SORU-CEVAP

İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz.  Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.

Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

İslam Dergisi

DİKKAT: Hakaret, küfür, tehdit içeren mesajlarla ilgili gerekli yasal işlemler yapılır. Soru veya mesaj göndermeden önce nezaket kurallarına dikkat ediniz.

Aşağıdaki formu doldururken takma ad veya rumuz kullanabilirsiniz. İnternet sitesi kısmını boş bırakınız. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir. Eposta adresiniz yayımlanmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“SORU-CEVAP” üzerine 33.051 yorum.

  1. Hocam kalp zikri ceken bir kimsenin kırmızı nuru görmesi letaif zikrine gecmesi gerektiginin bir belirtisimidir?

    1. Niyete ve ortama göredir. Emniyet görevlisisiniz kalabalık bir ortamda kimlik kontrolü yapacaksınız. Ne yapardınız.?

  2. Selamun Aleykum.
    Benim bir sorum olucaktı bir merakım.
    Cemel vakasında Hz zubeyr ve hz ali arasında geçen bie konuşma var.
    Özetle; Hz ali Zubeyre diyorki Hatırlamıyormusun Resulullah demiştiki siz savaşacaksınız zübeyr haksız tarafta olacak diyor Zübeyrde diyorki Vallahi hatırladım doğru soyluyorsun diyor ve hz aliye savaşmaktan vazgeçip geri dönüyor.
    Benim sorum şudur;
    Hz peygamber gibi bir şahıs birisine(hz zübeyr) sen aliyle savaşacaksın haksız olacaksın diyor ve bahsettiği kişide çok önemli bir şahıs hz ali.
    Yani bir insanın böyle bir konuşmayı unutması nasıl mümkün olabilir hocam benim bunu aklım almıyor bir peygamber gelecekle ilgili sana bilgi veriyor savaşacaksın diyor ve o kişide hz ali gibi önemli bir şahıs hz zübeyrin böyle bir diyaloğu unutması aklıma mantığıma uymuyor açıkcası.
    Bu konuyu nasıl açıklamalıyız bu hadislerin zinciri sahih bile olsa akla mantığa uyduramazsak nasıl anlamalıyız?

    Bu rivayet özellikle şu kaynaklarda geçer:
    1. Musnad Ahmed (1/165, Hadis No: 1415) – Ahmed bin Hanbel, bu olayı Hz. Ali’nin dilinden nakletmiştir.
    2. Sahih İbn Hibban (Hadis No: 6931) – İbn Hibban da bu rivayeti zikretmiştir.
    3. Mustadrak ala’s-Sahihayn (3/366, Hadis No: 5561) – Hâkim en-Nisabûrî, hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
    4. Tarih-i Taberî (Cilt 3, Sayfa 524-525) – İslam tarihçilerinden Taberî, Cemel Vakası bağlamında bu olayı anlatır.
    5. İbn Sa’d, Tabakât (3/111) – İbn Sa’d da Hz. Zübeyr’in savaştan çekilme sebebini bu rivayete dayandırır
    Bu rivayet, tarihî kaynaklarda geçse de hadis alimleri arasında tartışmalıdır. Bazı âlimler hadis olarak değerlendirse de, bazıları bunu sahih kabul etmez ve daha çok tarihî bir rivayet olarak ele alır.

    1. Aleykümselam.
      Hadislerin sağlamlığı akıl ve mantıkla ölçülmez naklinin sahihliği ile ölçülür. Çünkü abdestte mesh belirtilirken ayağın üstüne mesh edilmesi emrediliyor. Hz. Ali “eğer din-i İslam matık dini olsaydı ben ayağımın altına mesh ederdim çünkü ayağın üstü değil altı kirlemektedir” demiştir.
      Hadisin kaynakları sağlamdır. Bu hadisi tartışan şia ve mutezile sapkınlarıdır. Ehli sünnet onların görüşüne itibar etmez.
      Usul-i Hadis ve usul-i Tefsir bir ilim dalıdır. Bunları bilmeyen ayet ve hadislerin bir çoğunu tam anlayamaz.
      İslam Medreslerinde bu bilim dalı için Osmanlı ve daha önceki İslam devletlerinde ihtisas yapılırdı.
      Unutmak iki türlüdür. Birincisi daha sonra hatırlatılmasına rağmen hatırlayamamak İkincisi ise birleri hatırlattığında hatırlamaktır. Peygamberimiz “Unutmak Allahtandır.” buyurmuştur. Hz. Adem’de Allahın yasağını unutup da yemişti o yasak meyveyi. İnsan Allahın emri olan orucu unutup yiyebiliyor. Namazı unutup namaz kazaya kalabiliyor. Zübeyir de o hadisi unutmuş olabilir. Çünkü aradan uzun yıllar geçmişti.
      Hz. Zübeyir’in Hz Ali’nin karşısında olması yanlış içtihattan dolayıdır. Cahiller gibi nefsinin kötü emelinden dolayı değildir.

    2. sizi kesinlikle anlıyorum ve ehli sünnet bir insan elbet bu görüşde olmalıdır sadece şunu soruyorum kafanızda tasavvur edin Kainatın efendisi dana diyorki sen ilerde savaşacaksın hemde hz ali ile bir insanın bu diyaloğu unutması bir kenara hayat boyu düşünür bu nasıl olur nasıl olacak bununla yaşar yani normal bir diyalog değil bir insanın hastalık dışında bunu unutması nası mümkün olabilir hz alide bu konuşmayı hatırlatınca evet hatırladım diyip geri dönüyor savaştan yani benim sorum hadis sağlam olabilir ama tüm metini bir bütün halindemi kabul etmek lazım yani bu şekilde değilde buna benzer başka bir şekilde olmuş olamazmı.
      Özetlersem bir peygamberin size ileride hz ali gibi bir kişiyle savaşacağını söylediğini hayal edin alzhemir dışında böyle bir diyaloğu hangi insan unutabilir

    3. Sizin hayatınızda hiç unutmalar olmadı mı? Peygamberimiz Uhutta okçulara “her ne olursa olsun yerinizden ayrılmayın” demesine karşın 50 okçunun büyük çoğunluğu o emri unutup yerlerini terk etmesi de bir unutmadır. Hz Aişe’ye de benzerini söylemiştir Peygamberimiz. O da unutup Hz Ali’nin karşısına geçmiş fakat esir düşmüştür. Peygamberimizin “Aişe sana esir düştüğünde ona iyi davran sözünü hatırlamıştır.
      Peygamberimizin hicrette başına 100 deve konulmuştu. Süraka denilen savaşçı bir genç Rasulullaha yetişti lakin atı kuma gömüldü. Rasulullahın duası ile mucize olarak kuma saplanan atı tam iki kez kurtuldu. Rasulullah ona müşriklere yerimizi bildirme diye tenbihledikten sonra arkasından “İran hükümdarının altın bileziklerini koluna taktığın zaman nasıl olacaksın” diyerek ileride İran’ın fethini haber vermişti. 30 yıl sonra Hz Ömerin zamanında iran fethedilince Hz Ömer kıralın bileziklerini Sürakanın koluna takın dedi. Süraka bu sözü 30 yıl sonra hatırladı. Buna ne dersin?

  3. hocam bütün günahları terkedemediysek hepsini terkedebilmek ve şeriata tam uyabilmek için vird çekmenin faydası olur mu?

    1. Vird çekmek sevaptır günah işlemek ise günahtır. Her ikisi de ayrı deftere yazılır. Günahları azaltabilmek için vird faydalıdır. Günahların çokluğu vird çekemeye engel değildir.

    1. Meşru ve doğrulara iyiliklere yönlendirecek çizgi filmler ve karakterleri çizmek caizdir.

  4. Hocam selamun aleyküm.
    Zekat/sadaka verirken ihtiyaç sahibi olduğunu düşündüğüm insanları tercih ederim ancak dilencilerle karşılaştığımda bi garip oluyorum. Dünyevi aklımla baktığımda çoğunluğunu sahtekar, kendini acındırarak para kazanmayı meslek edinmiş hatta bu yolda bebek ve çocukları kullanan vicdansız insanlar olarak görüyor ve haddim olmayarak sinirleniyorum. Sonra su-i zanda bulunduğumu düşünerek kendime kızıyorum. Bu halet galip olursa para da vermiyorum. Sonra üzülüyorum vs. Uhrevi aklımla baktığımda her geleni hızır bil düsturu aklıma geliyor az bi miktar da olsa boş çevirmemeyi tercih ediyorum. Ancak onlara para vermek dilenciliği teşvik etme anlamı taşıyacağından yine kendime kızıyorum. Kısacası her dilenci ile karşılaştığımda sonuç olarak kendimi kötü hissediyorum. Bu minvalde dilencilere karşı nasıl hareket edilmesi gerekir ?Düşünce tarzımız nasıl olmalıdır?

    1. Aleykümselam.
      “Her görünen veya her gelen Hızırdır” sözü uydurmadır. Peygamberimiz “sadakayı ehline veriniz” buyurmuştur. Zekatı önce en yakınındaki muhtaçlara ver. Yani kardeş, amca dayı teyze hala gibi. Bunlar yoksa onların çocuklarından mağdur olanlara ver. Onlardan da yoksul yoksa komşularına veya arkadaşlarına ver. Adam tek bir asgari ücret alır ev kirası veriyorsa o adam gerçek ihtiyaç sahibidir. Zinhar sokak dilencilerine vermeyiniz. Çünkü onların büyük çoğunluğu usta dolandırıcıdır.

  5. Hocam selamünaleyküm. Handstand yapmayı, öğrenmeyi istiyorum fakat yoga tarzı birşeye mi giriyor henüz anlayamadım. Ama ben bunu yoga niyetiyle öğrenmek yapmak istemiyorum. Benim ki calisthenics handstand diyebilirim. Merak ediyorum ve bana havalı geliyor bu yüzden yapmak öğrenmek istiyorum
    Handstand yapmak dinen sakıncalı mı ?

    1. Handstand ve calisthenics handstand sportif çalışmalar olduğu belirtiliyor.
      Yapmak istediğiniz calisthenics handstand, şinav, mekik, barfiks gibi bilinen hareketler calisthenics’in en popüler örneklerindendir. Bu hareketler sadece kasları şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda dayanıklılığı, esnekliği ve koordinasyonu artırır. Kardiyovasküler sistem üzerinde de olumlu etkileri olan calisthenics vücudun genel sağlığını destekler nitelikte çalışmaları kapsar.
      Dinen bir mahzuru yoktur.

  6. Alûsî tefsirinde, (Alusi 19. yy da Bağdat’ta yaşamış bir alim) Kalu belada Allah–u Teâlâ dünyaya gelen daha gelmemiş bütün ruhlara secde emri vermiş ruhların bazısı iki kere secde etmiş bunlar Müslüman anne babadan doğan insanlar bazısı ise ikisinde de secde etmemiş bunlar gayri müslüm anne babadan dünyaya gelen insanlar bazısı önce secde etmemiş sonra secde etmiş bunlar gayri müslüm anne baba dan dünyaya gelip sonra Müslüman olan insanlar bazısı ise önce etmiş sonra etmemiş bunlar ise Müslüman anne babadan dünyaya gelen İslam dan çıkan insanlar

    Hocam buna sahih olarak yaklaşabilir miyiz? İmâni olarak sıkıntıya götürür mü insanı?

    1. Buna inanmak itikadi bakımdan sıkıntı olmaz ancak kişi kendini buna şartlandırıp iradesini kötü yönde kullanırsa o felaketi olur. Kimse sonunun nasıl olacağını bilemez. Bize düşen Allahın af ve merhametine sığınarak asla küfre ve şirke kalbimizi açmamalıyız…

    2. Hocam buna göre bir insanın kafir dünyaya gelmesi mümkün olabilir mi? Yani bu bebeğin daha Annesinin karnında olmasıyla Annesinin ise imanı bulunmaması yani hocam mümin bir ruh ile kafir bir ruh bi arada bulunabilir mi, yer alabilir mi ayrıca. Yoksa ikisini birbirinden ayrı mı düşünmeliyiz.

    3. Doğan her çocuk müslüman olarak doğar büluğa erdikten sonra her insan iradesiyle ya mümin olur ya kafir.
      Büluğa ermeden bir çocuk kafir evladı dahi olsa müslümandır. Ahirette yeri cennettir.

  7. hocam kendi duyacağı sesle zikir yapan bazı kimseler naki müridleri gibi yolun başında letaif nurları görebiliyolar. Bu kimselere zikri kendi duyacağı sesle ve toplu halde yapmadıkları için mi nurları görmek nasip oluyor?

    1. Bidayette bazı nurları görmek nakşilikle ilgili değildir. Nice nakşi mürüidleri nur göremezler bidayette. Bu onların süluk yapamadığı anlamına gelmez. Süluk yapıldığı nur görmekle değil ahlak güzelleşmekle anlaşılır. Bazı kişilerin yaratılışında hassasiyet vardır bir tarikata girmeden de bazı nurları müşahede edebilir.

    2. Bidayette bazı nurları görmek nakşilikle ilgili değildir. Nice nakşi mürüidleri bidayette nur göremezler. Bu onların süluk yapamadığı anlamına gelmez. Seyri sülukun ilerlemesi nur görmekle değil ahlakın güzelleşmesiyle anlaşılır. Bazı kişilerin yaratılışında hassasiyet vardır bir tarikata girmeden de bazı nurları müşahede edebilir. Ama bu onun kamil olduğunu göstermez yola uygunluğunu gösterir.

  8. Selamun aleyküm hocam. Birikimlerimizi katılım bankalarında değerlendirmemizde bir sakınca var mıdır acaba? Hususen kt ile çalışıyorum. Yatırım fonu, kar/zarar katılma hesabı, altın, döviz, hisse senedi gibi yatırım araçlarında fetva/danışma kurullarının izniyle işlem yaptıklarını biliyorum. Günaha girmemek adına seçici olmaya özen gösteriyorum. Bu hususta değerli görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

    1. Aleykümselam Kardeşim.
      Katılım bankalarının nasıl bir sistemle çalıştıkları malumumuz değildir. Bizim sana tavsiyemiz kumar ve kumar benzeri işlerden faiz ve faiz kokusu olan işlerden uzak durmanızdır. Kar/zarar sistemi helal işler yapıyorsa caizdir. Döviz değil altın birikimi yapmanız daha doğru olur.

  9. Hocam selam aleyküm istanbulda yaşayan tarikat şeyhlerinin listesi ve adresini bulabilirmiyiz bir arkadaşımız var eskiden munkirdi şimdi ise kalbi ısınmış hepsini ziyaret etmek istiyor mümkünse sadece istanbulda bulunan

    1. Aleykümselam kardeşim. Bizde öyle bir liste yok. Araştırabilirsiniz.

  10. Eşim bel fıtığından ameliyat oldu oturarak namaz kılmasına yapamıyor namaz kılmadan oruç tutsa kabul olur mu bu şekilde namazına nasıl eda eder saygılar hocam

    1. Eşinin bel fıtığından ameliyat olmuş geçmiş olsun Allah şifa versin.
      Ayaklarını kıbleye doğru uzatsın sadece baş hareketleri ile namazını kılsın. Hatta ilk zamanlar sadece farzlarını kılsın. Namazın yerine oruç olmaz.

    1. Kendin söylüyorsun caiz olmayan bir bilgisayar oyunu izlemenin caiz olmadığını. Tabi ki caiz olmaz.

  11. Selamun aleyküm Hocam. Domuz eti yendikten sonra mı haramdır, yoksa yemeden önce mi haramdır? Bu durumda şeri hüküm, nesnenin kendisiyle mi ilgili yoksa kullanımıyla mı ilgilidir? Hocam sorumu kaynaklarda geçen iki farklı görüş olarak cevaplayabilir misiniz?

    1. Aleykümselam.
      Bir haram işlenmeden günah olmaz. haram demek o şeyin yapılması halinde haram olur. Domuz etini kan içmeyi falcılığı Allah yasak kılmış. Birisi bu yasağı işlerse o haram işemiş olur. Domuz eti yenmeden haram olmaz.

  12. Selamunaleyküm kıymetli hocam benim sorum şu bir hadis olması gerek ölende suçlu öldürende ikiside ahirette hesap verecek ben burda bir örnek vereyim mesela yan baktın olayı yüzünden adam öldüren bir kişi zaten hesap verecek dünya ahiret peki ölendemi suçlu oluyor ahirette ve neden ölende öldürende suçlu diye bir hadis var tam bilmiyorum sizce burda anlatılmak istenen nedir?

    1. Aleykümselam Kardeşim.
      Bir hadisi şerifte “Ameller niyete göre değerlendirilir” diye beyan oldu. Peygamberimizin karşılıklı it dalaşı çıkaran iki kimseden ölenin de öldürenin de cehennemlik olduğunu beyan etmesi, ölen kimsenin de öldürme niyetinde olmasından sebep cehennemlik olacağı bildirilmektedir. Öldürülenin niyeti öldürmek değilse ona azap yoktur.

  13. Hocam Yecüc ve Mecüc diye ahir zamanda yeryüzüne ulaşacak bir topluluk bulunuyor. Bu topluluk için, ne tür bir canlıdan söz ediliyor hocam. Yani insanlara saldırma anlamında saldıracak mı insan etiyle falan beslenecek bir tür mü örnek verirsek bugün meşhur bilinen zombi tarzı bişey mi veya birebir olarak savaşacaklar mı insanlarla? Yoksa sadece onlar gelince Dünya’ya kıtlık geleceği bahsediliyor kıtlık mı gelecek sadece. Ve ayriyeten daha nelere yol açacak bu kalabalık varlıklar.

    Hocam ikinci bir sorum da var şudur. İmam Şafii (Rahmetullâhi Aleyh)’ten bir rivayet var: “Kardeşine gizlice öğüt veren, ona gerçek nasihatte bulunmuş ve onu yüceltmiş olur. Halk arasında nasihat veren ise, onu rüsva ve perişan etmiş olur.”
    [Tabakâtu’l-evliyâ, 9, 140]
    Hocam Sosyal Medyada Gönderilerde veya da yorum yani cevaplama kısmında insanlar dine göre yanlış şeyler günah veya haram yada dinden çıkaracak tarzda bilmeden de bilerek de dedikleri şeyler oluyor, bilmeyenlerle alakalı dinde öğrenmemiş bilmemiş olmanın mazeret olmadığını da Alimler söylüyorlar Elfaz–ı Küfür meseleleri mesela. Bu da herkesin ulaşabildiği yerde var olmuş oluyor… Şimdi biz küfür meselesi durumundaki şeyleri uyarmadan geçtiğimizde bu sefer “Küfre Rıza Küfürdür” kaidesi karşımıza çıkıyor. Uyarmazsakta toplum bundan yanlış yollara ileryeyebilir. Uyarırsak da baştaki İmam Şafii (Rahmetullâhi Aleyh)’in rivayetine nasıl düşer. Bu sokaktaki yalnız uyarma veya yanımızdaki uyarmaya mı denk manâda gelir.

    1. CEVAP 1:
      Ahir Zamanda Zuhur Edeceği Beyan Edilen Ye’cuc ve Me’cuc Kavmi:

      Allah-u Teâlâ, Ye’cuc ve Me’cuc’un settin arkasından çıkışını haber vererek şöyle buyuruyor:

      “Ye’cuc ve Me’cuc’un setti açıldığı vakit, onlar her tepeden akın akın inerler. Hak olan vaat yaklaşmıştır.”

      Enbiya 96, 97

      Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

      “Ye’cuc ve Me’cuc, setti her gün kazarlar. Nihayet güneşin ışığını görmeye yaklaştıkları vakit başlarında bulunan kişi:

      −Haydi, geri dönün, onu yarın kazacağız, der. Allah-u Teâlâ da setti eskisinden daha sağlam bir hale getirir. Nihayet süreleri dolup da Allah-u Teâlâ onları insanların üzerine göndermeyi dileyince yine setti kazarlar. Güneşin ışığını görmeye yaklaştıkları vakit başlarında bulunan kişi:

      −Haydi, dönünüz, inşallah yarın kazacağız, der. Onlar da:

      −İnşallah, derler.

      Sonra ertesi gün yine settin yanına gelirler ve bıraktıkları vaziyette bulurlar. Yani açtıkları gedikler olduğu gibi kalır, onlar setti kazarak insanların üzerine çıkarlar. Ulaştıkları suyu içip bitirirler. İnsanlar onlardan korunmak için kalelerine sığınırlar. Bunun üzerine onlar oklarını göğe atarlar. Okları üzeri kanlı olarak geri döner. Bunun üzerine onlar:

      −Yeryüzü halkını katlettik, gök ehline galip geldik, derler. Sonra Allah onların boyunlarına musallat olacak deve kurtları gönderir ve onları bununla öldürür. Canım elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki yerdeki hayvanlar, onların etleriyle semizlenecek ve memeleri sütle dolacaktır.”

      İbni Mace 4080

      Nevvas bin Sem’an (Radiyallahu Anh) hadisinde geldiği gibi, onlar Taberiye gölüne uğrarlar ve o gölü tamamen içip bitirirler. Allah-u Teâlâ, İsa (Aleyhisselam)’a, Müslümanları Tur dağında korumasını vahyeder; çünkü Ye’cuc ve Me’cuc’la savaşmaya kimsenin kudreti yoktur. Sonra boyunlarında çıkan bir kurtla Allah (Azze ve Celle) onları helak eder. Onlar tek bir canın ölmesi gibi toptan ölürler.

      Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

      Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

      “Ye’cuc ve Me’cuc setti açılacak. Onlar Allah-u Teâlâ’nın: ‘Onlar her tepeden inerler’ buyurduğu gibi yeryüzünü istila edecekler. Müslümanlar onlardan dolayı yerlerini bırakıp geri çekileceklerdir. Kalan Müslümanlar, şehirlerine ve kalelerine sığınmış olacak ve küçükbaş/büyükbaş hayvanlarını yanlarında barındıracaklardır. Ye’cuc ve Me’cuc bir nehre uğrayıp hiçbir şey kalmayacak şekilde içip bitirecek. Onların son kısmı o göle uğrayacak, içlerinden birisi:

      −Burada bir defasında su vardı, diyecek. Onlar yeryüzüne hâkim olacaklardır. Onlardan birisi:

      −Şu yeryüzü ahalisinin işini bitirdik, şimdi gök ahalisi ile savaşacağız, diyecek. Birisi mızrağını göğe fırlatacak ve mızrağı kana bulanmış olarak geri dönecektir. Bunun üzerine onlar:

      −Biz gök halkını da öldürdük, diyecekler. Onlar bu durumdayken Allah Azze ve Celle, deve kurdu sürüsüne benzer hayvanlar gönderecektir. Bu hayvanlar onların boyunların yakalayacak ve onlar, çekirge sürüsünün ölümü gibi ölüp birbirlerinin üzerine düşeceklerdir. Sabah olunca Müslümanlar onların sesini sedasını işitmeyecekler. Bunun üzerine Müslümanlar:

      −Kim canını feda edip onların ne yaptıklarına bakacak derler. Bunun üzerine Müslümanlardan nefsini Ye’cuc ve Me’cuc’a öldürtmeye hazırlamış olan bir adam inecek ve Ye’cuc ve Me’cuc kavmini ölmüş olarak bulacaktır. Bunun üzerine Müslümanlara şöyle seslenecek:

      −Dikkat! Düşmanlarınızın ölmüş olduğunu size müjdelerim. Bunun üzerine Müslümanlar dışarı çıkarlar, hayvanlarını salıverirler. Fakat Ye’cuc ve Me’cuc’un etleri dışında hayvanların yiyeceği ot bulunmayacaktır. Hayvanlar yedikleri otla en güzel semizlendikleri gibi onların etleriyle semizleneceklerdir.”

      İbni Mace 4079

      Geçen Nevvas bin Sem’an (Radiyallahu Anh) hadisinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle anlatmıştı:

      “Sonra Allah’ın Nebisi İsa ve ashabı, yeryüzüne inerler. Yeryüzünde Ye’cuc ve Me’cuc’un leşleri ve pis kokularıyla kaplanmamış bir karış dahi yer bulamazlar. Sonra İsa ve ashabı Allah’a yakarırlar. Allah Azze ve Celle develerin boyunlarına benzer kuşlar gönderir de o kuşlar, leşleri Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allah-u Teâlâ bir yağmur gönderir ki o yağmur dümdüz etmediği ne kıldan yapılmış ne de kilden yapılmış bir ev bırakır. O yağmur, yeryüzünü yıkar, hatta ayna gibi yapar. Sonra yere; ‘meyvelerini bitir, bereketlerini geri getir denir.”

      İşte o zaman Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğu zaman gelmiştir:

      “Mesih’ten sonra ki yaşam ne mutlu.”

      Yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ye’cuc ve Me’cuc’den kalan eşyalar için şöyle buyuruyor:

      “Müslümanlar Ye’cuc ve Me’cuc’un yayları ve oklarından yedi yıl ateş yakar, ısınırlar.”

      Onlar hadiste geçtiği gibi Taberiye gölünü içip bitirirler.

      (Hadis-i İbni Mace 4076)

      Bize bildirilen bu ve bunun gibi bilgilerdir. Onun mahiyetini ancak Allah bilir.

      CEVAP 2:
      İmamı Şafi hazretlerinin nasihatına gelirsek emri maruf yapılırken herhangi bir kimseyi hedef almadan yapmak lazım. Bir kimseye doğrudan sen şunu yap şunu yapma demek onu üzer verilen mesaj da boşa gider.

    2. Hocam birinci soru için Yani Yecüc Ve Mecüc insanlarla birebir savaşacak mı o zaman ki kavimlerden Müslüman veya hatta o zaman da kafirler bulunacak mı ve bunlardan birisi zarar görecek mi? Yoksa bu hadise sadece Allah-u Teâlâ’nın kudretinin bir nişanesi olarak bitecek. Sadece kıtlık olacağı geçiyor sizin söz ettiklerinizde onun için soruyorum. Kafama takılan bir yer daha var bu varlıklar tek bir setten mi çıkacaklar yani ikinci veya daha fazla set veya gedikler var mı? Veya her gedikteki başlarında bulunan kişiden mi bahsediliyor? Ordaki sizin paylaştığınız Enbiya Suresinin Ayetinde “Her tepeden akın akın inerler” deniliyor?

    3. İnsanları katledecekler savaşmayacaklar. Set ifadesi mecazidir.
      Hadisi şerifte “İnsanlar onlardan korunmak için kalelerine sığınırlar. Bunun üzerine onlar oklarını göğe atarlar. Okları üzeri kanlı olarak geri döner. Bunun üzerine onlar:

      −Yeryüzü halkını katlettik, gök ehline galip geldik, derler. Sonra Allah onların boyunlarına musallat olacak deve kurtları gönderir ve onları bununla öldürür. Canım elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki yerdeki hayvanlar, onların etleriyle semizlenecek ve memeleri sütle dolacaktır.”

      (İbni Mace 4080)
      En doğrusunu Allah bilir.

    4. Hocam set ifadesi mecazidir diyorsunuz anlayamadım tek yerden mi yoksa birçok yerden mi dışarıya çıkacaklar? Sizin de bahsettiğiniz Enbiya Suresi’nde “Her tepeden akın akın inerler” ifadesi kullanılmış? Acaba bir setteki o bölgede bulunan tepelerden inerler deniliyor? Yoksa Dünya’daki her bir tepeden ve dağdan mı bahsediliyor?

      Birde Hocam katledecekler diyorsunuz, insanlar buna karşılık vermeyecek mi peki? Savunmak anlamında. Katledecekler demeniz insanlarla savaşmaları olmuyor mu? Yani insanları birebir yakalayıp öldürecekler midir?

    5. Her tepeden denildiğine göre bir yerden olmayacağı açıktır. Set bilinen duvarlar değildir. İnsanların karşılık veremeyecekleri bir teknoloji olabilir. Ye’cüc ve Me’cüc ise Çinliler olabilir. Çünkü Çinliler iki kabileden türemişlerdir. Yüeçiler ve Mueçüler bu da yecüc ve mecücü anımsatmaktadır. Her şeyin doğrusunu Allah bilir.

  14. Selamun Aleykum değerli bekir hocam.
    Sizlere bugün bir sorum var.
    Aslında tüm dünyada tartışılan bir konu ama ben bizim ülkemizden örnekler vermek isterim.
    Konu Reeankarnasyon.
    Elbette islama göre böyle birşey yok lakin bazı anlatılar var.
    Mesela çevremizdede duyuyoruz küçük cocuk benim bir abim vardı öldü veyahut ben şu işlerde çalıştım falanca şeyler yaptım diye anlatıyor geçmiş hayatına dair.
    Hatta bunlarla ilgili çok daha şeyler var geçmiş hayatındaki ailesini bulan onların isimlerini geçmişlerini doğru bilen vs.
    Elbette bu kişilerin geçmişte farklı bir hayatı yoktu yeniden dirilme olmadı başka bedende ama bu kişilerin hayatlarında hiç alakasız görmediği kişilerin bilgilerini isimlerini bilmesine yönelik söylemler nasıl açıklanır. Geçenlerde birisi diyorki ikiz kızlarım var birisi diyorki benim ahmed diye bir abim vardı öldü kadında kızı böyle diyince korkmuş üstüne gitmemiş.
    Bu konu nasıl açıklanır metafizik varmıdır

    1. Aleykümselam.
      SORU: Reenkarnasyon nedir?
      CEVAP:
      Reenkarnasyon; ölen bir insanın ruhunun başka bir insan bedeninde veya bir hayvan veya bir böcek bir fare olarak dünyaya geldiği inancıdır. İslam alimleri reenkarnasyona tenasuh (yeniden geliş) demektedirler.  Tenasuh, yani reenkarnasyonun temeli, Hinduizm ve Budizm inancına dayanmaktadır. Bu inançlara göre bir kimse, bu dünya hayatına defalarca gelip gitmekte, dünyaya her gelmesinde bir başka canlı olarak doğmakta ve belli bir ömür süreci yaşadıktan sonra o bedenden olgunlaşarak ayrılırsa daha üst düzeyde bir canlı olarak dünyaya tekrar gelmesi olayına reenkarnasyon denilmektedir. Reenkarnasyon inancına göre, bu gelip gitmeler her canlı için geçerlidir. Bu defalarca dünyaya gelip gitmeler tekamül, yani olgunlaşmak içindir. Yine bu inancın sahiplerine göre ineklerin kutsal sayılması, ineklerin ruhen olgunluğa ermiş atalarının ruhlarını taşımış olduğu içindir. Zira, bu hayvanlar bu sebepten kutsal sayılmaktadır.
            Dünyaya ne için geldiğinin bilincinde olmayan, yemek, içmek ve kendisini ve yavrusunu korumak düşüncesinden başka tasası olmayan bu hayvanlara tapınma ile ilgili inancın yorumunu okuyuculara bırakıyorum…
      İslam dinine göre tenasuha, yani reenkarnasyona inanmak, islam dinini inkar etmektir. Allah(c.c.) Kur’an’da beyan etti ki (Mealen): 
      -“O halde can boğaza geldiği vakit, siz o zaman bakar durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız, ancak göremezsiniz.”( 83-85 Vakıa S.)  
      -“Evet haydi dîne boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecekseniz onu geri çevirseniz ya.”
      (Sure-i Vakıa Âyet: 86-87)  
      Allahu Teala, bu ayette açıkça ölenin ruhunun kendisinden başka hiçbir kimsenin geri çeviremeyeceğini belirtmekle, reenkarnasyona inananların Allah’ın dinine inanmayanlar ve yaptıkları küfürlerin cezasını çekmeyeceklerine inanan kimseler olduğunu gösteriyor.
      -“Ama o, Allah’a yakın olanlardan ise, artık ona rahatlık, huzur,  güzel rızık ve Naim cennetleri vardır.”
      ( 89 Vakıa S.)  
      -” Orada(Cennette) güven içinde her türlü yemişi çağırıp getirtirler.” ( Duhan 55. ayet) ,  
      -“Orda ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. (
      Sure-i Duhan/56)      
          Cenab-ı Hak Teala yukarıdaki ayetlerin mealinde Mü’minlerin kabirde ve ahirette huzur içinde olacaklarını belirtirken onlara ilk ölümden başka ölüm tattırılmayacağını belirterek reenkarnasyonun olmayacağını açıkça belirtmektedir. Dünyaya defalarca gelip gittiklerine inananların yanıldıklarını Duhan suresi 56. ayetini tercüme ederek açıklayalım:
      -“Lâ yezûKûne filmevte” = (O, vefat edenler)Ölümü tatmazlar,  “İllelmevtetelûlâ” =  İlk ölümden başka, “Ve veKâhum azâbelceHîm”=  Ve Allah onları cehennem azabından korudu.” 
      -“Melekler (onların) güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Kur’an 16/32) 
          Allahu teala, Duhan Suresi 56. ayette gayet açık bir ifade ile, ilk ölümden başka bir ölümü bizlere yaşatmayacağını açık açık ifade etmektedir. Müslüman olduğunu söylediği halde, reenkarnasyona inanan reformist ilahiyatçı  kimselerin amacı nedir? Bunlar, Kur’an’ı okuyan kimseler olduğuna göre, insanları sinsi bir şekilde dinsizliğe sürüklemeye çalışan art niyetli kimselerin ta kendileri değilse, kimlerdir? Böyle bir inanca sahip kimseler, böyle inanmakla, ahiret hesabını inkar etmeyi amaç edinmemişlerde ne yapmaktadırlar? Onlara göre, dünyada ilk yaratılışında müslüman olarak, veya başka bir dine inanmış birisi olarak yaşadığı kabul edilen kimse, ikinci kez dünyaya gelmesinde ise bir hırıstiyan olarak yaşayıp vefat ettiğinde, bu adam mahşer yerinde hangi hayatından sorumlu olacaktır? 

            Peygamber(s.a.v.) efendimizin Enes(r.a.) hazretlerinin rivayet ettiği Sahih-i Buhari: 68, 87 ve Hadis-i Müslim: Cennet 70. sahifelerinde ve diğer sahih hadis kitablarında da yer alan hadis-i şeriflerde, bir kimsenin ölümünün akabinde karşılaşacağı durumları:
      -“Kul kabre konulup, yakınlarıda ondan ayrılınca ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir, kendisine iki melek(Münker ve Nekir) gelir. onu oturtup:  “Muhammed (a.s.) hakkında ne diyorsun” diye sorarlar. Mü’mün kimse bu soruya: “Şahdimki, O, Allah’ın kulu ve elçisidir.” bu mubarek sözleri ile beyan etmektedirler.  
          Başka deliller bulunamasaydı bile, yukarıda ki hadis-i şerif bize reenkarnasyon sapıklığını ortaya çıkarmaya hakkı ile yeterdi. Hadis-i şeriflerde gayet açık olarak ölen bir kimsenin ruhunun nelerle karşılaşacağı yukarıdaki hadisi şerifte belirtilmiş oldu.

           SORU: Bazı kimseler basın ve yayın aracılığı ile daha önceki hayatlarında olup bitenleri anlatmaktadırlar. Bunun açıklaması nedir?
           CEVAP: Bu hasta ruhlu kimseler bu konuda bazı şeyler anlatır dururlar. Hatta bu hasta kalbli kimselere, cinlerden bazıları arız olup, o kimselerin hafızalarını karıştırarak, geçmişle ilgili yalanla karışık hikayeler de uydururlar. Bu kimseler, daha önce bir hayatlarının olduklarını zannettikleri için doğru söylediklerine inanırlar. Zira, cinlerden beşyüz ile bin yıl arasında yaşayanlar olduğuda düşünülürse, bu kimselerin bir önceki şahsa ait verdikleri bilgilerden bir kısmının doğru olması, o  ölen kimseye ait bilgilerin kendi zamanında yaşayan cinlerden tarafından verilen bilgiler olduğu içindir.
            İkinci bin yılının Müceddidi büyük veli(evliya) İmam-ı Rabbani(k.s.) hazretleri,  Mektubatın 2. cildinin 58. mektubunda şöyle beyan ediyorlar:
      -” Kalbleri hasta bazı cahil kimseler tenasühe(reenkarnasyona) inanıyorlar. Böyle inanmakla alemin yok olmayacağını, öldükten sonra dirilmenin olmayacağını söylüyorlar. Kendilerini şeyh, mürşid olarak tanıtan bazı dinsizler, tenasühe inanıyorlar. Tenasüh vardır diyen, İslam dinini inkar etmiş demektir. Bu yalancıların sözleri eski felsefecilerin sözlerine benziyor.”
       Bu reenkarnasyon inancının yeni bir şey olmadığını, çok eskilere dayanan putperestlikten kaynaklanan bir küfür inancı olduğunu buradan da anlamış oluyoruz.

            Konumuzu Peygamber(s.a.v.) efendimizin bir duası ile tamamlayalım. “Allahumme,  yâ mukallibelkulûb,  sebbit kalbî, alâ dînik” Mealen: “Ey kalbleri kudreti ile dilediği gibi çeviren Allah’ım, kalbimi dininde sabit kıl.”

      Yazan: Bekir Abdullah

      https://islamdergisi.com/genel/reenkarnasyon-nedir/

    2. Cevabınız için teşekkür ederim hocam.
      Anlayamadığım bir kısmı sormak isterim.
      Mesela bir tanıdığımın ikiz kızları var 5-6 yaşındaki küçük bir kız çocuğunun benim abim vardı öldü demesinin altındaki şeydemi cindir yani yaştan bağımsız 5 yaş veya 50 yaş bu kişiler gerçekten geçmiş hayatında tanıdığı insanlar olduğuna inanıyor ve öyle biliyor ama bu şeyin cinler veya ruhani başka varlıklar varsa onlar tarafından onların beyinlerine empoze edildiklerinin farkında değillermi yani 5 yaşındaki kız nerden bilicek mesela cini demek istediğim farkındalarm yoksa cinler hissettirmeden bunların beyinlerine bunu bırakıyor ve bu kişiler farkında değil şeklindemi.
      2. Sorum bir yakınımız vefat etti cenaze namazını kıpmak üzereyken elimin dünden kalma hafif kesik yarası olduğunu hatırladım elimdede kan lekesi vardı ama sabahtan kalmamıydı yenimiydi veyahut yeni bile olsa acaba abdesti bozarmı bilmiyordum fıkıh bilgisi olarak.
      Bende cenaze namazı kılmış gibi taklit ettim niyet felan etmedim el hareketleri yaptım çünkü bunu geçmişte bir fıkıh kitabında okumuştum mesela bir kişi köye eşinin evine gittiği misafirlikte topluca namaza durulduğu vakit o sırada gusulu yoksa ve bunu belirtemiyorsa namaz kılma taklidi yapmakla alakalı bişe okumuştum bende böyle yaptım asla namazı küçümseme niyetim yoktu sorun olurmu

    3. 1) Beş yaşındaki çocuk cini bilmese de cinler onu bilirler. reenkarnasyon Kuran’ı inkardır.
      2) Niyet etmemişsen yaptıkların namaz olmaz.

  15. dini uzun bi sorum vardı…
    Elmalılı muhammed hamdi yazır nisa suresi 137. ayetin tefsirinde şöyle diyor:
    “önce iman etmiş, sonra inkâr etmiş, sonra iman etmiş, sonra yine küfretmiş ve
    tamamen küfre dalmış olanlar, böyle imandan küfre, küfürden imana dönerek sonunda küfürde karar kılmış ve bu şekilde küfürü çoğaltmış olanlar yok mu, hiçbir şekilde Allah’ın bunları affetmesine ve doğru yola sevketmesine ihtimal yoktur.”diyor.
    Bu ayetin tefsirinde ibn cerir’in bildirdiğine göre ibd zeyd bu ayeti açıklarken:
    “burada iki defa iman ettikten sonra iki defa inkar eden münafıklar kastedilmektedir. Sonra da onlar bu küfürlerinde aşırı gitmişlerdir” dedi.

    Hocam, bunlar ve bunlar gibi yazılardan benim anladığım şey, bu kötülüğü yapan hiçbir insana hiçbir zaman tövbe ve iman nasip olmayacak ve imansız ölecek demektir. Sorum şu ki:

    Bir insan, alay için iman edip sonra küfre ve şirke girse ve bunu hep iki de bir tekrarlasa, binlerce kez… İnsan bir iman etse, bir küfre girse, bu gidip gelmeyi oyuncak edercesine sayısız kez tekrarlasa, hatta bu kötülükleri münafık veya zındık olarak yapsa, sonra da zındık, kâfir veya münafık hâlindeyken küfürde çok ileri gitse, bu kişi kesin olarak imansız mı ölecek?

    Bu kişi, bu bahsettiğim tüm kötülükleri, hatta çok daha fazlasını yapsa, şu anda yaşayan en kötü insan olsa, bu kişinin kesin olarak imansız olarak ölüp cehenneme gideceği söylenebilir mi?

    Tabi ki tövbe kapısı herkese açık. Benim bu sorumda kastettiğim şey, tövbe ve imanın nasip olup olmamasıyla ilgili.

    Abartılı bir soru sorduğumun farkındayım. Dini bazı söz ve yazılardan dolayı moralim bozuluyor, çok canım sıkılıyor, çok tedirgin oluyorum.

    Tüm bu bahsettiğim kötülükleri veya daha fazlasını yapan bir insan, kendisine tövbe ve imanın nasip olmayacağını, kesin imansız ölüp cehenneme gideceğini bilebilir mi? Böyle bir sonuç çıkarmak doğru mu? Ya da istisna bile olsa tövbe ve imanlı ölmesi nasip olabilir mi?

    1. SORU 1:
      Nisa suresi 137. ayetin tefsirinde şöyle diyor:
      “önce iman etmiş, sonra inkâr etmiş, sonra iman etmiş, sonra yine küfretmiş ve
      tamamen küfre dalmış olanlar, böyle imandan küfre, küfürden imana dönerek sonunda küfürde karar kılmış ve bu şekilde küfürü çoğaltmış olanlar yok mu, hiçbir şekilde Allah’ın bunları affetmesine ve doğru yola sevketmesine ihtimal yoktur.”diyor.
      CEVAP:
      Bu ayetin tefsirinde ibn cerir’in bildirdiğine göre ibd zeyd bu ayeti açıklarken:
      “burada iki defa iman ettikten sonra iki defa inkar eden münafıklar kastedilmektedir. Sonra da onlar bu küfürlerinde aşırı gitmişlerdir” dedi.
      Hocam, bunlar ve bunlar gibi yazılardan benim anladığım şey, bu kötülüğü yapan hiçbir insana hiçbir zaman tövbe ve iman nasip olmayacak ve imansız ölecek demektir.
      Burada ki mana, bir kimse her ne kadar ve kaç kez iman edip inkar ederse etsin sonunda iman etmeden ölmüşse işte Allah onları asla affetmeyecektir. Son nefes çok önemlidir. Ölüm meleği görünmeden yani ölüm kesinleşmeden samimi olarak iman edenlerin imanı makbuldür.
      SORU 2:
      Bir insan, alay için iman edip sonra küfre ve şirke girse ve bunu hep iki de bir tekrarlasa, binlerce kez… İnsan bir iman etse, bir küfre girse, bu gidip gelmeyi oyuncak edercesine sayısız kez tekrarlasa, hatta bu kötülükleri münafık veya zındık olarak yapsa, sonra da zındık, kâfir veya münafık hâlindeyken küfürde çok ileri gitse, bu kişi kesin olarak imansız mı ölecek?
      CEVAP:
      Alay eden alay etmek için iman eden asla müslüman değildir onun tövbesi de kabul olmaz. Çünkü o kimse dinle aly etmeye önce tövbe etmeli Allah’a kesin söz vermelidir. Yoksa onun ne imanı ne de tövbesi asla kabul görmez.

    2. Peki hocam, sadece eğlence veya alay için değil, eğlence veya alay niyeti olmadan da iman edip sonra küfre giren, iman ile küfür arasında çok kez gidip gelen, münafıklık, zındıklık, imandan sonra küfre girip küfürde çok ileri gitmek ve bunlar gibi bu hayatta çok büyük suçlar işleyen kişiler, “Bana tevbeli ve imanlı ölüm nasip olmayacak, çünkü şu şu ayette, tefsirde veya herhangi bir dini kaynakta beni de ilgilendiren şu yazılar yazıyor.” demesi doğru mu?

      Elbette tevbe kapısı herkese açıktır ama sorun, nasip olup olmaması ile ilgili.
      herhangi bir dini yazıya veya kaynağa bakarak, herhangi bir kişi kendisine tevbeli ve imanlı ölmenin nasip olmayacağı sonucunu çıkarabilir mi?

    3. Kuran’a içtihat derecesine yükselmemiş alimlerin mana vermesi haramdır. Ne mümkündür cahillerin meal okuyup da kendi kendilerine hüküm çıkarmaları?
      Her kim ne günah işlerse işlesin şartlarına uygun tövbe ederse o affedilir.
      Nasip olup olmaması ecel gelmeden önce senin iradendedir.

    4. Tevbe ve imanın nasip olmasıyla ilgili siz, “Nasip olup olmaması ecel gelmeden önce senin iradendedir.” dediniz.

      Nasip olup olmaması kendi iradesindeyse ve sanırım hiç kimse, dini herhangi bir söze veya yazıya bakarak kendisinin imanlı mı, imansız mı öleceği bilgisine ulaşamaz.

      O hâlde ben bu konuyu şöyle anlıyorum:

      Dini herhangi bir yazıya veya söze bakarak, günümüzde yaşayan istisnasız hiç kimse, kendisinin kesin olarak imansız öleceği sonucunu çıkaramaz ve bunu bilemez. Tehlike içerisinde ve çok düşük bir ihtimal bile olsa, nasuh tövbeli ve imanlı olarak ölmesi yine de nasip olabilir.

      Bu konuyu böyle anlıyorum. Doğru mu anladım hocam?

    5. CÜZ-İ İRADE:  Kulun hayır veya şerden birini seçme hakkıdır. İradei Cüz-i inkar eden Kur’an’ın irade ile alakalı ayetlerini de inkar etmiş olur. Cüzi İrade hakkında Allahu Teala buyuruyor ki, mealen;

      – “Ve deki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (kehf-29)
      Bu ayeti kerime büluğa ermiş vahyin haberini almış her insanın son nefeste imanlı veya imansız öleceğini açıkça beyan eder.
      Başka bir ayet, mealen:
      – “Sonra da ona (insana) kötülük ve takva (küfrü ve imanı, günahı ve sevabı seçme) kabiliyetini verene yemin
      olsun ki” (Sure-i Şems-7,8)
      Başka bir ayet, mealen:
      -“Hayrı ve şerri ve bu ikisinin hallerini öğretip bunlardan birini yapabilmesi için, insana seçme hakkı(irade) verene yemin olsun ki, (Şems-8)
      -”Nefsini kötülüklerden temizleyip faziletlerle dolduran kurtuldu.” (Şems-9)
      -”Nefsini günahta, cehalette, dalalette bırakan, zarar etti.” (Şems-10)

      Bu ayetler bize insana irade verildiğinin apaçık belgesidir.
      Bir başka ayette mealen :
      -” Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” buyurulmaktadır. Bunu nasıl açıklarsınız diye sorulacak olunursa:
      Evet çok doğrudur alemlerin Rabbi dilemeden kimse irade sahibi olamaz. Bunun anlamı budur. Rabimiz ezelde bizim özgür irade sahibi olmamızı diledikten sonra hür irade ile dileyebilmekteyiz.

  16. hocam nakşi tarikatında hafi zikrin 5 binden başlayıp 101 bine kadar çıkması, hayvanlar içinde Allahı en az tesbih edenin eşek olduğu ve 5 bin kez Allahı tesbih ettiği en fazla zikredenin kurbağa olması ve 101 bin kez Allahı tesbih etmesi, 5bin zikrin kalp letaifi üzerinde yapılıyo olması ve kalbin nurunu örten toprak öğesinden tembellik kaynaklanması aynı zamanda mesnevide eşeğin Allah yolunda tembelliği temsil etmesi, eşeğin sahibinin verdiği yeme karşılık çok ağır yüklerle çalışması kurbağanında rızkının ayağına gelmesi dilini uzatıp sineği avlayıp yemesi, bunları tefekkür ettikçe açıkcası diğer hayvanların sıfatlarını öğrenmeye bende olanları tespit etmeye olanları düzeltmeye isteğim oluştu bunu başarmanın yolu nedir? yakın zamanda bi mürşide intisap edebilmem kolay gözükmüyor

    1. Bismillâhirrahmânirrahîm. “yüsebbihû lehû mâ fissemâvâti ve’l-ard.” Mealen: “Göklerde ve yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsi Allahı tesbih ederler hamd ederler.”
      lakin insanın zikri eşeğin veya başka canlıların milyonlarca zikrinden daha üstündür. Çünkü onlarda nefis ve şaytan engeli yoktur.

    1. Bilmiyoruz. İnşaallah icraatları ile ne olduğu zuhur eder.

  17. Hocam Peygamberimiz Aleyhisselâm’ın Ya’fur diye bir eşeği varmış hani Sahabeleri tek tek kapısına giderek Peygamberimize çağıran Merkep. Bu rivayetin sahih olup olmadığı gerçeği nedir. Yani Rivayetlere göre Cübbeli Ahmet hoca da bu rivayeti videolarda birebir yapıyor. Bu rivayet uydurma olmayıp sahih senedlere kaynaklara dayanıyor mu hocam. Dayanıyorsa hangi kaynağa göre. Dayanmıyorsa hangi kaynağa göre dayanmıyor? Lütfen ayrıntılı olarak cevaplayın hocam. İki gündür çok günde hocalardan olan ehli sünnet bilinen bu güne kadar bir yanlışı anlatımlarda olmayan bir hocamız bunu anlattı diye hedef haline getirmeye çalıştılar. Bakıyorum ediyorum çok yanlış bulunmak istemiyorum bu durumda. Peygamberimizin Ne hayvanlarla bağının olduğunu konuştuğunu biliyoruz yığınla böyle rivayet yani.

    1. Şia kaynaklarında Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in binek olarak kullandığı birçok merkep, katır ve devenin adı zikredilmiştir.

      Merkepler arasında “Ya’fûr” hakkında şöyle bir kıssa anlatılır:

      Efendimiz (s.a.v), Hayber’de ganimet olarak aldığı, kendisini görür görmez “Sen Allah’ın Peygamberisin” diyen bu merkebe kendisi bindiği gibi, başka işlerinde de kullanmıştır. Soyundan geldiği 70 merkebin İsrailoğulları nebilerine hizmet ettiği söylenen bu merkep, oldukça sür’atli, aynı zamanda sadık ve uysalmış. Efendimiz (s.a.v) yanına geldiğinde O’na selam verir, Efendimiz (s.a.v) tarafından, davet etmek istediği kişiye gönderdiğinde o kişinin evine gidince başıyla kapıyı çalar, o kişi de Efendimiz (s.a.v)’in kendisini çağırdığını anlar, Ya’fûr’un sırtına binerek Efendimiz (s.a.v)’in çağrısına icabet edermiş. Efendimiz (s.a.v) vefat ettiğinde bu merkep, kendisini bir kuyuya atarak intihar etmiş!

      Ya’fur’la ilgili olarak anlatılan bu olayların hiç birisi sahih değildir. rivayet sahih değildir. İbn Hibbân Kitâbu’d-Du’afâ’da [1] zikrettiği bu rivayet hakkında, “aslı yoktur” demiştir.
      Şia sapkın bir mezheptir.

  18. Selamunaleyküm hocam kick diye bir site var orda erlik cavs bahadır telci yani purplebixi ve avaneleri ve şükelası pot kırmaktan başka halta yaramayıp ve ergen liseli ünili erkek takipçileri ile devletimize milletimize belden aşağı artı terorist ve terorizim lafları söylüyorlar sohbette hatta türkiyede 2’inci gezi parkı yada 15 temmuz olayları gibi protestolar yapalım diyorlar örgütlenip kendi aramızda ve devleti yıkalım gibi laflar ediyorlar kendi aralarında daha kandan korkan liseli ünili erkekler üstüne birde sanki tek kendileri müslüman yada doğru gibi chp yani pkk ile işbirliği yapmış ve ata ür ve ittihattı terakki denilen sapkın insanları savunuyorlar hatta şeriata hacı hocalara şeyhlere dervişlere evliyalara tarikata cemaatlere karşıyız diyip allah aşkından imandan bahsediyorlar 5 vakit namaz yada islami ilim ile ilgili kitap okumamış haramdan helalden anlamayan bu ayyaşlar sohbetlerde karı kız küfür cinsel sohbetlerde ediyorlar zoruma gidiyor hocam gençleri zehirliyorlar kısaca hocam ben cimere şikayet edecem ama cevap gelirmi bilmiyormu sizden ricam bu şerefsizleri yüksek bürokratlara yada kolluk kuvvetlerine iletme imakanınız var mı benim yazımı bu kiyafetsiz muhterislerin cezası verilsin devlet el koysun mallarına bunların islam anlayışı dini sembollerden milliyetçiliği milli sembollerden ileri gitmiyor vesselam bekir hocam.

    1. Aleykümselam Kardeşim. O sözünü ettiğiniz kimseler kuzu postuna girmiş kurtlardır. Onlar İslamı kullanarak cahilleri İslamdan uzaklaştırmaya çalışan İŞİD, DEAŞ, Selefiyeci, Dinde Reformcu, PKK’lı TİKKOCU gibi vatan hainleridir.
      Şikayetini yap. Belki gerekeni yaparlar.

    1. Bugün kullanılan kağıtlar o devirde sadece Çin’de üretiliyordu. Parşömen kağıtlar ise çok az ve pahalı idi.

  19. hocam, saçların yanlarını kısaltıp üstü uzun bıraktırsam yani sis de görüyorsunuzdur, gençler saçların çevresini kestirip yukarıyı uzun bırakıyorlar ya bu küfür mü? bu soruyu sormamım sebebi batılı kafirler de aynı şekilde kestiriyorlar. ama onlara benzeme niyeti olmaksızın o şekillerde saç tıraşı olmak, itikadi açıdan sorun mu?

    1. Saçları sünnet üzere kestirmek ya tamamını kestirmek veya omuz hizasına dek uzatmaktır. Peygamberimizin sünnetine muhalefet etmemek ve kafirlere benzememek niyetiyle yanları ve arkayı kısaltıp üstü uzatmak küfür olmaz, mekruh olur.

    2. hocam, diyanetteki ilahiyatçılardan ve üniversitelerdeki ilahiyatçılardan itikatı doğru olmayan çok var ama sanırım hepsi sapık değil. diyanetteki veya üniversitelerdeki ilahiyatçılardan itikadı doğru, ehli sünnet olan sizin bildiğiniz kimler var? bir kaç kişinin adını soyadını vermeniz mümkün mü?

    3. İsim vermemiz doğru olmaz. Çünkü bazen şu doğru adamdır diyoruz bakıyorsun sapkın çıkıyor. Ancak size tavsiyemiz Kuran ve sünnet yolu olan dört hak mezhepten birine tabi olan evliyaları seven hak tarikatlar dil uzatmayanlara yakın olunuz.

  20. hocam pazardan biber alırken tatlı diye alsak evde acı olduğunu anlasak, pazarcıda bilerek değilde bilmeden karıştırmış ise biberleri alışveriş fasit olur mu?

    1. Alışveriş yaptığın pazarcıya gider acı biberlerle elindeki biberleri değiştirirsin mesele biter. Kabul etmezse satış fasit olur.

  21. Selamun Aleykum.
    Kuran okunduğunda veya dinlendiğinden ağlamakla alakalı bir beis varmı?
    Bir arap heyeti burayı ziyarete gelmiş sanırım bizim diyanettende bir heyet onları gezdirirken bir camide birileri Kuran dinlerken ağlıyormuş arap heyeti şaşırmış neden ağlıyorlar demiş bizimkiler Kuran dinliyorlar işte ı yüzden diyince araplar “E bu ayette miras paylaşımından bahsediliyor niye ağlıyorlarki” demiş.
    Şimdi hocam biz ülke olarak büyük çoğunluk arapça bilmediğimizden Kurandaki herhangi bir ayettede duygulanma olabiliyor ama bu araplarda yok sanırım.

    1. Aleykümselam.
      Kuran okurken veya dinlerken manası bilinse de bilinmese de ondan etkilenerek ağlamak çok sevaptır. Daha önce ölmüş sevdiği bir yakınının herhangi bir mazisini hatırlayan kimse duygulanıyor ve ağlıyorsa hatta bu o mevkide bir yemek yemiş olsalar bile. İşte bunun gibi Kuran’da en sevgili Rabbin ayetleri olduğu için Kuran okununca o kelamın sahibi hatırlanır ve duygular sel gibi gözlerden akar.
      Sırf ayetlerin manasına göre ağlayanlar ise duygu yoksunu alimlerdir.

  22. Ehli sünnetin dışında veya aleyhinde yayın yapan kimse adına şeyh mürşit her ne denirse denilsin o kimse ya zındıktır ya azgın bir sapıktır. O gibi kimselerin videolarından ve sohbetlerinden çok sakınmak ve sakındırmak elzemdir.
    Z KUŞAĞI HOCALARI:
    1- BAHADIR TELCİ SANAL ADI PURPLE BİXİ
    2- Asrın Fahrettin Tok
    3- CEMRE DEMİREL,
    4- HUBEYB ÖNDEŞ
    Bu iki yüzlü korkaklar Müslüman görünümlü münafık zihniyetlerdir. Z kuşağını peşine takmış kendi kafalarına göre din uydurup, islam ve şeriat adına konuşmaktadırlar. Kendi kendilerine göre Kuran meali ve tefsir de yapıyorlar. Bunlar hem laik hem sözde Müslümandır. Bunlar liberallik zımbırtısıyla İslam’dan çıkmış ehli sünnet düşmanı kimselerdir. Din hakkında paylaşımları ve videolarıyla gençleri zehirlemektedirler.
    Bu tayfanın büyükleri dinsiz Edip Yüksel, ehli bidat Caner Taslaman, Emre Dorman, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Abdulaziz Bayındır, Mustafa Öztrük, Celal Şengör gibi itikadı bozuk kimselerin yolunda sözde icazet almışlardır. Bunlar sosyal medya gibi yerlerde örgütlenmişler dini şeyleri mizah, alay konusu yapıyorlar. Bu münafıkların ortak yönleri devlete, askere, polise karşı, İslam sanatkarlarından yararlanmak için internetteki yüzlerini gizleyen kimselerdir.

  23. Namazlarimi kilan orucumu tutan biriydim. Kalp zikri cekiyordum. Sonra haramlara düstüm ve butun ibadetlerim gitti. Simdide uyuyamama stres mutsuzluk ic sıkıntilar yasiyorum. Bunlarin sebebi virdi terk etmem olabilirmi

    1. SORU:
      Namazlarımı kılan orucumu tutan biriydim. Kalp zikri çekiyordum. Sonra haramlara düştüm ve bütün ibadetlerim gitti. Şimdi de uyuyamama, stres, mutsuzluk ve iç sıkıntılar yaşıyorum. Bunların sebebi virdi terk etmem olabilir mi?
      CEVAP:
      Onların sebebi haramlara düşüp günaha batmandır. Zaten haram işleyerek yapılan virdlerin de bir yararı olmaz. Bütün bunların sonucunda sıkıntılara ve diğer sorunlara mübtela olmandır. Derhal günahlarına tövbe edip ibadetlerini yapmazsan daha büyük belalara hazır ol.

  24. Aleykümselam.
    İşlenen günah ne kadar büyük olursa olsun hiçbiri Allahın affından büyük olamaz. Madem ki o pis işlere çok pişmansın artık o mazide kalan kötü anılarını her işlemde hayalinde canlandırarak hafızana çivi ile kazıma.
    Allah o pis işleri işleyen LUT kavmini kökünden kurutmuştur. Normale dönmen için evlen.
    “Bismillahirrahmaniffahîm İnnallahe tevvabur-Rahîm. ” Şüphesiz Allah her günahın tövbesini kabul eder ve O çok merhametlir.

    1. Kader ağlarını ördü cümlesi yanlıştır. Kader ezelde nasıl yazıldı ise öyle vukuu bulur. Kader sonradan yazılmaz.

  25. Allah erteleme yapanlara kızıyor mu?
    Ramazan gelsin kılacağım, evlenince kılarım gibi söylemek uygunsuz mu?

    1. Allah tövbeleri geciktirene ibadetleri vaktinde yapmayana gazab eder öfkelenir. Allahın öfkesi ise kula çeşitli sıkıntıların gelmesi, vesveselerin çoğalması ile yansır.

    2. Her inkarcı ve şirk koşana, zulum yapanlara, haram işleyenlere, farzları yapmayanlara Allah öfkelenir ve hesap günü azab eder.

  26. 1) Bir erkek reddedilme sevilmeme korkusu sebebiyle evlenmeyi istememek,
    2) Bekar olmanın rahatlığı için evlenmemek
    Bunlar kafir eder mi?

    1. 1) Reddedilme korkusuyla evlenmemek doğru değildir. O nasip değilse nasip olanı aramak gerek.
      2) Bekar kalan zinaya daha yakın olur. Bu da şeytanın saptırmasını kolaylaştırır.
      Kafir olup olmamak iradene bağlıdır.

  27. Selamun Aleykum.
    Razinin Tefsiri kebiri ve Zemahşerinin Keşşafdan hangisini tercih etmeliyim okuma olarak satın alacaksam.
    Fahreddin Razi bir bilim adamı çok zeki bir dili var özellikle bilim konularında ama Zemahşeri daha kapsamlı bir alim gibi

    1. Zemahşeri’nin yazarı mutezile mezhebine mensuptur. Tavsiye etmeyiz.

    2. Kaynaklarda Zemahşerî, fıkhi açıdan Ehl-i Sünnet’in Hanefi mezhebinden olmasına rağmen itîkâd bakımından Mu’tezilidir deniyor Ama ölürken Mu’tezile’den dönüp tövbe ettiği de söylenmektedir. Ancak tefsirinde açık ve kapalı olarak Mu’tezile itîkâdına yer verdiği görülür deniyor mutezilenin ehli sünnet açısından sıkıntısı nedir

    3. Akaid bozuksa amelin doğru yapılmasının hiçbir yararı olmaz.
      Mutezile Mezhebi akaidinden bazıları:  
      – “Allah ne görür, ne de görülür” diyen Mûtezile Mezhebinden bir gurup da dinden çıkmıştır.

       – Allah’ın sıfatları  kadîm (ezelî ve sonsuz ) değildir, diyenler de dinden çıkmıştır.

       – “Allah alimdir ama kudret sıfatı yoktur” deyip, diğer sıfatlarını da böyle inkar edenler kafirdir.

      – “Allah cisimdir, ama diğer cisimlere benzemez”  diyenler de kafirdir. ” Bunlar bidat ehlidir” diyenler de vardır.

      – “Allah’ın yaptığı işlerde hikmet olmayabilir.” diyenler de küfre girer.

    4. Hocam ihtiyatla yaklaşarak bu tefsirler okunabilirmi çünkü bu zat türkmenistan civarı doğmuş bir türk ve alimler dünyasında büyük bir meşhuriyete sahip ayrıca Zehebî ve İbn Hacer hadis rivayeti konusunda Zemahşerî’yi “sâlih” (yani hadis rivayetinde zabt ve adalet şartlarına haiz kimse) olarak nitelendirmiş, ancak insanları i‘tizâlî fikirlere davet ettiği için onun özellikle el-Keşşâf adlı tefsirine ihtiyatla yaklaşılması gerektiğine dikkat çekmişlerdir. (bk. Mîzânü’l-i’tidâl, IV, 78; Lisânü’l-Mîzân, VI, 4)

    5. Doğrular öğrenilmeden yanlışları öğrenmeye çalışmak, kaplan avında tecrübe kazanmaya benzer.

    1. Soruları Bekir Abdullah hocamız cevaplıyor.
      (İslam Dergisi Yönetimi)

Bir yanıt yazın