir miyim? Ayrıca ehli sünneti nasıl ve ne şekilde iyi öğrenebilirim?

    1. Aleykümselam Elif hanım.
      Müslüman ümitsiz ve karamsar olamaz. Allah’tan tam ümidi kesmek küfürdür İslamdan kopmak anlamına gelir.
      Allahu Teala buyurdu ki, “Elâ bizkrillâhi tetmeinnilkulûb”, mealen: (Gönüllerin, ruhların huzuru ancak Allahı zikir iledir) buyruldu.
      Allahı zikir evvela namazla olmalı. Beş vakit namazınızı vaktinde doğru olarak kılmalısınız. Tesettürlü değilseniz tesettüre girmelisiniz. Anne ve babanızı üzmemelisiniz. İnsanların arasında gereğinden fazla durmayınız. Evli iseniz eşinizin günah olmayan emirlerini Allah rızası için severek yapınız.
      Elfazı küfür sözlerden aslandan kaçar gibi kaçınız. Çünkü o sözle imanı bozar amelleri boşa çıkarır.
      Bunları öğrenmek isterseniz bunlar sitemizde vardır. Linkini buraya atıyorum mutlaka okuyunuz anlamadığınızı bize sorunuz.
      ***
      https://islamdergisi.com/genel/dinden-cikaran-sozler/

  31. Bilgi kaynağın yanlıştır. Doğrusunu öğrenmek istiyorsan İslami Kaynaklara bak…
    İkincisi, ayette “Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler.” buyrulması, Rumların o galibiyetten sonra bir daha yenilmeyecekleri anlamını çıkarmak ahmaklıktır. Farsların galibiyetinden sonra Rumların galib geleceğini bilmek ise mucizedir. Çünkü insan bir saniye sonrasını bilemez. Bizler tahmin ederiz ama tahminler her zaman doğru çıkmaz. Vahy olan bir kitabın mağlubiyetten sonra galibiyeti haber vermesi % 100 garantidir. Hangi insan böyle bir garantiyi verebilir?.

    Allahu Teala buyurdu ki(mealen):
    – “Rumlar yakın bir yerde mağlub oldular. Ama bu yenilgilerinden sonra galip gelecekler. Birkaç yıl içinde. Çünkü işleri karara bağlama yetkisi, başında da sonunda da Allah’a aittir. O gün, müminler de, Allah’ın verdiği zafer sayesinde sevinecekler. Allah dilediğini muzaffer kılar. Zira O, azîzdir, rahîmdir (mutlak galiptir, sınırsız merhamet ve ihsan sahibidir). Bu, Allah’ın vâdidir. Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların ekserisi bunu bilmezler.”(Rum, 30/2-5)
    Rumlar Yenildi.
    Peygamberimiz (asm)’in gönderildiği sıralarda Doğu Roma ile İran, batıda dünyanın en büyük iki devletiydiler. Hindli Süleyman Nedevî Efendinin Asr-ı Saadet tarihinde ifade ettiği üzere peygamberliğin beşinci, yani Milâdın 613. yıllarında bu iki komşu ve rakib devlet, birbirleriyle kanlı bir savaşa girişmişlerdi. İran, İkinci Hüsrev’in, Rum Hirakl’in hükmü altındaydı, sınırları Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde birbiriyle birleşiyordu. Filistin, Suriye, Mısır ile Irak’ın bir bölümü ve küçük Asya (Anadolu) Rumlara tabi idi. İranlı’lar, Rumlara iki taraftan saldırdılar. Dicle ve Fırat üzerinde (ezreât ve Busrâ) mevkilerinden Suriye’ye, Azerbeycan ve Ermenistan tarafından küçük Asya’ya saldırdılar.
    İran orduları, Rum kuvvetlerini her iki cepheden geri atarak denize dökünceye kadar takip etmiş, Suriye’deki bütün mukaddes şehirleri zabtetmiş, Milâdın 614. yılında bütün Filistin’i ve Kudüs’ü ele geçirmişti. Bu istilâ sırasında bütün kiliseler yıkılmış, bütün dini binalar tahrib edilip kirletilmişti. İranlılara katılan yirmi altı bin Yahudi, altmış binden fazla Hristiyanı kılıçtan geçirmişlerdi. İran kisrasının sarayı, öldürülen otuz bin kişinin kafatası ile donatılmıştı.
    Bu istilâ tufanı, burada durmayarak Mısır’ı da basmış, Milâdın 616. yılında İranlı’lar bir taraftan Nil vadisini işgal ederek İskenderiye’ye ulaşmışlar, diğer taraftan bütün Anadolu’yu ele geçirerek İstanbl’un Boğaziçi sahillerine kadar gelmişler, Doğu Roma İmparotorluğu’nun başkenti olan Kostantıniye (İstanbul) şehrinin karşısında görünmüşler, saltanatlarını Irak, Suriye, Filistin, Mısır ve Anadolu’ya yaymışlardı. İranlılar, girdikleri her yerde ateşgedeler (Ateşe tapanların, ateş yaktıkları tapınaklar) meydana getiriyorlar ve böylece Hristiyanlığın çıktığı yerlerde ateşperestliği yayıyorlardı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun bu yenilgisi karşısında kendisine tabi bulunan birçok vilâyetler isyan etmiş, Afrika’daki ülkeler, Avrupa tarafındaki vilâyetler, hatta İstanbul’a komşu şehirler, bu devletin egemenliğinden çıkmak istemişler ve çıkmışlardı. Kısaca Doğu Roma İmparatorluğu darmadağın olmuş, helâk olup yerlere serilmişti.
    Romalıların bu yengilgi haberi Mekke’ye ulaştığı zaman müşrikler sevinmiş ve Müslümanlara karşı onların yenilgisinden duydukları sevinci açığa vurmuşlar: “Siz ve Hristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve Fâris (İranlılar) ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi tepelediler. Biz de sizi tepeleriz.” demişlerdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (asm)’in bir mucizesi olmak üzere bu âyet inip buyuruldu ki: Gerçi Rumlar yenildi yerin en yakınında, Mekke toprağının, yani Arabistan’ın en yakınında; Şam’da yahut Rum başkentinin pek yakınında, yani Anadolu’da İstanbul civarında demek olabilir ki, ikisi de doğrudur. O sırada Rum İmparatorluğu öyle perişan olmuştu ki, iç isyanlarla devlet ihtilâle uğramış, ordusu dağılmış, hazinesi boşalmış, imparator Hirakl, İstanbul’u terkederek Kartaca’ya kaçmayı bile kurmuştu. İranlıların galip kumandanları, zaferin verdiği sarhoşlukla şu barışı teklif etmişler: İmparator, İranlılar tarafından istenecek her şeyi verecektir. Bu cümleden olarak bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir. Rum İmparatorluğu, bütün bu aşağılayıcı şartları kabul etmiş, bu esaslar üzerinde barışı imzalayacak delegeler göndermişlerdi.
    Bu delegeler, İranlıların yanına vardıkları zaman Husrev, şu sözleri de söylemiş: “Bu yeterli değildir. Bizzat imparator Hirakl, karşıma zincirler içinde gelerek asılıp çarmıha gerilmiş olan ilâhına karşılık ateşe ve güneşe tapmalıdır.”
    İşte o yenilgi, böyle bir yenilgiydi. Böyle bir çöküş içinde Romalıların birkaç yıl zarfında canlanıp yeniden galip geleceklerine kesinlikle hüküm vermek şöyle dursun, ihtimal vemek bile normal olarak akılların havsalasına sığacak bir şey değildi.
    Fakat böyle bir zamanda Allah Teâlâ, Resulüne (asm) gayptan şu haberi bildiriyordu: Bununla birlikte onlar, bu yenilgilerinin ardından kesinlikle galip gelecekler. Hem uzak değil. Birkaç yıl içinde ki, “bıd” kelimesi üçten dokuza kadar olan bir sayıyı ifade eder, nitekim bu âyet inince Hz. Ebu Bekir (ra), o sevinen müşriklere şöyle demişti:
    “Allah, sizin gözlerinizi aydınlatmayacak, peygamberimiz haber verdi. Yemin ederim ki, Rumlar birkaç yıl içinde İranlılara mutlaka galip geleceklerdir.” Buna karşı Übeyy b. Halef:
    “Yalan söylüyorsun, haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim.”
    dedi ve her iki taraf ta on deve üzerine bahse girişip, üç yıl müddet tayin ettiler. Ebu Bekir (ra), durumu Resulullah (asm)’a haber verdi. Resullullah (asm)
    “Bıd’, üçten dokuza kadardır, miktarı artır, müddeti uzat.”
    buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir (ra) çıktı, Übeyy’e rast gelince o: “Galiba pişman oldun?” dedi. Ebu Bekir (ra) de:
    “Hayır, gel seninle bahsi artıralım, müddeti de uzatalım, haydi dokuz seneye kadar yüz deve yap.”dedi. O da:
    “Haydi yaptım.” dedi.
    Tirmizî’nin Sahih’inde rivayet ettiği üzere “Bedir” günü Rumlar, İranlılara galip geldiler, Ebu Bekir (ra) de onu (bahse konu develeri) Übeyy’in vârislerinden aldı, Peygamber (asm)’e götürdü. Peygamber (asm) de ona:”Bunu tasadduk et.” buyurdu.
    Önünden de sonundan da emir Allah’ın, yani Rumlar galip gelecekler diye ondan sonra emir ve irade, hüküm ve kumanda Rumların olacak zannedilmesin; onlar galip gelmezden önce emir, ne onların, ne İranlıların olmayıp Allah’ın olduğu gibi, onların galip gelmesinden sonra, yine Allah’ındır. O, önce onları mağlub ettiği gibi, sonra da eder. Hem de o gün, yani Rumların, İranlılara galip geleceği gün müminler sevinecek Allah’ın yardımıyla, yani ötede Rumlar, İranlılara galip gelirken aynı zamanda beriden Müslümanlar da Allah’ın yardımıyla müşriklere karşı zafer elde edecekler; yalnız Rumların galip gelmesiyle değil, Allah’ın özellikle kendilerini galip kılan yardımıyla sevinecekler. Müminlere bu şekilde vaad edilen bu yardım, bu sevinç, “Bedir” zaferidir. Nitekim Teberî Tefsiri’nde “O Bedir’de müminlerin , müşriklere galip gelmesidir.” demiştir.
    Gerçekten Tirmizî’nin rivayetine göre Rumların, İranlılara galip gelmesi”Bedir” günü olmuştur. Fakat galibiyetin geniş bir şekilde açıklanması, Hudeybiye sıralarında bilinebildiği ve Hz. Ebu Bekir (ra) de develeri Übeyy’in kendisinden değil, sonra vârislerinden aldığı için bazıları bu ferah gününü, Hudeybiye günü sanmışlardır. Hindli Süleyman Nedevî Efendi, Asr-ı Saadet tarihinde bunu şöyle tesbit etmiştir:
    “Resul-i Ekrem (asm)’in işareti gereğince, dokuz yıl sonra bu haber gerçekleşmiş ve onun gerçekleşmesi “Bedir” zaferinin elde edilmesine rastlamıştır.”
    Bazılarına göre bu haber, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması esnasında gerçekleşmiştir. Fakat bu doğru değildir. Bu anlayış hatasının sebebi şudur: Sahihi Buhari’nin açıkladığına göre Hz. Peygamber (asm)’in Hirakl’e gönderdiği mektubu taşıyan elçi, Suriye’ye ulaştığı zaman Hirakl, zaferini kutluyordu. Bu elçi, Hudeybiye andlaşması sıralarında gönderildiği için birçokları Hirakl’in o sıralarda zafer kazandığını zannetmişlerdir. Habuki, Hirakl, zaferi çoktan kazanmış ve onu kutlamak için Suriye’ye gelmiş bulunuyordu. Roma takvimine göre Hz. Muhammed (asm)’in peygamberliği, 609 yılında meydana gelmiş, doğu Roma ile İran arasındaki düşmanlık, 610’da başlamış, 13-14 yılları savaş içinde geçmiş, 616’da, Romalılar yenilmişler, 622’de karşı harekete geçmişler, 623’de galibiyete başlayarak 625’te kesin zaferi elde etmişlerdir. Yenilginin başlangıcıyla galibiyetin başlangıcı arasında dokuz yıl geçmiş olduğu gibi, kesin yenilgi ile kesin galibiyet arasındaki müddet de dokuz yıldan ibaret bulunuyor.
    Peygamberimiz (asm)’in hicreti, peygamberliğin on üçüncü yılı olduğu için (623) hicretin ikinci yılına rastlamış olur ki, “Bedir” de o yıldır. Demek ki, Rumlar, yenilgilerinin yedinci, savaşın ikinci yılı galib gelmeye başlamışlar ve onlar galib gelmeye başladığı sıralarda Müslümanlar da “Bedir” günü müşriklere galib gelerek sevinmişlerdir. Bununla beraber savaş iki yıl daha devam etmiş, bu müddetle Rumlar, İranlıların işgal ettikleri bütün vilayetleri kurtararak düşmanlarını Dicle ve Fırat’ın gerilerine atmışlardır. Böylece tam dokuz yıl ve üç yıl sonunda kesin üstünlük tamam olarak”Birkaç yıl içinde galib gelecekler.” haberi her yönüyle gerçekleşmiştir.
    Şu halde bundan dokuz yıl önce, yani hicretten yedi yıl önce, peygamberliğin yedinci yılı Kur’ân, bu haberi verirken açıkça dokuz yıl da demeyip “Birkaç yıl” diye bir çeşit kapalılıkla ifade etmesinde de olaya uygunluk bakımından derin ve kapsamlı bir belağat ve geniş bir anlam varmış. Çünkü “bıd-ı sinin” (birkaç yıl) demekle hem galibiyet süresi olan üç yıla, hem yenilgi sonundan “Bedir”e rastlayan ilk galibiyete kadar olan yedi yıla, hem de kesin galibiyet süresi olan dokuz yıla uygun düşebilecek bir işaret vermiş bulunuyor ki, bunlardan birisi açıkça ifade edilseydi olayın bütün safhaları gösterilmiş olmaz ve dolayısıyla bu kapsamlı icaz tarzı bulunmazdı.
    Bir de bu açıklamadan asıl maksat, Rumların galibiyetinden çok, müminlerin ilâhî yardım ile sevinecekleri günün tarihini tesbit etmek olduğuna işaret edilmiş oluyor. Çünkü “birkaç yıl” kapalı olmakla beraber galibiyetin gerçekleşmesine bağlı olan “o gün” belirlidir. Bu bakımdan âyetin bu sevinç gününü gösteren mucizesi, Rumların galibiyetini haber veren mucizesinden daha şanlıdır.
    Böyle iken birçoklarının bundan habersiz olmaları ne kadar üzücüdür! Evet buyuruluyor ki:
    “Rumlar, yenilgilerinin arkasından birkaç yıl içinde galip gelecekler; önünde de sonunda da emir Allah’ındır. Onlar galib geldikleri sırada müminler de Allah’ın yardımıyla sevinecekler…”
    Bu nasıl olur demeyin. O kimi dilerse yardım eder, dilediğini muzaffer kılar. Yani O’nun yardımı sebeplere bağlı değil, sebepler O’nun iradesine bağlıdır. Dün İranlıları galib kılmış iken, yarın Rumları galib kılar. Bir de bakarsın hiç ümit edilmedik bir zamanda, tutar hiçbir kuvvetleri yok zannedilen müminleri hepsine karşı galib ve muzaffer kılar. Ve aziz O’dur. Rahîm O’dur. Hiç mağlup olma ihtimali bulunmayan izzet (güç, kuvvet)sahibi ancak O’dur. Tek rahmet edici olan da O’dur. Onun için de bir zaman olur, mağlubları galib kılar, müminleri sonunda zafere erdirir.

  32. Selamun aleykum.
    Allah razı olsun hocam, fakat yine eskiye dönmekten selefiliğe meyletmekten korkuyorum. Bunu nasıl yenerim?
    2. sorum ise; Mevlana, Yunus Emre, Cüneydi Bağdadi Hallacı Mansur gibi evliyalar hakkında çok ileri geri konuştum. Tövbe haricinde başka birşeyler yapılabilir mi?
    Allah razı olsun..

    1. Aleykümselam.
      Ferhat kardeşim, öncelikle Ehli sünneti iyi öğrenmelisiniz.
      İnsan iyi tanımadığı bir şeye nasıl sadık kalabilir ki?
      Mevlana, Yunus ve Cüneydi Bağdadi gibi mübarek velileri anlamak için onların yaşadıklarını yaşamak gerek.
      O büyük insanları o devrin insanları bile tam anlayamamış ki bu zamanın insanları onları nasıl
      anlayabilir ki?
      Selefiyecilerin arasına gitmezseniz, onların sitelerine girmez onların kitap ve dergilerini okumazsanız Allahu Teala sizi o sapkınlardan korur..
      Yoksa Allah korusun telafi edilemez zarara düşmekte var bu yolun sonunda…
      NOT:
      Selefiyeciler hakkında bilgi için sitemizde bulunan şu yazıyı okuyunuz.
      Linki tıkla:
      https://islamdergisi.com/fikih/mezhep-nedir-mezheplere-gerek-varmidir-nicin-4-mehep-vardir/

  33. Selamun aleykum.
    Sayın hocam, bana geçen zamanlarda çok çok yanıtlar verdiniz. Buna layık olamadık ve yeniden selefiliğe döndüm, ama yaptıklarımın yanlış olduğunu düşünüyorum.
    Hocam, şimdi sorularımı tek tek sormak istiyorum.
    1- Resulullah As’a ve evliyalara tevessü etmem caiz mi?
    2-Kandil geceleri ve bunlarla ilgili hadislerin uydurma olduğunu söylüyor selefiler. Bu konudaki rivayetlerin sıhhati sağlam mı?
    3-Geçmişlerimize Kuran okunmasıyla ilgili, bunun bid’at olduğunu ve böyle yaptığımda amellerimin boşa gidebileceği söyleniyor. Ben bu durum karşısında ne yapacağım?
    4-Allah’ın Kuran-ı kerimde yer alan arşa istiva ayetlerine binaen arşın üstünde gökte olduğunu söylüyorlar. Bunu inkar edenin kafir olacağını belirtiyorlar. Bu ayetleri nasıl anlamalıyım?

    Şimdilik bu kadar, hakkınızı helal edin. Özür dilerim ama artık ordan oraya savrulmaktan bıktım.
    Selamun aleykum.

    1. Aleykümselam Fatih kardeşim.
      Selefilik sapkın ve çıkmaz bir yoldur. O dalalet yolunu seçen ancak kendine yazık eder. Dünya hayatı çok kısadır. Akıllı olup doğruyu eğriden ayırmayıp nefis şeytanına uyanlar ebediyen hüsrana talip olmaktadır.
      Sorularınız ve Cevaplarınız:
      S:1- Resulullah As’a ve evliyalara tevessü etmem caiz mi?
      CEVAP:
      Maide/35 – “Ey inananlar, Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.”
      Ayette de görüldüğü gibi Allah, İlahi rızaya vasıl olmak için “vesile arayın” buyurmaktadır.
      Selefiler der ki vesile Kurandır. Vesile Kuran ise Kuran da elimizde ise ki öyledir, o zaman Kuran elimizde olduğu halde neyi arayacağız?
      Demek vesile Kuran’ı anlamak için Rasulullaha ve alimlere gerek vardır.. Kuranı anlamadan da doğru amel edemeyiz. Kuran, zekatı ver namazı dosdoğru kıl der. Bu ancak Rasulullahın vesilesi ile mümkündür. Aksini iddia eden kafirdir.

      S.2-Kandil geceleri ve bunlarla ilgili hadislerin uydurma olduğunu söylüyor selefiler. Bu konudaki rivayetlerin sıhhati sağlam mı?
      CEVAP:
      Kadir Gecesi hakkında sure vardır. Mirac gecesi hakkında ayet var. Berat gecesi ve diğer geceler hakkındaki hadisler ise sahihtir. Sahih olduğuna dair elde kaynak ve kanıtları vardır. Sahih değil diyenlerin ise ne delilleri vardır nede kaynakları. Kafalarından uydurmaktadır.

      S.3-Geçmişlerimize Kuran okunmasıyla ilgili, bunun bid’at olduğunu ve böyle yaptığımda amellerimin boşa gidebileceği söyleniyor. Ben bu durum karşısında ne yapacağım?
      Peygamberimiz buyurdular ki :
      – “Ölenlerinize “Yasin Suresini okuyunuz.” (Hadis-i Ebû Dâvûd, Cenâiz 24)
      Bu hadis altı sahih hadis kitabından biridir.

      4-Allah’ın Kuran-ı kerimde yer alan arşa istiva ayetlerine binaen arşın üstünde gökte olduğunu söylüyorlar. Bunu inkar edenin kafir olacağını belirtiyorlar. Bu ayetleri nasıl anlamalıyım?

      CEVAP:
      Arş konusundaki yazımızın ayrıntılı yazımızın linkini atıyorum:
      https://islamdergisi.com/genel/allahin-arsa-istiva-etmesi/

  34. Merhaba rüyamda ben babam ve başka biri daha vardı yanimizda etrafı bıranda ile cevrili bir alana girdik yasakli bir alanmis gibi hissediyordum bu alanda kümelenmiş cesit cesit toprak vardi biz bir toprak türü arıyorduk babam gösterdi sarı beyaz gibi bir toprakti poşetlerimize doldurduk sonra ben birazini döktüm elimizdekilerle bir yere geçtik yanımızda kuranı kerim vardı rüyada o topladığımız toprakla ilgili bir süre varmış onu arıyorduk sureyi bulup bulmadigimizi hatirlamiyorum yorumlar misiniz teşekkürler

    1. Merhaba Dilek hanım. Rüya yorumu yapmadığımızı daha önce belirtmiştik rüya sayfamızda da büyük yazılar ile yazılıdır.

Bir yanıt yazın