İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz. Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.
Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

Hocam mürşidi olmayan bi kimse belli bi sayıda kalp zikri çekse kalp letaifinin nurunu görünce kalple birlikte ruh letaifiyle birlikte zikir çekse ruh letaifinin nurunuda görünce sır letaifinide eklese bu şekilde nefs letaifine kadar zikir çekse zikir adedide herletaif için 5 bin olsa bu anlattığım usulde kendi başına letaif zikri çekmek sakıncalı olur mu?
SORU:
Hocam mürşidi olmayan bi kimse belli bi sayıda kalp zikri çekse kalp letaifinin nurunu görünce kalple birlikte ruh letaifiyle birlikte zikir çekse ruh letaifinin nurunuda görünce sır letaifinide eklese bu şekilde nefs letaifine kadar zikir çekse zikir adedide herletaif için 5 bin olsa bu anlattığım usulde kendi başına letaif zikri çekmek sakıncalı olur mu?
CEVAP:
hİÇ BİR SAKINCASI OLMAZ.
Bir kişi diş tedavisi faiz kazançla yapsa yediği içtiği haram mı olur
SORU: Bir kişi diş tedavisi faiz kazançla yapsa yediği içtiği haram olur mu?
CEVAP:
Yediği içtiği helal yiyecek ise ve yiyecek içecekleri helalden kazanmışsa haram olmaz.
Hocam kalp letaifi bütün letaifleri içinemi alır, yani bütün letaiflerin ana merkezi kalp letaifi midir?
Letaiflerin merkezi yürektir. Oradan tüm bedene nuru veya olumsuz ahvali tecelli eder
Selamunaleyküm hocam bir insan donu olmadığı halde koltuğa sandalyeye yere oturursa yani haya yerleri açık halde o yer yani koltuk sandalye yer necis sayılırmı silinmesi gerek mi?
Aleykümselam.
Evde kimse olmasa dahi evde donsuz dolaşmak mekruhtur. Çünkü cinler ve melekler vardır evlerde.
Avret yeri ıslak olursa oturulan yere necis bulaşırsa orada namaz kılınmaz. Orayaı sabunla üç kez yıkayıp kurulamak gerekir.
Anladım hocam normalde takıntı olarak biraz sormuştum ama namaz yönünden biliyordum benim asıl demek istediğim mesela böyle takıntım var ama kuru olarak oturmuşsam yinede necis sayılırmı yine silmek gerekir mi sonuçta insanın kendi vücudunu ama yinede kafama takılmış bir kaç kez oldu normalde yapmam yinede hala takıntı olmuş silinmesi yıkanması gerek mi?
İnsan bedeni necis değildir. Avret yeri çıplak olarak oturulan yere necis ve idrar bulaşmamışsa orası temizdir.
Hocam selamün aleyküm hayırlı ramazanlar dilerim.
Hocam bir yerde okumuştum astım hastalarının kullandığı ilaç Hanefi mezhebine göre orucu bozar yazıyordu, ancak başka bir yerde de aynı konu hakkında orucu bozmaz yazıyor bunun aslı astarı nedir hocam ? Buhar olup olmaması durumu değiştirirmi ?
Aleykümselam Kardeşim size de hayırlı ramazanlar. Astım spreyi orucu bozar.
Daha geniş bilgi için link atıyorum buraya tıklayıp bakabilirsiniz:
https://islamdergisi.com/fikih/ramazan-ayi-oruc-ve-teravih-namazi/
Selamunaleyküm hocam benim biraz abes sorum var tıbbi penis büyütme kalınlaştırma amelyatları gerçek mi allahın ölçü koyup yarattığı insanlar nasıl kendi bedenlerinde heleki erkeklik organlarını büyütüp kalın edebilir oysaki yoktan et kemik var etmek Allah’a mahsus demek istediğim bunların gerçekliği tıbben sabitmi yoksa uydurma mı?
Aleykümselam Kardeşim. Şüphe bilgisizlikten doğar. Allah insanları kendini tanıyıp halis kul olmaları için yaratmıştır. Kulluk yapmayanlar ise fani kalıpları ile oyalanmaktadırlar. Allah kadının kadınlık organını her erkeğe uygun yaratmıştır. İnsanların boyları kiloları kas yapıları farklı farklıdır. Kadına ise duruma göre elastiki(sünebilen) bir organ vermiştir. Her erkeğin cinsel organına göre sünebilecek kabiliyettedir. Bu mevzuda bilgisiz insanların paralarını avlamak isteyen cinsel istismarcılar erkeklerin bu konudaki bilgisizlik zaaflarını kullanarak onların paralarını sömürmektedirler.
Allah erkeklerin cinsel organlarını farklı yaratmışsa kadınların da organlarını her duruma uyabilecek nitelikte yaratmıştır. Bilhassa gençler bilinçlenip bu konulara takılmamalı.
Hazreti Rasul (s.a.v.) sonra şöyle devam etmektedir: “Ardından cennete yüceltildim. Bu Allah Teâlâ’nın dört cennet üzere kat ettiği tek cennettir. İki cennet de çeşitli ağaçlarla doludur. Bu cennetler koyu yeşildirler. Cennetin hepsi yüz derecedir. İki derece arasında beş yüz yıllık mesafe bulunmaktadır. İlk derece katı, evleri, kapıları ve kilitleri itibariyle gümüştendir. İkinci derece katı, evleri, kapıları ve kilitleri itibariyle kırmızı altındandır. Üçüncü derece katı, evleri, kapıları ve kilitleri itibariyle yakuttan, inciden ve zebercettendir. 97 derece ise beşerin kendisine muttali olmadığı göz aydınlığı olsun diye cennetliklere gizlenen cennetlerdir. Cennetin ortası Adn cennetidir. Adn cennetinin altından cennetin bütün nehirlerinin kendisine aktığı bir göze bulunmaktadır. Bu cennetlerde üç tane cennet vardır. Çoklukta yıldızların adedince ve ağaçların yaprağıncadır. (Hakk’a Yükseliş, İmam Kuşeyri) bu hadisin sıhhati nedir ?
Bu hadisin anlatımı mecazidir. Gerçeğini ancak Allah bilir. Bu dünyada iken bunun gerçeğini açıklamak ne mümkündür.
Hocam büyük günah işlerken işleyenin kalbinden iman nurunun çıkacağı ile ilgili hadisleri kalpte tasdik kalır iman nuru çıkar şeklnde ehli sünnet alimleri tevil etmişler. Bu durum işlenen bütün büyük günahlar için geçerlimidir?
Evet büyük günahlar işlenirken kalpten imanın nuru çıkar tasdiki kalır. Ehli Sünnet ulaması ittifakla beyan etmişlerdir ki, günah işleyenin tasdiki kalpte olduğu sürece kişi günah işlemekle küfre girmiş olmuyor.
Selamun Aleykum.
Sahih bir hadisde Sahabe ammar ağır bir işte kerpiç taşırken Hz Peygambere gelip ” bunlar beni öldürecek çok ağır iş yaptırıyorlar” manasında birşey söylüyor.
Hz Muhammed(sav) Ammara “Vah ammar! Onlar değil seni bagi(asi) bir topluluk öldürecek” diyor.
Çok fazla sahabeden rivayet edilen sahih bir hadis bu.
Ammar Hz Ali ile Hz muaviye arasındaki savaşta muaviye taraftarı iki kişi tarafından öldürülüyor.
Muavinin yanındaki adamlae bu hadisi muaviyeye söylüyor Muaviye ise ” Onu bizmi öldürdük! onu buraya getirenler öldürdü” şeklinde bir tevil/ açıklama yapıyor hatta yanındaki bazı kişiler bu olaydan pişmanlık duyup keşke bugünleri görmeseydik diye üzülüyor.
Hadisin zahiri Hz muaviye ve onun taraftarlarının bagi(asi) olduğunu gösteriyor islam alimleri hz muaviyeye asi demişmidir bu çatışmada?
Not: hz muaviye islama çok hizmeti olmuş devlet olarak ve şahsi olarakda vahiy katibidir asla ona birşey demek haddime değildir Allah ondan razı olsun.
İyi günler
Aleykümselam. Hz. Muaviye’nin tevili hatalıdır. Ammar bin Yasir hazretlerini hiç kimse o savaşa zorla getirmiş değil o kendi iradesi ile gelmiştir. Onu savaşta öldüren bir kaç kişi bir topluluktur. Onlar hadisi şerife göre asidir. Hz. Muaviye için aynı şeyi söylemek uygun olmaz o müçtehid idi içtihadına göre amel etmesi gerekirdi. Zaten Hz. Muaviye Hz Ammar şehid edilirken orada olsaydı müsaade etmezdi.
Bir ordunun içinde iyi niyetli kimselerde oluyor kötü kimselerde.
Hocam Ammarı öldüren kişi sayısı 2 hatta bunların künye isimlerine kadar alimler vermiş.
Hadisde topluluk diyor iki kişi sadece bu ifadeyi karşılamazki sayısal olarak.
Muaviyeye ilk olarak Bak gördünmü ammarı öldürmüşler diye söylüyorlar oda Ammarı öldürmüşler ne demek yani niye şaşırıyorsunuz manasında konuşuyor hani bu savaş sonucunda manasında ordakilerde bu hadisi söylüyor kendiside biz değil onu buraya getirenler öldürdü diyor.
Özetlersem hadisde topluluk diyor ama öldüren sadece iki kişi bu iki kişi dilbilimi olarak topluluk kelimesini karşılamaz o yüzden ben acaba o topluluk yani muaviye topluluğumu kastedilmiştir diye sormuştum nitekim bazı islam alimleride bu hadisi delil olarak kullanıyormuş sanırım ama bu sunni alimlermi şiimi hatırlamıyorum
Peygamberimiz topluluk yani cemaat demişse ki demiştir cemaat namazda kaç kişiden oluşur?
Dil bilimi derken siz yine her şeyi Türkçeye göre algılıyorsuuz. Oysa arapçada topluluk ikiden başlar.
Bir imam bir de cemaat olursa iki kişiden cemaat olur ve cemaat namazı sayılır mı? Sayılır.
O halde iki kişi de bir cemaattir yani topluluktur.
Hocam tenzihen mekruhtan sakınmakla sünneti müekkedeyi yapmak arasında seçim yapmak gerekirse önceliği hangisine vermek gerekli?
SORU: Hocam tenzihen mekruhtan sakınmakla sünneti müekkedeyi yapmak arasında seçim yapmak gerekirse önceliği hangisine vermek gerekli?
CEVAP:
Tabi ki müekked sünneti yapmak gerekir. Çünkü müekked sünneti terk etmek tahrimen mekruh olur. Tahrimen mekruh ise daha ağır mekruhtur.
Hocam gizli zikir çekenlere cinlerin musallat olması ve korkutmaya çalışmasının sebebi nedir?
SORU: Hocam, gizli zikir çekenlere cinlerin musallat olması ve korkutmaya çalışmasının sebebi nedir?
CEVAP:
“gizli zikir çekenlere cinlerin musallat olması ve korkutmaya çalışması” sözü uydurmadır. Mesnedi yoktur. Cahillerin avam halkı kendi tarikatlarına çekme taktiğidir.
Cin şeytanları gizli zikir çekenlere değil itikadı bozuk olduğu halde seyir süluk yapmak isteyen cahillere musallat olur. O sebeple bir tarikata mensup olmadan önce ehil bir mürşid bulmak gerek sonra da şeyhi vesile bilip her şeyi alan da vereninde Allah olduğuna iman etmek gerek.
Selamun aleyküm hocam,
Hocam etrafımda çok mücessime harici selefiler var.
Bunlar, Allah’a mekan isnat edip, haşa eli ayağı baldırı var diyorlar. Ben bunlara “siz direkt kafirsiniz “demek istiyorum ama bir yandan da peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kim birine kafir derse o söz ona döner mealindeki hadis-i şerifi aklıma geliyor. Tekfir etme konusunda sorumlu muyum? Bu hususta nasıl yaklaşmalıyım?
Hocam ayrıca ben eskiden selefi vehhabiydim, Allah’a şükürler olsun ki tövbe edip ehli sünnet itikadına geçtim.. fakat kendime doğru düzgün bir tarikat cemaat bulamadım. En son menzil’i düşündüm ama son zamanlarda aralarındaki kavgadan ötürü ordan da uzak durdum. Ne yapabilirim, bana tavsiyeleriniz nedir?
Allah razı olsun.
Aleykümselam.
Mücessimeyi tekfir edebilirsin. Harici ve selefiyeciler ise ehli bidattir. Küfür alameti sözlerine veya işlerine rastlarsan onları da tekfir edebilirsin.
Menzil tarikati ehli sünnet tarikatıdır. İçlerindeki tartışmalar itikadi değildir amelidir. Vakıf malı konusunda görüş farklılıkları çıkmıştır. En büyükleri Seyyid Saki haklıdır. Çünkü vakıf malı müslümanların malıdır miras gibi paylaşılamaz. Niçin böyle oluyor denilirse, Hz. Ali ve Hz. Muaviye arasında da ameli bir münazara çıkmıştı. Hz Muaviye Hz Osmanın katileri hemen yakalanmalı ve infaz edilmeli diyordu. Hz. Ali ise İslam ordusunun Medine dışında olduğunu medine’yi kuşatan haricilerin ise çok kalabalık olduklarını ordu medineye döndükten sonra gereken infazın yapılmasını beyan ediyordu. Muaviye ehli sünnet alimlerine göre hatalı idi. Ama her ikisi de müçtehid oldukları için münazaraları nefsani değildi. Bundan dolayı onların meselesi basit insanların meselesi gibi değerlendirilmedi.
Menzil konusunda ise konu hakkında olumsuz yorumda bulunmamak daha evladır.
Selamun aleyküm hocam ,
Hocam Türkiye ve fazilet takvimleri temkin payı bırakıyor. Özellikle ihlas grubu, diyanetin takvimine göre orucunuzu açar ve sahuru 20 dk evvel bitirilmediği takdirde orucumuzun olmayacağini söylüyor. Diyanetin takvimini kullanmayalım mi?
İkinci sualim, dış dolgusu veya kaplaması olan birisi mutlak manada malikiyi taklit eder deniliyor. Diş dolgumuz varken Hanefi mezhebine göre abdestimizi alamaz namazımızı kilamaz miyiz?
Aleykümselam Kardeşim.
Fazilet takvimi doğrudur temkin payını kaldırmamıştır. Ama temkin payını kaldıranlar da sınırı aşmadıkları sürece oruçları kabul olmaz demek de ayrı bir hatadır.
Diş dolgusu veya kaplama yaptırmak Hanefi fukahasından İbn-i Abidin hazretlerinin fetvasına göre caizdir bundan dolayı başka mezhebi taklit etmeye gerek yoktur.
Geniş bilgi linkte:
https://islamdergisi.com/fikih/dis-dolgusu-gusle-engel-mi/
Hocam o halde Hanefi mezhebindeyken dış dolgusu veya kaplamamiz varken maliki veya şafiiyi taklit etmeye gerek yok o halde..
İbni Abidin hazretleri Hanefi fıkhında çok muteber bir alimdir. Osmanlı döneminde yaşamıştır. Onun fetvasına göre diş dolgusu yaptıran bir hanefi bu hususta mezhep taklidi yapmasına gerek yoktur.
Hocam sitede inceledim mavi nurlar için nefsi natıka diyor henüz letaifler açılmamış mı demek olur
Mavi nurlar nefsi natıkanın nurlarıdır sözü doğrudur. Mavi nurun görülmesi Ruh letaiflerinin açılıp açılmadığını göstermez. Çünkü ruh latifelerini müşahede eden kimse de mavi nuru görebilir.
Hocam selamün aleyküm hayırlı ramazanlar.
İki adet sorum olacak.
1. Seferi bir kimse mukim olan cemaate farz namazı tam kıldırsa bir sakınca olurmu ?
2. Seferi bir kimse mukim olan cemaate yatsı namazı ve vitir namazı dahil olmak üzere teravih namazı kıldırabilirmi ?
Herşeye rağmen kıldırırsa bir sıkıntı olurmu ?
Aleykümselam Kardeşim.
1) Seferi olan bir kimse mukim olan cemaate namaza başlamadan önce seferi olduğunu bildirmesi gerekir. Bunu yaptıktan sonra mukimler içinden bir imam bulunmazsa onlara namaz kıldırabilir. Ancak cemaate kalan rekatları kendileri tamamlar.
2) Seferi kimse yatsı namazını kıldırabilir. Diğer namazların seferiliği olmaz onları tam kılar ve kıldırır.
hocam bi kimse işlediği bi haram için iyiki yapmışım derse kafir olur mu bunun bi tevili var mı?
Haram işleyen kimse haram işlediği için hiçbir üzüntü duymazsa, akabinde “iyi ki yapmışım” derse kafir olur.
Hocam selamınaleyküm alkol satılan bir şirkette insan kaynakları ve kısmi satın alma bölümünde çalışıyorum bu şirk midir
Aleykümselam Kardeşim.
Günah işeyen müşrik değil günahkar olur. Sizin alkol satan şirkette çalışmanız şirk değil günaha sebeptir. Başka bir iş aramalısın. Bulduğunda oradan ayrılırsın.
Hocam selamın aleyküm yanlış hatırlamıyorsam 2-3 ramazanda oruç tuttum fakat geçen sene yanlış hatırlamıyorsam biraz zorlandım bu sene nasıl anlatsam bilmiyorum üstümde isteksizlik güçsüzlük yapamama gibi bişi var ve bugün orucun ilk günü oruç tutmuyorum neden böyle oldu vesvese midir bu 1. Sorum
2. Sorum kaza oruçlarım var ramazan ayında sadece kaza orucunu tutsak ramazan orucuna mı gider yoksa kaza orucuna mı gider
3. Sorum Ramazan ayında oruç (örnek)2 hafta yada 10 gün tutulur mu yani tutabildiğimiz kadar tutuluyor mu yoksa 1 ay ful tutulmak zorunda mı
1) Allah insana bir akıl bir de imtihan gereği nefis verdi. Aklına sahip olursan nefsine hakim olur Allahın emirlerini yapars sonsuz kurtuluşa erersin. Aksi halde nefsinin isteğine uyarsan oruç da tutmaz namaz da kılmaz şeytanın her istediğini yapar ebediyen cehennemlik olursun. Allah hiç bir kuluna güç yetiremeyeceği ibadeti emretmemiştir. Oruç hem ruh hem beden için sağlıktır ilaçtır. Şeytana uyma orucunu tut yoksa bu dünya çabuk gelip geçer sonra yapılan pişmanlık işe yaramaz.
2) Ramazan ayında kaza orucu tutulmak çok büyük günahtır. Ramazandan sonra istediğin zaman tutabilirsin.
3) Ramazan bu yıl 29 gündür. 29 orucu baştan sona dek tutmak farzdır yani Allahın kesin emridir. İnkar eden kafir olur. Tutmayan ise cehennemlik olur. Tutan ise bu dünyada ruhu huzur içinde olur ve Allahın rızasına erer ölünce ruhu cennet bahçelerine gider kıyamete dek orada huzur içinde olur kıyamet günü ise kabrinden huzurla kalkar cennet kızlarının kollarında cennete girer ve ebedi mutluluğa erer. Tercih senin.
Hocam tarikat önceki hayatımda bana uzak bir şeydi ama sonra rüyalarla hiç bilmediğim şeyler gelmeye başladı şeyhimle ilgili. Sonra şeyhimin yanındayken içimden geçenleri birebir duyuyormuş gibi yanıtlamasıyla ikna oldum. O yüzden hakkında düşündüklerim için çekiniyorum bir de rabıta yap dedi ama iç yüzünü bilmiyorum. Rabıta nedir murakabe nedir. Youtube’ da bir video’da şu yoruma denk geldim burada anlatılanlarla tıpatıp karşılaştım peki çözüm olarak önerdikleri doğru mu? Salikin başına gelenlerle nasıl mücadele edeceğini siz de Allah rızası için anlatırsanız duacınız olurum. Buraya bırakıyorum.
“Geçmişime baktığımda bir zamanlar benim de
rabıtayı inkâr ettiğimi hatırladım. O zamanlar Seyyid Kutup, Mevdudi, Ali Şeriati gibi İslam büyüklerinin eserlerini okuyordum. Daha sonra Risale-i Nurları okudum. O zamanlar tasavvuf, hususiyle rabıta beni çok itiyordu. Şeriatın ayaklar altında olduğu bir ortamda bir kenara çekilip şeyhin suretiyle meşgul olma bana çok komik ve acınacak bir durum olarak görünüyordu.
Ama yıllar geçti. Bazı acayip garaip olaylar oldu. Kendisini ve mekânını daha önce görmediğim bir şeyhi mekânıyla birlikte rüyada çok açık bir şekilde gördüm. Bir yıl kadar sonra da bir tesadüfle o şeyhi ve mekânını tanıdım. Tövbe ve zikir aldım. Rabıta dersleri ise bana zor geldiği için pek önem vermedim. Önceleri istemeye istemeye yapmaya başladım. Hem çok kısa tutuyordum hem de pek sevmiyordum. Ama okuduğum kitaplardan rabıtanın önemini bildiğim için istemeden de olsa yapmaya çalışıyordum.
Belki nefsimin bir kusuru, ama bazı işlerde çok işime yaradı. Biraz inatçıyımdır. Rabıtada da öyle oldu. Sebat ettim. Bunda bir sır vardır, diyordum. Nefsime ağır geldiğine göre şeytanlar da bu rabıtadan pek hoşlanmıyordur, diye düşünürdüm. Hâlbuki zikir derslerimi hiç kaçırmıyordum. Her gün yapıyordum. Zikirden müthiş zevk alıyordum. Ama rabıta bana zamanı boşa geçirmek olarak görünüyordu. Vesveseye giriyordum. Rabıtaya çok kısa bir zaman ayırıyordum. Ama onu hiç terk etmedim. Mutlaka her gün kısa da olsa yapmaya çalıştım. Sonra kalp gözümüz sadatların himmetiyle açıldı. Gözlerimizi kapattığımızda nurları müşahade etmeye başladık. Nurlar değişik renktedirler. Kırmızı, sarı, yeşil, siyah, beyaz ve bu renklerin karışımı değişik tonlar da vardır. Bu nurlar insanın kalp, ruh, sır, hafi, ahfa gibi letaif noktalarında çıkar. Letaifler çalışmaya başladığında neyin nereden çıktığını anlamazsınız bile. Nurlar birbirine girer, akıl almaz bir hızla dönmeye başlarlar. Manzara gerçekten harikadır. Hayranlıkla seyredersiniz. Tabii konumuz rabıta. Zikirde bu nurlar sanki insandan neş’et eder gibidir. Yani bildiğimiz de odur. Letaifler çalışır ve nur üretirler. Zikrin feyzi olarak. Ama rabıtada başka türlü olmakta. Gene letaifler çalışır, ama asıl nur, feyz, nisbet yani nur dışında başka şeyler adeta hayal edilen mürşidden sana gelmeye başlar. Sonra bu nurların ortasında çok parlak beyaz, şeffaf bir nur oluşur ve orada bazı sırlı görüntüler olduğu gibi konuşmalar da cereyan edebilir. Bir de nispet kokusu. Bu öyle bir kokudur ki, dünyada böyle bir kokunun eşi benzeri yoktur. Aklınız başınızdan gider. O koku için hayatınızı bile feda edebilirsiniz. Rabıta bazen bu koku da nasip olabilir. Rabıtanızın gücüne göre koku artar veya eksilir ama bazen burnunuzun direğini kırarcasına gelir. Allah’ım al canımı, yeter bu dünya çöplüğünde bunaldığım, diye düşünürsünüz. Yani bu koku için canınızı vermek istersiniz. Rabıta sırasında mürşitten gelen feyz, nisbet ve nur ise sanki bir nisan yağmurunda güneşin altında serinlemek için ıslanmak gibi çok hoştur. Yani rabıtanın başı nefse çok ağır gelir ama sonundaki nimetleri çok büyüktür. Tabii bunlara takılmak tasavvufta hoş görülmez, şeyh de daima önemli olanın Allah (c.c.) rızası olduğunu, bu tür hediyelere aldanmamayı nasihat eder.
Allah’ın üzerine yemin ediyorum ki, bu söylediğim nimetleri kafamdan atmadım, hepsi de bize nasip oldu. Ama şunu da itiraf edeyim ki, eğer şeyhi ve mekânını onu tanımadan önce rüyamda görmeseydim ben ne tasavvuf yoluna girerdim ne de bir şeyhe rabıta yapardım. Çünkü herkes gibi ben de nefsimi seven bir insanım. Daha önce okuduğum ve etkisi altında kaldığım İslam büyüklerinin adlarını söyledim. Rabıta nefsi şeyhin nefsinde yok etmedir. Buna tabii ki insan fıtri olarak karşı koyar. Ben de senelerce buna karşı koydum. Hem de nasıl. Anlatsam ayrı bir konu olur. Hala nefsimde belli bir derecede de var. Ama rabıtanın yararlarını gördükçe bu günden güne azalıyor. Rabıta nefisle savaşmaktır. Emmare, levvame, mülhime nefisleri öldürüp yerine mutmainne nefsi ikame etmedir.
Nefsin mülhime sıfatında Allah ezeli düşmanımız şeytanla bizi karşı karşıya getirmektedir. Özellikle cinni dişi şeytanların cinsel tacizleriyle. Biliyor musunuz sizi bu sırada sadece telebbüsü rabıta ve vahdaniyet murakabesi şeytandan kurtarıyor. Onları yakıyor. Sizden uzaklaşmasını sağlıyor. Sureler, ayetler şeytana biraz zarar veriyor, ama onları uzaklaştıramıyor.
Hz. Yusuf’a da görünen burhan Hz. Yakup’tur. Ben buna aynel yakin inanıyorum. Hz. Yusuf rabıta ile kurtuldu. Yoksa az da olsa meylettiği kadından onu hiç bir şey kurtaramazdı. Ama tabii şeriat yine ölçümüz. Çünkü zina insanı manevi terakkiden alıkor. Zaten şeytanlar zinanın bu özelliğini bildiği için ümmet-i Muhammedi bununla esiri etmiş. TABİİ ZİNANIN ÇEŞİTLERİ İLE. Özellikle göz, hayal zinası… Ne var hayalinde canlandırdığın kadınlar kadar da Allah dostlarını canlandırsan…. Bak buna rabıta derler. Rabıta şirktir. İşte bak nefis nasıl şeytanla işbirliğinde.
Tasavvufta bunların anlatılması hoş karşılanmaz. Çünkü sırdırlar. Hiç bir kitapta açıkça bu anlattıklarım, ben bunları yaşadım ağzıyla, söylenmez. Çünkü söyleyeni mesuliyet altına sokar. Onu gurura, kibre götürebileceği gibi insanların da aleyhlerinde dedikodu yapmalarına, ondan çekinmelerine neden olabilir. Onun için bu tür sohbetleri duyamazsınız. Biz internet sayesinde nick ismimizle bu tehlikelerden korunduğumuz için yazdık. Allah (c.c.) bir kusurumuz varsa affetsin. Âmin.
Şeyhler şeytanlarla, nefisle savaşarak o makama seçilmişlerdir. Silsileye Rasulullahın (s.a.s) onayıyla alınmışlardır. Zincirin halkaları gibidirler. İşte rabıta yapan kişi de böyle bir halkaya girmeye namzettir.
Rabıtayı akılla mantıkla kabul edemezsiniz. Çünkü akıl nefse bağlıdır. Nefis ise başka bir insanı veli de şeyh de olsa kendisinden üstün olarak kabul etmez. Ama Allahtan (c.c.) yardım isterseniz ve nasuh tövbe ile tövbe edip bir kâmil şeyhi size nasip etmesi konusunda dua ederseniz ve bu duanızda ısrarcı olursanız ki bazı duaların kabulü seneler sonra olur tarikat nasip olduktan sonra rabıta insana nasip olabilir. Yoksa bu inci, katır boncuğu değildir. Kolay kolay ele geçmez. Ağla, ağla, ağla…. çok ağla belki o zaman nasip olur. Biz de günahlarımıza çok ağladık da Allah o rüyayı ve tarikatı nasip etti. Yoksa kimse kimsenin sözüyle gerçek manada bir yola giremez. Belki etkilenip girer, ama nefsi şeytanın igvasıyla etkilenip hep şüphe içinde kalır. Tarikattan nasibi o kadar çok olmaz. Şeyhte, tasavvufta kusur görmeye başlar. Layıkıyla şeyhe teslim olamaz. Hz. Hızır Aleyhisselam karşısında nefsi Hz. Musa Aleyhisselam gibi homurdanır durur.
Allah dostları da seni Rasulullaha’a (s.a.s) götürür. Rüyada değil, uyanık vaziyette. Öldür bakalım rabıtayla nefsini neler olacak neler. Sen Allah için, Allah dostları için nefsini öldürürsen Allah da fazlı ikramıyla seni diriltir. Burası yiğitlik meydanıdır. Şeyh o yiğit kişidir işte. Tabii silsilesi varsa ve sağlamsa. O da nefsini şeyhinde öldürmüş, sonra Rasulullah’ta (s.a.s) daha sonra da Allah’ta.
Sahte şeyhler Türkiyede çok, dikkat edin. Onlar gerçi sizleri yanlış yola götürmezler ama tarikat yolunda onlardan bir nur, feyz, nisbet alamazsınız. Ama çok çok sevap kazanırsınız. Ben o tür şeyhleri rabıta yaptığımda aynı çürük ceviz gibi içlerini boş gördüm. Nur, nisbet, feyzin gramı yoktur. Onlara da hep hayret ediyorum. Tasavvuf hakkında çok şey biliyorlar ama kendilerinin hakiki şeyh olduklarını nasıl anlamıyorlar. Bir de sitelerine girdim ki rabıtanın faziletinden bahsediyorlar. Asıl buna şaşıyorum. Rabıta onlar için zindan olsa gerek. Bütün müritlerini de karanlıkta bırakıyorlar.
Kolay mı, ucuz mu rabıta nimeti? Doğru şeyhi bulmak bir mesele. Bir de nefsi şeyhte fani kılma. Nefsini şeyhin nefsinde yok etme. Bunlar dağ gibi problemler. Aşana aşk olsun. Bu herkese nasip olan bir nimet değildir. Allah rabıta nimetini herkese nasip etsin. Ümmeti Muhammedi şeytanlardan, nefsin şerrinden kurtarsın. Amin”
Sizin bu yazınız sitemize daha önce Muhsin İyilik isminde birinin yazdığı yazılara çok benzemektedir. Burada anlattıklarını o da yazmıştı.
Rabıta hakkında makalelerimiz vardır. İsterseniz oradan okuyabilirsiniz. Anladığım kadarıyla lefaif nurlarını müşahede etmiş birisiniz. Allah devamını nasip etsin.
Rabıtada mürşit ayna komundadır. Bir kuyuda bulunan kimse güneşi ancak birinin tuttuğu aynadan görebilir. Nefis zindanında olan adem oğlu da o nefis kuyusunda İlahi hakikatleri ancak mürşidin tuttuğu aynadan görebilir. Zikir ve ibadetlerle de ondan nasibi vardır ancak mürşidin aynası daha net olduğu için rabaıta ile elde edilen nispetler daha etkindir.
Hocam selamunaleyküm. Şeyhimizde şeriate ters şeyler de görsek bunlarda bizim bilmediğimiz şeyler olduğunu düşünüp ona güvenmemiz mi gerekir. Hani Hızır aleyhisselam çocuğu öldürdüğünde Musa as sen şeriate hiç uymayan bir iş yaptın diyor ya onun gibi. Şeyhimize güvenimizin temelinde neler kesinlikle olmalı. Hızır as Musa as kıssası kur’an’ı kerim’de anlatılıyor. Muhakkak ki bizlere bir şey anlatılmak isteniyor burada. Ama insan nefsi gördüğü şeye şahit olunca peygamberimiz buna izin vermezdi diyebiliyor. Ölçü ne olmalı hocam
Aleykümselam Kardeşim.
Musa aleyhisselamın Hızır kıssasını istismar eden yalancılar çoktur. Musa peygamber Allahın emri ile Hızır’a gitti ve o ne yapsa biliyordu ki Hızır kendi nefsine göre bir şey yapmıyordu. Ondan emin idi. Pekala şeyhlerinin yaptıkları her şeyin Allahın emrine uygun olup olmadığının kanıtları ne olmalı?
ŞERİAT.
Evet şeriat olmalı yani Kuran ve sünnete uygun ise şeyhin yaptıkları haktır. Yoksa batıldır şeytanidir. Şeyh şeriate uymayan her ne yaparsa yapsın her ne yaparsa yapsın şeyhim bilir ben bilmem sözü mesnetsizdir batıldır şeytana açılan kapıdır.
Peygamberimiz “Allah’a isyanda kula itaat yoktur” buyurarak o şeriatsizlik kapısını kapamıştır.
Hocam teravih namazında yanlış hareket yaparsak ne yapmamız gerekir kaldığımız yerden devam mı edelim
Yalnız kılarken namazı bozacak bir durum olursa namazı yeniden kılarsın. Ama namazı bozacak bir durum olmazsa sehiv secdesi yaparsın. İmamla kılarsan hata yapsan da kendin sehiv secdesi yapamazsın o affedilir. Tabi namazı bozacak bir durum yoksa.
hocam manevi rızıklar ikindi ezanıyla akşam ezanı arasındamı dağılıyor yoksa akşam ezanıyla yatsı ezanı arasındamı?
Manevi rızıklar sabah namazı ile güneşin doğması arasındaki vakitlerde dağılır. Çünkü o vakitte rızıkların dağılımı olduğu için Peygamberimiz uyumayı uygun görmemiştir
1) Hocam Ramazan Kadirov ehli sünnet mi lütfen detaylı bilgi verin
2) Suudi prens Muhammed bin selman ehli sünnet mi
Hocam detaylı açıklarsanız sevinirim. çünkü bu konuda aydınlanmak istiyorum
Şimdiden cevabınız için Teşekkürler
Allah razı olsun
1) Ramazan Kadirov hakkında yeterli bilgimiz yoktur.
2) Suudiler vehhabidir. Vehhabilik ise İngilizlerin kurdurduğu sapkın bir mezheptir.
hocam… şirke girmek, dinden çıkmak, inkâr etmek, küfre girmek.
bunların hepsi temelde aynı mıdır yani
hepsi birbiri yerine kullanılabilir mi?
“küfre girmek” kelimesi kullanıldığında şirke girmek, dinden çıkmak, inkâr etmek
kelimeleri de kastedilmiş olur mu?
tüm bunların hepsini kastedmesi, kapsaması amacıyla “küfre girmek” sadece terimi kullanılabilir mi?
Küfür Allahı peygamberleri inkar etmek demektir. Şirk ise Allaha inandığı halde Allahtan başka ilahlar edinmektir. Her ikisi de kafirdir İman edip tövbe etmezlerse cehennemde sonsuz kalacaklardır.
Küfre girmek ile şirke girmek ayrı manadır ama sonuçları aynıdır. Yani her ikisi de dinden çıkar. Şirke girene küfre girdi demek lisanı hatalı kullanmak olur ama aynı şeydir. Yani her ikisi de kafir olur.
Küfre girmek ile şirke girmek ayrı manadır ama sonuçları aynıdır. Yani her ikisi de dinden çıkar. Şirke girene küfre girdi demek lisanı hatalı kullanmak olur ama aynı şeydir. Yani her ikisi de kafir olur.
Küfür Allahı peygamberleri inkar etmek demektir. Şirk ise Allaha inandığı halde Allahtan başka ilahlar edinmektir. Her ikisi de kafirdir İman edip tövbe etmezlerse cehennemde sonsuz kalacaklardır.
Kıymetli hocam selamun aleyküm. Emekliler için verilen banka promosyonu hakkında sorum olacaktı. Katılım bankasının verdiği promosyon tutarı alınabilir mi acaba? Eğer sakıncası yoksa promosyon bedelini alıp, vereceğim zekatta kullanmak istiyorum.
PROMOSYONLAR HELAL İLE HARAM ARASINDADIR YANİ ŞÜPHELİDİR.
MUHTAÇ OLACAK KADAR YOKSUL DEĞİLSEN AL FAKAT BİR YOKSULA SEVAP BEKLEMEDEN VER.
ALEYKÜMSELAM KARDEŞİM.
PROMOSYONLAR HELAL İLE HARAM ARASINDADIR YANİ ŞÜPHELİDİR.
ŞU DURMDA GİYECEKSİZ, YAKACAKSIZ, EVİNE GÜNLÜK YİYECEK GÖTÜREMEYECEK KADAR MUHTAÇ DEĞİLSEN, AL FAKAT BİR YOKSULA SEVAP BEKLEMEDEN VER.
ben dövme yaptırmak istiyorum ve korkuyorum abdest tutuyor mu
Sahih-i Müslim hadis kitabında İbn-i Mes’ûd’un beyan naklettiği hadisi şerifte Peygamberimiz bildiriyor ki:
– (Dövme yapan ve yaptıran, peruk takan ve taktıranlara lanet olsun) mealindeki hadis-i şerifi rivayet edince, Ümmü Yakub adında yaşlı bir kadın itiraz edip, “Ben Kuran’ın hepsini okudum, ama böyle bir lanet yok” dedi. İbni Mesud hazretleri, “Dikkatli okusaydın mutlaka görürdün” diyerek şu mealdeki âyet-i kerimeyi okudu:
– (Resulullahın size verdiklerini alın, yasakladıklarından sakının!) [Haşr 7]
SORU:
Allahın dövme yatıranı Lanetlenmesine rağmen yine de dövme yaptırmak isteyenin abdesti kabul olur mu?
CEVAP:
Buradaki lanet, İlahi af ve rahmetten feyiz ve nasiplenmeden mahrum kalmak anlamındadır. Dövme yaptıranın kafir olacağı anlamında değildir. Dövme deri altına yapılırsa abdest kabul olur.
Selamünaleyküm. Nadiri tefsiri ehli sünnet ekolünde yazılmış bir tefsir midir? Malumatınız var mıdır?
Aleykümselam Kardeşim.
Nadir tefsiri hakkında yeterli bilgimiz yoktur. Hadisleri inkar etmeyen, hak tasavvufa inanan evliyaları inkar etmeyen dört hak mezhebe uygun tefsirler ehli sünnettir. Değilse uzak olunuz.
hocam nefsi mülhime için esrar(sırlar) makamı diyorlar ve iman hakikatlerinin kalpte inkişaf etmeye başladığı makam diyorlar ve ilhama mazhar olduğundan anlaşılanda bu bahsedilen sırlar ve hakiki iman ilham yolu ile dervişin kalbinde parlıyor, mürşidi olmayan bir kimse eğer mülhimeye geçerse ilham diye vesveseye,zanna vehime kapılmamak için ehli sünnet itikadını ve şeriatı çok iyi bi şekilde öğrenip amel etmesi yeterli mi? mürşit bulması şart mı
Mülhime makamı güvenilir bir makam değildir. Çünkü o makamda emmare-i nefs henüz ıslah olmamıştır. Çok tehlikeli ve sallantılı bir makamdır. İman hakikatleri nefsi mutmeinneden sonra inkişaf eder. Evet o makamda kalbe bazı ilhamlar gelir ama şeytanın vesvesesi ile karışıktır. Şeriati iyi bilmeyen müridin ayağı kayar. Şeriati iyi bilen bir mürid mürşidsiz de ilerleyebilir. Ama böyle çok azdır.
Selamun Aleykum.
Abdullah b. Mes’ud (r.a.) şöyle söylemiştir: Rasûlüllah (s.a.s.) -ki o, doğru söyler ve kendisine doğru bildirilir- bize, (insanın yaratılış evrelerini) şöyle anlattı: “Sizden birinizin yaratılışı** annesinin karnında kırk günde toplanır. Sonra orada bunun gibi ‘alaka’ olur.*** Sonra yine bunun gibi ‘mudğa’ olur. Sonra Allah bir melek gönderir ve kendisine dört şey emredilir: Rızkı, eceli, ameli ve said mi yoksa şaki mi olacağı(nın yazılması)…(62)
İslam Alimlerinin büyük çoğunluğu ruhun üflenmesinin 3. 40 günde yani 120. günde olduğunu söyler ve yukarıdaki hadisi delil gösterir.
Yukarıdaki hadisde zahiren ve onların söylediği nutfe alaka ve mudga aşamalarının 40-40-40 toplam 120 gün olduğudur.
Halbuki bugunki bilimde biz Nutfe(zigotla) Alaka( rahim cidarına yerleşen embriyo ) ve mudga(bir parça et) aşamalarının arasının çok az gün olduğunu biliyoruz mesela zigottan embriyoya dönüşüm 1 hafta gibi bir süre.
Bu ve bu manadaki hadisleri nasıl yorumlama gerekir.
SORU:
Rasûlüllah (s.a.s.) -ki o, doğru söyler ve kendisine doğru bildirilir- bize,
(insanın yaratılış evrelerini) şöyle anlattı: “Sizden birinizin yaratılışı** annesinin karnında kırk günde toplanır. Sonra orada bunun gibi ‘alaka’ olur.*** Sonra yine bunun gibi ‘mudğa’ olur. Sonra Allah bir melek gönderir ve kendisine dört şey emredilir: Rızkı, eceli, ameli ve said mi yoksa şaki mi olacağı(nın yazılması)…(62)
CEAVP:
Evet İslam Alimlerinin hepsi bu hadisi şerife dayanarak ittifakla ruhun üflenmesinin 120. günde olduğunu söyler ve doğrudur.
Siz iddia ediyorsunuz ki “Nutfe(zigotla) Alaka( rahim cidarına yerleşen embriyo ) ve mudga(bir parça et) aşamalarının arasının çok az gün olduğunu biliyoruz mesela zigottan embriyoya dönüşüm 1 hafta gibi bir süre.
Bu bilginiz bilimsel değildir. Nereden öğrendiyseniz bilimle alakası yoktur. Bir hafta da henüz cenin bile oluşmamışken nereden canlanacakmış embriyo? Hem o sizin anladığınız canlılık ruhun canlılığı değil hücresel canlılıktır. İnsan öldükten belli bir süre tırnakları saçları uzar. Çünkü hücresel canlılık henüz ölmemiştir. Sizin anladığınız canlılık bu bitkisel ruhtur.
Hocam bazı ayet ve duaların yazılı olduğu kağıdı su dolu bidona koyup o sudan içmek caiz mi? Cin musallatına karşı öyle bi tedavi uygulayanlar var sanırım
Ayet ve dualar okunur ve Allahtan cin musallatına karşı yardım istenir. Sünnet olan budur.
Selamunaleyküm hocam asrın tok diye biri var kendisini anarko islamcı yani sağ liberteyan şeriatçı islamcı genç diye niteliyor twitter’da attığı twitter ehli sünnete sanki aykırı hatta tüm mehzeplere aykırı gibi geldi çok genç takip ediyor kendisinden haberiniz varmı hocam?
Asrın Tok diye birisini işittim ama neci olduğunu bilmiyoruz. Mezheplere aykırı söz ediyorsa Hadislerin bir kısmını veya tamamını inkar ediyorsa, hak tarikatları inkar ediyorsa o kimse sapıktır ondan uzak olmak lazım.
hocam peygamber efendimiz bir hadisinde (Öyle günahlar vardır ki, onları ancak geçim hususunda çekilen sıkıntılar yok eder.) buyuruyor, hadisi şerifte kastedilen hangi günahlar olduğu hakkında bilginiz varmı?
Hadisin manası gayet açıktır. Müslüman şahıs işsizdir, yada işi vardır geçim sıkıntısı çekiyordur bu gibi kimseler sabrederse bir çok günahları af edileceği müjdelenmiştir hadiste.
Selamun Aleykum.
Bir hadisle alakalı bir fikrimi belirtmek istiyorum bu konuda sizinde yorumunu merak ediyorum.
“”Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.” (Ebu Davud, Melahim, 4).””
Bu Hadisde ilk anlaşılan fetihden kastedilenin müslümanlar tarafından olduğu ama benim aklıma farklı birşey geliyor hocam
Şöyle ki;
Resulullah(sav) sadece İstanbulun fethini içeren sözleri zaten vardır ve Sultan 2. Mehmed buna nail olmuştur.
Acaba diyorum bu hadis şöyle açıklanabilirmi
Melhame-i Kübra(Büyük Etleşme) 1. Dünya savaşıdır
Bu 1914 De meydana gelmiştir hadisdeki gibi 6 Sene sonra
Konstaniyyye Resmi olarak itilaf devtetleri tarafından işgal/feth edilmiştir.
7. Senede (1921) Deccal/Deccaller yani liderler çıkıp 1945e kadar sürecek milyonlarca insanı öldürmüştür yani Melhamel Kübra Büyük etleşme ölümler olmuştur.
Bu hadisi böyle anlamakta bir beis varmı nitekim fetih kelimesi biryeri ele geçirmektir Resulullah burda müslümanlar için kullanmamış olabilirmi nitekim onlarda yani itilaf devletleride 1920 de resmi olarak feth ettiler denilebilir.
Zaten istanbulun müslümanlarca fethiyle alakalı başka bir hadis var dolayısıyla bu hadis benim dediğim şeklinde açıklanabilirmi.
Böyle kabul ettiğimiz takdirde 1921 yani 7. senede çıkan deccal/deccaller kimdir bu merak konusu.
Not:Melhame Kübradaki Melham arapçada lehm etten türemiş bir kelimedie çoğuldur o yüzden büyük etleşme dedim
Aleykümselam.
Melhamei kübra kelime mealiyle anlaşılacak bir ifade değildir. Senin anladığın mana da hiç hiç değildir. O olaylar Hz. Mehdi geldikten sonra vaki olacaktır. Senin anladığın manada İstanbul itilaf devletleri tarafından işgal edildi fethedilmedi.
Size bana göre işgal onlara göre fetihdir.
Nitekim Bugün Yabancı bir belgeselde Sultan 2. Mehmetin Eflak topraklarını fetheden ordusu için eflakın fethi değil işgali diyorlar yani bu feth ve işgal kavramları iki taraflıdır.
Hadis sizin dediğiniz gibi olabilir benim bir itirazim yok sadece yorumumu yapmak istedim
Çünkü Hadisdeki Savaş ve İstanbul işgalı/feth arasında gerçekten 6 yıl var ve 7. yıl yani 1921 itibariylede çok devcal sayılabilie çok insan ortaya çıktı ilerledi ve 1945 e kadar milyonlar öldü.
Bir hadis birkaç olayı aynı anda anlatıyor olamazmı?
Size bana göresi yok bu işin. Tarihçilere göre savaşarak alınan yer fetihtir. İstanbul’a kafirler içerideki hainlerin sevr antlaşmasının gereğini bahane ederek savaşmadan girmişlerdir. Buna fetih demek cahilliktir sadece.
Zevk için tuvaletini tutmak caizmi?
Zevk için çiş tutulur mu? Bunu yapanlar ahmaktır ancak.
Selam Aleykum. Benim bu yakınlarda üniversiteye giriş sınavım olucak. Rica etsem, zihin açıklığı için bu dua yaza bilir misiniz?
Aleykümselam.
Önce hazırlık sonra dua.
“Rabbi yessir ve lâ tuassir Rabbi temmim bilhayr” diye dua.
Aleykümselam.
Önce hazırlık sonra dua.
“Rabbi yessir ve lâ tuassir Rabbi temmim bilhayr” diye dua. Nasibinde varsa bir şeyler sebep olur Nasibinde yoksa Allahtan hakkında hayırlı olanı iste.
Selamunaleyküm hocam 31 yaşında bir erkeğim bipolar hastasıyım askerlik çürük çalışamıyorum iş vermiyorlar bu çürük raporlarından dolayı daha doğrusu girdiğim iş yerlerinde patron sen randuman veremiyorsun boş ver çalışma dediler bende çıktım bu nedenden dolayı ne erkek nede iş yönünden bayan çevrem oldu ve üstüne evlenemedim hayatım boyunca yolları caddeleri sokakları hep yalnız gezdim yalnız yedim içtim devletten allah razı olsun engelli aylığı sayesinde benim asıl demem şu hocam bu benim kaderim olabilirmi lise üni okuyamamak iş hayatımın olmaması evlilik hayatım helal yönden cinsel hayatımın olmaması ayrı malım mülküm çocuklarımın olmaması allahtan gelen imtihan mı bu yaşıma kadar hiç zina yapmadım kızlarla konuşmadım gezmedim tokalaşmadım bilgisayarda namahrem hiç video resim olsun bakmadım ama öyle zoruma gidiyorki bu yalnızlık bu arkadaşızlık bazen intiharı düşündüm vazgeçtim sigaraya verdim erken ölmek için hocam kadınsız yaşamak bazen zor geliyor ağlıyorum annemde ağlıyor bana babam öldü annem ve ben tek kalıyorum sülalemiz teerk etti bizi zaten hocam benim hayatımda neden hiç kadın olmadı helal yönden bunun cevabını arıyorum sadece bilirsem içim rahat edecem inşallah
Aleykümselam Kardeşim. Allahu teala şifa versin. Ümitsiz olma evlilik konusuna da fazla takılma. Nasibinde varsa helalinden iste Allahtan. Nasibinde evlilik yoksa sabret Allah bu üç günlük alemde vermediğinin çok çok daha iyisini ahirette verecektir. Ahiret sonsuz dünya yaşamı çok az.