İslam dergisi web sitesi soru cevap sayfasında fıkıh, itikat, tasavvuf, tefsir, sünnet gibi çeşitli İslami konularda sorularınızı iletebilirsiniz. Dini konulardaki sorular uygun görüldüğü takdirde bu sayfada yayınlanmakta ve cevaplandırılmaktadır.
Aşağıdaki formu kullanarak İslami konularda (fıkıh, itikat, sünnet, tefsir, tasavvuf, ilmihal gibi) sorularınızı gönderebilirsiniz.

Hocam bu yaratmakla alakalı fetvalara baktımda küfür olur diyende var olmaz diyende ama çoğunluk olmaz diyor.
Burda bi hoca Avam fetvaya tabidir. Bu hususta fetvada ittifak yoktur. Ihtilaftan yararlanabilirsiniz.
Gibi bişi dedi burda bu huküm olurmu
Avam ehil olan alimin fetvasına tabidir. Kendisini alim sanan felsefecilerin veya sapık ilahiyatçıların bozuk fetvasına uyan avam, Allah katında sorumludur ve yeri cehennemdir.
Fetva verenler ehli sünnet alimi olmalıdır.
Hocam sanırım bir dilbilimi uzmanı(!) Kurandaki kelimelerin 10da biri yanliş anlaşilmişti veya gerçek anlamda hiçbirşey ifade etmiyordu ancak süryanice bilirseniz bu orani %5e kadar indirebilirsiniz tarzi bişi diyor burda ne kastediyor ve bunun cevabi nedir
O dilbilimci kimse hem kafir hem de ahmaktır. Bir metin başka dillere çevrildiğinde bir çok değişime uğrar. Orjinalini çevirmek asla mümkün değilken Kuran gibi bir ilahi kitap Orjinal Kureyş lehçesi Arapça’dan günümüzde kullanılan Arapça’ya çevrilse yine de bir çok hata oluşur.
Kur’an’da asla boş ve abes bir söz yoktur. O kafir dilci Kur’an’a karşı kör ve sağırdır. Öyle kimseleri dinlemeyin. Aksi halde şeytan imanınızı çalar.
Hocam 2.sorum yine o videoyla alakali müslümanlarin aklini çeliyorlar bilgilendirin diye yazıyorum.
Bir diğer iddia ise Pakistanda bulunan eski perşomenler ve bunlar ile günumüz kuranin arasindaki farkin çok olduğu ayetlerin tahrif olduğunu söylüyor.
https://youtu burdaki videonun ilk 3 4 dakikasini izlerseniz anlarsaniz hocam
Kardeşim söz konusu ettiğiniz videoyu izledim. Yalan ve iftira üzerine kurgulanmış olduğunu gördüm. O video bir kere, bir müslüman tarafından değil taraflı bir kafir tarafından doldurulmuştur. Bu adam aynı zamanda Kuran cahilidir. Zira Kur’an 705 yılında değil 633 yılında toplanıp mushaf-ı şerif haline getirilmiştir. Onun orjinali İstanbul Topkapı Müzesinde Kutsal Emanetlerdedir.
Kuran, Rasulullaha nazil olduğunda Peygamberimiz Vahiy katiplerine onları ayet ayet yazdırıp hafızlara ezberletmiştir. O ayet ve sureler Hz Ebu Bekir döneminde bir araya getirtilip orjinaline bakarak Hz Ali ve Hz Osman tarafından mushaflar halinde çoğaltılmış, 30 bin sahabe de “biz bu ayetleri Rasulullahtan böyle işittik” diyerek onaylanmıştır.
İlk zamanlar harflerin harekesi ve bazı noktalamalar kullanmadığı için Kuranı Arap olmayanlardan başkası doğru okuyamıyordu. Şu anda Yemende 705 yılında yazılıp şimdilerde bulunduğu iddia edilen mushafı o alman müsteşrikin yanlış okuması gibi.. O sebeple Kuran’a noktalar ve harekeler konuldu.
Kuran’ın manası ve lafızları Allah katından inmedir. Orjinal İncil ve Tevrat ise manası itibarı ile Allah kelamı, sözlerin dizimi ise kendilerine inzal olunan peygamberlere aittir. Aynı Hadis kudsi gibidir.
Allahu Teala buyurdu ki(mealen):
(Ey Muhammed! Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen sadece açık bir şekilde tebliğden ibarettir.) Nahl/82
Kafirlerin sözüne bakıp Kuranı değerlendirenler kafir olur. Kafirlerin yeri ise sonsuz cehennemdir. Bize düşen İslamı doğru kaynaklardan ve gerçek İslam alimlerinden öğrenmektir. Allah ve Rasulullah düşmanlardan değil.
Farklilik hareke ve noktalamadan dolayi doğrumu anladim hocam.
Birde buna örnek verebilirmisiniz mesela şu ayet harekeli şöyle harekesiz şöyle bu çakma dilbilimcilerde cahilliğinden anliyamamiş gibi.
Evet . Farklılık hareke ve bazı harflerin noktalarından kaynaklanmaktadır. Ama Araplar hareke ve noktalama olmadan da doğru okuyabilmekteler.
Mesela: Noktalı Ha’ya nokta nokta konduğu zaman “Allah yarattı” okunur, ama nokta koymazsan, “Allah tıraş etti” okunur. Araplar bunun önüne geçmek için söz konusu Ha’ya nokta koyarak diğer Ha’dan ayırmışlardır.
Diğerleri de bunun gibidir.
Anladim hocam sağolun son olarak bir ricam var siz arapça biliyorsunuz https://you burdaki videoda o bulunan kağitlarin bir kısmı videonun başlarında koymuşlar var yani o kağıtlardaki ayetlerde hareke ve noktalama varmi buna bakabilirmisiniz
Onların bir kısmında hareke ve noktalama var Kufi yazı ile yazılanlarda yok.
Bu kadar ilgilendiğiniz için teşekkürler sitenizi beğendim hocam.
Şuanki güncel kuranlarda ordaki kufi yaziyla yazilan kelimelerde olmuyan hareke ve noktalamalar var dimi hocam çünku bu kafirin iddia ettiği Kurana bazi hareke ve noktalar sonradan eklenmiş zaman içinde tahrife uğramiş diyor yani
Rica ederiz. Allah sizi ve bizi daima sırat-ı mustekîm üzre kılsın.
Bilinen en eski Mushaf-ı Şerif Hz Osman’ın yazdığı ve okurken şehid edildiği mushafı şeriftir.
TIKLA:
Kuranı Kerimin harekelenmesi hakkındaki bilgi için linki tıkla:
https://islamdergisi.com/genel/kuran-i-kerim-ne-zaman-ve-nicin-harakelendi/
1.Hocam 18 bin alemden kasıt nedir.
2.sorumda hocam yari insan yari hayvan şeklinde bir canli türü olabilirmi geçmişte bazi uygarliklar böyle varliklari resmetmiş bu dinimize aykirimi sonuçta mesela üstü insan alt tarafı hayvan şeklinde diye haşa hz adem efendimizden gelcek değiller başka bi tür olamazmi
Elde ola verilere göre yarı insan yarı hayvan şeklinde bir canlı yaşamamıştır yeryüzünde. Onlar, geçmişte cin şeytanları insanlara bazen öyle görünüp onları korkutmuşlar ve o insanlarda onların resimlerini yaparak onlara tapmışlardır.
Hz Adem’in dışında başka gerçek ademler yaşamamıştır. Hem yaşa bize ne? Allah onları bizden sormayacak.
Hocam.kadin evlenene kadar yanlış değilsem.babasinin sözünde olmalı ona itaat etmeli.bi yere gidince illa söylemek gerekir mi atiyorum kisi başka şehirde belli bi yasa gelmiş okul okuyor. Babada sıkı değil illa gittığın yeri soyle bana izinsiz gitme diye bisey demiyor. baskı da yok ,rahat yani. Ozaman kadın sınırlar dahilinde rahat davranabilir mi
Kadın evleninceye dek günah olmayan işlerde babasına itaat etmeli, evlendikten sonra ise kocasına itaat etmelidir.
Baba veya koca kadına bazı kırmızı çizgiler çizdikten sonra genel izin vermelidir. Yani, yapmaması gereken veya gitmemesi gereken önemli şeyleri belirttikten sonra yapılacak şeyleri kadının iradesine bırakmalıdır.. Bunun dışında kadın istediği gibi hareket edebilir. Yani, her şeyde izin almak şart değildir.
Hocam örtüye yakışmıyor demekte bi sakıncca var mi.kastedigim ibadet anlamında değil. elbette ibadet olarak guzeldir.ama bir kadın açık süslü daha güzeldir .elbette örtü güzel olmamayı sağlıyor zaten amac kadin güzel olmıycak bu acıdan soylemekte ve bu düşüncede bi sorun var mi
Örtüyü yanlış anlıyoruz. Tesettür kadının fiziksel güzellik ve çirkinliklerini örter manen güzelleştirir.
Tesettürlü bir kadının dikkat çekecek kadar süslenmesi tesettüre yakışmaz elbette. Böyle söylemekte bir beis olmaz.
Selamunaleykum. Ben dershaneye gidiyorum gittikten sonra ogle ezani okunuyor eve varmadan da ikindin ezanı. Ve sadece teneffüslerde ogle namazini kilabiliyorum. 10 dakikam oluyor. Sizce sunnetle beraber hepsini hızlıca mı kılmalıyım yoksa sadece duzgun bicimde farzini mi ??
Aleykümselam Elif hanım.
Öğle namazını dershanede kılabilirsiniz. Eve gittikten sonra ikindi namazını kılmaya süre kalıyor mu?
Yani eve vardıktan sonra henüz güneşin batmasına 15-20 dakika gibi bir süre kalırsa hemen abdest alıp ikindinin farzını kılabilirsiniz.
Hocam ikindi namazini zaten evde kiliyorum ben ogle namazi icin sormustum. 10 dakikam oluyor ogle namazini kilmak icin
Öğle saatinde süre çok kısa ise, işveren de izin vermiyorsa sadece farzı kılarsın.
Selam hocam bu anunnakiler insanların yaratıcısı diyorlar bu doğrumu
Allah’tan başka yaratıcı yoktur. Kim Allah’tan başkasına yaratıcı derse o müşrik bir kafirdir. Anunakiler bir efsanedir, uydurmadır. Yaratıcı olan hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğmamıştır, doğurmaz da. Ölümsüzdür. Annunaki denilen putlar nerede şimdi? Üzerinde yaşadığımız dünyanın en küçük bir dağını bile yerinden oynatmaya güçleri yetmez. Nerede kaldı milyonlarca dağ büyüklüğünde dünyayı 365 gün yörüngesinden hiç saptırmadan döndürme gücüne sahip olsunlar. Üstelik bu 4 buçuk milyar yıldır devam ediyor.
Bunlara ancak sonsuz güce sahip Allah’ın gücü yeter ve üstelik bunlar O’na hiçbir sıkıntı ve ağırlık da veremez. O bir şeye sadece “ol” der o da oluverir.
Selamun aleyküm. Benim sorum uzerime tuvalette sıçrayan sular hakkında olcaktı Taharetlenirken tuvalet taşından sıçrayan suyun hükmü nedir?
Aleykümselam.
Taharetlenirken tuvalet taşından sıçrayan su necistir. Zira o su necaset bulaşığıdır.
Hocam seferilik konusunda çagimiza uygun olan zamani esas alma daha uygun ve mantikli değilmidir efendimiz doneminde 80 km 3 gunde gidiliyorsa şuan 1 saatte gidililiyor
İslam mantık dini değil vahiy dinidir. Allahu Teala gelecekte ulaşımın bu kadar kolay ve hızlı olacağını bilmiyor muydu? Elbette ki biliyordu. Bize düşen Allah ve Rasulüne itaattir.
Tamamda sonucta zamana göre olmali diyen alimlerde var demekki bu kıyasa cevaz var olmasa ben dermiyim hocam
O sizin kast ettiğiniz hocalar Ehli Sünnet değildir. Onlar dinde reformcu (bidatçi), felsefeci sapkınlardır. İstiyorsan onlara tabi olabilirsin. tabi ahirette onun hesabını da verecek olan sensin.
Tabi şunu da unutma. Peygamberimiz “Dinde yenilik(bid’at) yapanlar cehennem köpeklerdir” buyurdu.
Bismillah
Selamunaleykum,
MESELA BİRİSİ ANKARA’DAN İSTANBUL’A 17 GÜN KALMAK İÇİN GELDİ VE İSTANBUL VATANI İKAMET OLDU. BURADAN 150 KM’LİK BAŞKA BİR İLE AYNI GÜN GİDİP GELDİ.İSTANUL’DAKİ VATANI İKAMET DEVAM EDERMİ?
Sorunuzun cevabı linktedir.
TIKLA:
https://islamdergisi.com/fikih/vatani-ikame-nasil-bozulur/
Selamunaleyküm hocam ben liseye giden erkeklere çok kibirliyim onları dini bir şeyle meşgul olduklarını görünce kibirleniyorum yaşım büyük olmasına rağmen yani imrenemiyorum onları hep dünya hevesiyle meşgul olduklarıyla yargılıyorum empati kuramıyorum cevabınız nedir çünkü çok rahatsız ediyor ve nerdese kötü şeyler yaptıracak gibi not inançsız değilim sadece liseli çocukların dini yola gelmesine kibirleniyorum onlardan hakkı duyunca kibirleniyorum gösteriş sayıyorum ben onlara böyle olmasam bile onlar bana kibirli oluyor diyorum yargısız infaz yapıyorum hocam cevabınızda kızsanız bile bu benim için bir ilaçtır yeterki bana bunun hakkında bilgi verin frenleyemiyorum camiye gelmelerine bile dayanamıyorum siz ne düşünüyorsunuz?
Aleykümselam.
İnsanların bir kısmının dindar olmasından rahatsızlık duymak çok kötü bir duygudur. Eğer o duygular desteklenirse kişi sonsuz cehenneme gider. Allah ve melekleri o kimseye lanet eder.
O tür duygudan rahatsız olmanız ise sizi için iyi bir gelişmedir. Zira o duygu şeytan ve nefsinin işbirliği ile kalbine yılan gibi çökmekte seni sonsuz felakete çekmek istemekteler. Bu duyguya karşı Allaha sığın ve o pis duygulardan kurtulmak için Allaha çok yalvar.
http://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4032
Hocam bu linkteki hadisleri ve yazilari okuyup sizin bu konudaki yorumunuzuda eklermisiniz
Bu liknteki bilgiler doğrudur.
Yani muzik hakkindaki hukum nedir
O linkte yazıldır hükmü.
Hocam içinde günah haram bulunmayan şarkı varsa hükmü nedir
Birde efendimizle alakali bazi rivayetler var bu birşey çalininca birşey demiyor tam hatirlamiyorum xxxxxxxxxxxxxxxxxx gormustum onlarda günah haram içermeyen şarkilar günah değil diyor burdaki farklilik ne ben anlamadim
O linkteki yazıda her şey açıklanmıştır. Oraya bakınız anlamaya çalışınız.
Hz. Âişe (ra) Medineli bir yakınını evlendiriyor. Düğün yerine gelen Peygamber Efendimiz (asm):
“Kızı gelin ettiniz mi?” diye sorar.
“Evet.” derler. Peygamber Efendimiz (asm):
“Kızla birlikte türkü söyleyecek birini de gönderdiniz mi?” buyurur.
Hz. Âişe (ra):
“Hayır.” deyince, Peygamber Efendimiz (asm):
“Ensâr arasında bu çeşit fırsatlarda eğlence geleneği vardır. Keşke kızla birlikte şarkı söyleyecek birisini gönderseydiniz de onlar şöyle söyleyiverseydi:
“Size geldik, size geldik. / Bize şenlik, size şenlik.”9
Anlaşıldı, siz okuduğunuzu anlayamıyorsunuz. Savaşta askerleri cesaretlendirmek için çalınan müzik mübahtır. Düğünlerde def veya davul ile nikahı ilan etmek caizdir. Bunların dışında ulemaya göre güftesi gayri islami ve gayri ahlakı sözler içermese de müzikli şarkılar türküler caiz değil mekruhtur.. Güftesi gayri islami olan müziği isteyerek dinlemek küfürdür. Güftesi gayri ahlakı sözler içeren şarkı türküyü dinlemek ise haramdır.
Bize falan filan siteyi de yazma.
Sorunuzun ve cevabıızın gözükmesini istemiyorsanız facebook sayfamıza mesaj yazınız oradan cevap verelim.
İslam Dergisi facebook sayfamızın linki:
https://www.facebook.com/islamdergisi/
“Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.” (Nahl, 16/15)
“Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”(Enbiya, 21/31).
“O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, ağır baskılar, yani ulu dağlar koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.”(Lokman, 31/10).
Hocam dağlarin olduğu yerde zelzele(deprem) olur diyerek bunla.alakali ekrana fotoğraflar koyup kurani yalanladigini kanitliyor(!) Bir çakma bilim(!) Adami.
Bu konuyu degerlendirirmisiniz
“Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.” (Nahl, 16/15)
“Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”(Enbiya, 21/31).
“O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, ağır baskılar, yani ulu dağlar koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.”(Lokman, 31/10).
Bu ayette geçen yerin sarsmaması hususu, Allahu Tealanın eğer dağları yaratmayıp her yeri dümdüz yaratsaydı, dünyanın her tarafı apartman derinliğinde su içinde olurdu.
Yalnızca denizlerin yeri çukur olsaydı kıtalar su düzeyinden bir az yüksek olsaydı, değişen ısı sebebiyle dünya üzerinde korkunç rüzgarlar olur, her yer sarsılır o rüzgarların karşısında hiçbir ağaç ev insan ve sair canlı barınamazdı.
Ayrıca dağlar olmasaydı ısı, rüzgar sebebiyle yok olur yağmur bulutları olmaz bulutlar hızla geçip giderdi.
En önemlisi de dağların yer üstündeki çıkıntıları kadar yerin derinliklerinde de kazık gibi girintileri vardır ki işte o girintiler yeryüzünün her an beşik gibi sallanmasına engel olmaktadır. İşte buna dair ayetler (mealen):
Nebe/6 – Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
Nebe/7 – Dağları da birer kazık kılmadık mı?
O kafir Kuranı eleştirmek yerine araştırsa idi müslüman olurdu. Sırf bu ayet dahi açık bir mucize. 1400 yıl önce teknolojinin olmadığı bir çağda bir insan, Allah bildirmeseydi dağların binlerce km yerin derinliğine indiğini nereden bilebilirdi?
O kafir ayeti yanlış anlamış meseleyi yalnızca deprem sanmıştır. Ayrıca dağlar, şu durumda dünyada olan depremlerin çok daha büyüğünün olmasına engeldir.
Dikkat edilirse ayette hiç deprem olmayacak denilmiyor, sizi sarsmaması için denilirken genel olarak sarsılmamak manası çıkıyor.. Eğer dağlar olmasaydı hiç durmayan genel sarsıntılar olacaktı.
PEKİ NEDİR İZOSTATİK DENGE?
Yer kabuğu tek bir parçadan oluşmamaktadır, çeşitli parçalara ayrılmıştır. Bu parçaların her birine tektonik plaka (levha) adı verilir. Bu parçaların bileşimleri, yoğunlukları, derinlikleri ve kalınlıkları birbirinden farklı özellikler gösterirler. Kalınlıkları, bileşimleri ve yoğunlukları farklı olan bu çok çeşitli bloklar, yerin derinliklerinde bir denge halinde bulunmaktadır. Bunun için yerin hafif maddelerden oluşan kısımlar direk gibi yükselir, yani dağları oluşturur, böylece bu bölgelerin yoğunlaşır ve diğer bölgelerle eşit yerçekimi alanı ve basınç oluşturur. Bir diğer ifadeyle, bu blokların manto içinde uygulamış oldukları basınç belli bir derinlikte dengelenmekte veya eşitlenmektedir. İşte bu dengeye İzostatik denge adı verilir (Arslan, 2016) aşağıdaki şekilde izostasi etkisi ile dağların bazı bölgelerde oluşumu ve bunların yer altındaki kökleri sayesinde oluşturdukları eşit ağırlık ile manto sıvısı üstünde dengede yüzdüğü görülmektedir..
İzostasik dengeye göre, yer kabuğunun her yerinde eşit madde yoğunluğu ve eşit yer çekimi oluşması gerekir. Dağların oluşması için değişik mekanizmalar var olmasına rağmen, yeryüzünde bulunan dağların birçoğu bu mekanizma ile oluşur.
George Everest’in Hindistan’daki öncü jeodezik çalışmaları, izostasi ilkesinin keşfine yol açmıştır. Airy [1855] ve sonra Pratt [1855] Everest’in kuzey Hindistan’daki Himalaya dağlarının derinlerde nasıl desteklendiği sorusunu ele almak için dikey verileri kullandı. Airy’nin Himalaya’nın derin bir yer kabuğu “kökü” tarafından desteklendiğine dair hipotezini savunan Fisher [1881], Dünya’nın kabuğunun hidrostatik bir dengede olduğu ve akışkan alt tabakada, deniz suyundaki bir buzdağı gibi yüzdüğü sonucuna vardı. Aşağıdaki şekilde yer kabuğunun İzostatik dengeye gelmek için oluşturduğu girinti ve çıkıntılar görülebiliyor (Watts, 2011).
Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır. Peki izostatik denge ile dağlar ve yer kabuğunda ki kökleri oluşmasa idi ne olurdu. Yerin hafif, ve daha az yoğun kısımlarında bükülmeler, kırılmalar ve faylar meydana gelirdi (Meinesz, 1931). Yerkabuğunun zayıf noktalarının dağlar ile kalınlaşarak dengelenmesi sayesinde tektonik plakalar üzerine binen stres dengelemektedir, yer kabuğunun zayıf kaldığı durumlarda ise bu durumda fay hatları ve depremler olmaktadır (Watts, 2011). Ayrıca eğer yer kabuğunun manto tabakasının üzerine uyguladığı basınç belirli bir seviyeden itibaren eşitlenmemiş olsaydı, tektonik plakalar, hafif ve ağır uçlarından dolayı mevcut durumdan daha fazla dalgalanmalar yaşayacak, dengede yüzemeyecekti. Böylece deprem ve sarsıntılar çok daha artacaktı (Eakin, 2018).
Jeolojistler yeryüzünün yerçekimi haritasını çıkararak kabuk kalınlıklarını hesaplarlar (Mishra, 2011). Yeryüzünde bazı noktalarda yerçekimi kuvveti çevresiyle dengede değildir. Böyle ortamlarda değişim daha hızlı devam etmektedir. Yani yeni dağ oluşumları oluşmaya devam eder. İzostatik dengenin sağlanmadığı yani yerçekimi dengesizliğinin olduğu böyle yerlerde depremler daha fazla yaşanır (Tsubol, 1940).
Buzulların toprağı aşındırması, yeni volkanların oluşumu, dağların eskiyip ufalanması gibi yeryüzüne etki eden iç ve dış kuvvetlerle yeryüzü yapısı sürekli değişir, buna uygun olarak izostatik dengeyi sağlamak üzere yeni dağlar oluşturacak şekilde yeryüzü yeniden düzenlenir. Bu dağların oluşumu milyonlarca yıl süren bir süreçtir.
İzostatik dengenin sağlanması depremleri azalttığı gibi, volkanik dağ oluşum mekanizmaları da yer sarsıntılarının azaltılmasında ve absorbe edilmesin de etkilidir. Volkanik dağlar, yer altında sıkışan ve yer kabuğuna basınç uygulayan magmanın dışarı çıkmasını sağlayarak basıncı hafifletir. Yani bir sübap görevi görür ve sarsıntıları azaltır (Segall, 2010; Hill, 2002).
Ayrıca aynı kutup denizlerindeki buz dağlarında olduğu gibi, karadaki dağlarında görünen kısmının 9-10 katı uzunluğunda kökleri vardır ve bu köklerle ayette belirtildiği gibi toprak içerisine çakılmış birer kazık gibi dururlar. Daha önce verilen şekillerde bu durum görünmektedir.
ATEİST MANTIĞI İLE DAĞLAR
Görüldüğü gibi dağlar yeryüzünde büyük bir denge unsuru olarak görev yapmakta ve sasıntıları azaltmaktadırlar. Yerçekimi dengesizliği olan bölgelerde daha fazla bulunurlar, böylece oralarda meydana gelebilecek büyük sarsıntılar dengelenmiş olur. Bu gerçeklere rağmen dağların bu görevini sırf Kuran’da geçiyor diye kabul etmek istemeyip lafebeliği yaparak saptırmak isteyen bazı ateistler bu konuda bilime ve mantığa ters şu şekilde bir yorum yaparak gerçeği gizlemeye çalışırlar. Derler ki;
-Eğer dağların sarsıntı önleyici rolleri olsaydı, neden Japonya gibi dağlık bölgelerde depremler çok oluyor da, Arabistan gibi düz bölgelerde depremler daha az görülüyor.
Bunun sebebini bu yazımızı okuyanlar kolayca verecektir. Çünkü dağlar izostatik dengeyi sağlamak için depremlerin olduğu bölgelerde daha fazla yükselir ve görevleri denge sağlayıp depremi azaltmaktır. Bu yüzden Japonya gibi yer kabuğunun dengede olmayıp çok sayıda fay kırığı oluşturduğu bölgelerde daha fazla yükselirler, buna karşın yer kabuğunun daha fazla dengede olduğu ve depremlerin daha az görüldüğü bölgelerde daha az yükselirler.
Aslında kurdukları mantık şuna benzer; “İstanbul’da her yerden daha fazla güvenlik güçleri olmasına rağmen en yüksek suç oranları da yine buradadır. Bu demektir ki güvenlik güçlerinin suç önleme ile bir alakası yok.” Kuran’ın ayetini geçersiz kılmak için akıl ve bilimden böyle uzaklaşırlar işte. Bunu, bilimle alakası olmayan ateistler böyle savunduğu zaman çok fazla garipsemezsin, kendi inanışlarını savunmadaki taassubuna verirsin ama bir jeoloji profesörü de yukarıda anlatılan gerçekleri anlatmayıp durumu diğerleri gibi akıl oyunlarıyla perdelemeye çalışırsa bunu garip bulurum. Çünkü o zaman iki durumdan birine karar verilir;
Ya bu profesör, gösterildiği kadar bilgili değildir, o profesörlük unvanını hak etmiyor, ya da ateistlikten gelen taassuplarını bilime karıştırıp onu kirletiyor. Bilimin işine gelmeyen yerlerini çıkarıp veya yanlış yorumlayarak unvanını ve bilimsel kimliğini kötüye kullanıyor.
İnançsızların ikinci olarak öne sürdükleri nokta ise dağların yeryüzünün direkleri olmaları ve sarsılmayı önlemelerinin Kuran’dan daha önce Tevrat’ta, Çin kaynaklarında ve başka kaynaklarda da geçmesidir. Evet, geçebilir, hatta geçmelidir. Çünkü Allah birdir ve bu tür nimetlerini daha önceden değişik toplumlara peygamberler aracılığı ile bildirmesi ve öğretmesi beklenen bir durumdur. Kuran’da Allah’ın bunları ilk defa insanlara açıkladığı diye bir şey yazmaz. Kuran açısından önemli olan, evren hakkında verdiği bilgilerin hiçbirinin bilimle herhangi bir çelişkiye düşmemesi ve anahtarın kilide uyduğu gibi her seferinde uymasıdır. Ateistlerin buradaki duruma benzer olarak konuyu yanıltmacalarla sanki Kuran’da bilimsel çelişki varmış gibi göstermeye çalıştıkları ayetleri sitemizde (ateizmdenkurtul.wordpress. com) detaylı ve bilimsel kanıtlarıyla açıkladık. Öyleyse 1400 sene önce yazılmış ve evrenin birçok olayından haber veren bir kitabın içinde çelişki bulunmaması elbette ki Kuran’ın erişilemez bir mucize olduğunu gösterir. Ateistlerin çelişki çıkaracağım derken Kuran’ın manasını ve bilimi nasıl tahrif ettiklerini anlamak isteyenleri sitemizdeki yazıları okumaya davet ediyoruz.
KAYNAKLAR
Arslan, S. (2016). Türkiye Jeofizik Rejyonal Gravite Haritaları Ve Genel Değerlendirilmesi. Bulletin Of The Mineral Research and Exploration, (153), 203-222.
Daha geniş bilgi için linki tıkla:
https://ateizmdenkurtul.wordpress.com/2018/05/19/35-daglar-yeryuzunu-sarsilmaktan-mi-koruyor/
Selamun Aleyküm.
Soruma cevap gelmemesinin nedeni nedir yanlış yere yazdıysam yazmam gereken yeri link atarmisiniz.
Ben sitenizi yeni buldum ehli sünnetmi değilmi diye yazıları okurken aşağıda bir soru cevap kısmında birşey gördüm ve şunu sordum
Sorum şöyleydi;
Hocam Aşağıda “Fffd” kullanıcı adlı kişiyle soru-cevap yapmışsınız.
Konu bilişim dünyasindaki yarat kelimesi.
Sizde burda zaruretten bahsetmişsiniz ben demek istediğinizi anladim.
Benim merak ettiğim hocam bu youtube ve whatsapp zaruri onları düşündüm gerçekten öyle .
Ama bu facebookda zaruri olan ne var hocam indirebilirmiyiz? eğer tabi o da öyle bir yazılımla yazılmışsa
Burada herkesin her sorusuna cevap yazmak gibi bir mecburiyetimiz yoktur.
“Fffd” kullanıcı adlı kişiye gereken cevabı yazdım siz de oraya bakınız sorunuzun cevabı oradadır.
Bizim sitemizin ehli sünnet olduğunu onca yazımızdan anlayamadıysanız bundan böylede hiç anlayamazsınız. Zira Ehli Süneti ancak Ehli Sünnet yolunda olanlar anlar ve bilir.
“Fffd” kullanıcı adlı kişiye gereken cevabı yazdık. O kadar merak ediyorsanız aşağıdaki linkimizi okuyunuz o mevzuda başkada soru sormayınız:
https://islamdergisi.com/genel/yaratmak-allaha-mahsustur/
Selamunaleyküm hocam
hocam ben günlük protein ihtiyacımı aldığım besinlerden yeteri kadar alamıyorum.Bunun için protein tozunu takviye gıda olarak almamda sakınca varmıdır?
Ayrıca belirtmak isterim ayağım düztaban;yaptığım iş gereğiyle durmadan ayakta kalmak zorundayım.Bunun için kas ve eklemlerini kuvvetlendirmek için suplement(takviye gıda) kullanabilirmiyim?
ALLAH razı olsun hocam
Aleykümselam.
Alkol, besmelesiz kesilen hayvan eti, mundar hayvan eti ve domuz eti içermeyen her türlü gıdayı doğrudan veya tablet şeklinde alabilirsin.
Selamun Aleyküm.
Abdulkadir geylani(gavs) kimdir.
2.side bir kitabda bu kişiye ait bir keramet anlatiliyorda bunu size sormak istedim.
Yazılana göre Gavs Hz. hastaymiş idrarini yapip doktordan tahlil beklemiş doktor yahudiymiş idrari görünce Bu kişide hastalik göremıyorum ilahi şevk görüyorum diyerek müslüman olmuş yahudilerde merak edip gelmiş sormuş idrara bakan onda birşeyler görüp meleki ruhani tarzı bişiler yaziyordu işte neyse görüp müslüman olmuşlar bu idrar gül kokuyor diyenler olmuş vs.
Neyse hocam bunu değerlendirirmisiniz Allah bir evliyaya kerametiyle insanlari hidayete erdirecekee bu gibi konu üzerinden erdirirmi bu hikaye uydurmamidir
Aleykümselam.
O anlatılanlar yanlış anlatılmıştır. Doğrusu için
Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri hakkında geniş bilgi linkini tıklayınız:
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1828
Bismillah
Selamunaleykum,
Mesela birisi vefat etti ve vefat etmeden önce kendisine ait olan kitaplarını bir kişiye verilmesini vasiyet etti. Bu kitapları vasiyet edilene değil de çocukları alalbilir mi?
Aleykümselam.
Vasiyetin yerine getirilmesi gerekir.
Hocam misal vererek konuşuyorum.
Birisi birşeyin dini hükmünü dini konularda bilgili olduğunu düşündüğü arkadaşina sordu bu şey haram ama arkadaşi dediki ben hocaya sordum helal dedi haram olduğunu bile bile
O adamda bu işi helal bilip saydiğindan küfre düşüyor hatta belkide kafir olarak ölüyor.
Ama buna helal diyen arkadaşi ise hayati boyunca bunun pişmanliğini yaşiyor Allahim sen affeyle diyor ama o konuya dönüp o kişiyle konuşmuyor sosyal medyadada kendisini siliyor bu şey sürekli aklına gelmesin sinirlenmesin diye çünkü sinirleniyor kendisine neden nasil böyle bişi yaptim ben diye.
Şimdi bu kişi bu yanlışı düzeltmiyor sonuç olarak ahiretteki vebali nedir.
Bi laf vardirya alim yanliş fetva verdiyse tövbe etmesi yetmez düzeltmeside lazım diye bu konuyu değerlendirirken aklinizda bulunsun diye dedim akliniza gelmesse yani.
Tövbe etti ise tamamdır. Allah tövbeleri kabul edicidir.
Hocam ben ona bilerek yanliş fetva verenden bahsettim doğru anladiniz dimi.
2.side Insanin işledigi günah aklina geldiğinde büyük üzüntü duymasida bir tövbemidir
Yanlış fetva veren günaha girer. Ona uyan da günah işler. Tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder.
İnsan işlediği günahlar aklına geldiğinde sadece üzülmesi tövbe olmaz. Ayrıca o günahı bir daha işlememek için Allaha söz vermesi lazım.
Hocam ben belki yazım yanlışından dolayı size anlatamadim kısa yazayım ozaman.
Şimdi birisi birine bilerek yanlış fetva veriyor hocadan böyle duydum diye misal harama helal diyor .O dediği kişide buna uyuyor belki bu yüzden küfür üzere ölüyor.
Buna o bilerek yanliş fetva verende Ömrü boyu pişmanlik yaşiyor Allaha tovbede ediyor ama o kişiye bu durumu düzeltmiyor söylemıyor görüşmüyor artik uraşmak istemiyor nefsi böyle şeylerle .
Şimdi bu kişi yani bilerek yanliş fetva veren karşidaki kişiyi küfür üzere ölmesine sebeo olmussa bu adamın vebali nedir Vebal üzeremi ölür küfür üzeremi.
Birde biryerde görmüştüm birisi birine yanliş fetva verse tövbe etmesi yetmez düzeltmesi lazim diye.
Bir kimsenin küfre girmesi için fetva veren kafirdir. Onun fetvasına da sözüne itibar edilmez. Yanlış fetva alan kişi başka alimlere de sorması gerekirdi. Peygamberimiz “müftü yanlış fetva verirse bir de kalbine sor” buyurmuştur. Sormamışsa o da küfre razı olmuştur. Artık küfür üzere mi öldü iman üzere mi onu bilemeyiz. Belki başkasına da sormuş kendini düzeltmiştir.
Ama bir insanın küfrüne sebep olan kişi tövbe etmekle kurtulamaz. Onun kefareti vardır.
Anladim hocam, peki kefareti nedir?
Neyin kefareti?
Tövbe etmekle kurtulamaz kefareti vardir yazmişsiniz
Hatırladım lakin o yazıyı tekrar gönderiniz.
Hocam arapçaniz varsa biş sormak isterim.
“ve ennellahe allamu’l-ğuyûb” ne demektir arapçada tam metin soylermisiniz.
2.sorumda
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da, fısıltılarını da bilir. Ve şüphesiz Allah, gaybları (gizlilikleri) çok iyi bilendir”
Bu ayette aklıma cümlenin gidişatina uygun Şüphesiz Allah diye başlamaliydi diye geliyor hep burda Ve kullanilmasinin sebebi ne olabilir meal yanlişligimi var orda
Arabçamız vardır elhamdülillah.
1, 2) “Elem ya’lemû ennAllahe ya’lemü sirrahüm ve necvâhüm ve ennAllahe allâmül ğuyûb”
(Bilmiyorlar mı, Allah onların sırlarını da fısıltılarını da bilir ve Allah gaybı en iyi bilendir.) (Tevbe/78)
Ayet, “elem ya’lemû” diye başlar. Yani “onlar bilmiyorlar mı?”
Bu veya diğerleri Kuran’ın hitap uslubüdür.
Hocam ;
“Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.”(Ebu Davud, Melahim, 18).
“Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra bütün bu işler, sizin hesabınıza göre bin yıl tutan bir günde O’na yükselir.”(Secde, 32/5)
mealindeki ayetin işaretiyle, bin sene hâkimâne ve mükemmel yaşayacak. Eğer istikamette gitmezse, ona yarım gün var. Yani, ancak beş yüz sene kadar hâkimiyeti ve galibiyeti muhafaza eder.
Bu hadis-i şerifi Said Nursi şöyle yorumlamış,
“Allahu a’lem, bu hadis rivâyeti kıyametten haber vermeye yönelik değil, belki İslâmiyetin tarih içerisinde galibâne hâkimiyetinden ve hilâfetin saltanatından bahseder ki, bu öngörü, hakikatin ta kendisi ve bir gaybî mucize olarak aynen çıkmıştır. Çünkü Abbâsi devletinin yöneticileri, son zamanlarda istikameti kaybettiği için, ancak beş yüz sene kadar yaşamış. Fakat ümmetin heyet-i mecmuası ise, istikameti kaybetmediğinden, Osmanlı Devleti imdada gelip bin üç yüz sene kadar hâkimiyeti devam ettirmiş. Sonra Osmanlı yöneticileri de istikameti muhafaza edemediğinden, o da ancak (hilafetle) beş yüz sene yaşayabilmiş. Daha sonra Osmanlı Devleti de kendi vefatıyla bu hadîsin bir mucize olarak verdiği gaybî haberini, tasdik etmiştir.” (Nursi, Şualar, s. 589-590).
Burdaki yazıda hakimiyet 1300 sene kadar devam etti deniyor yukardaki hadisde ve ayetin işaretiyle istikamette gidildiğinde kaç bin yil hakimiyete işaret edilmiş
“Ümmetim istikametle gitse, ona bir gün var.”(Ebu Davud, Melahim, 18).
Bu hadis-i şerifte zikredilen bir gün bin yıldır. Lakin bu hangi tarihten sonra olacak, orası kesin belli değil. Onun için doğrusunu “Allah bilir” deyip istikametimize bakmalıyız.
Hocam
“Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara ögüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün.”
Bu ayeti görünce insanin aklina Allah kadıni dövünmü der diye geliyor direk, tabi biz müslümanlar olarak Kurani Allah kelami bildiğimiz için bu tarz şeylere aldiriş etmememiz lazim.
Ama bununda açiklamasi olur diye tahmin ediyorum hocam Hadislerde efendimizin kadin dövmeyle alakali tavri ve bu ayetleri birleştirrirsek nasil hükme varariz
Birde kadin şuan 1400 yil öncesine göre çok yüceldi feministlik vs. bu tarz şeyler bazilarina insanlik dişi gelir hatta sirf bu yüzden müslümanliktan çikan ve müslüman olmuyan vardir.
Yani demem oki hocam Allah bu hükmü Kurana koymasi bir imtihandir denilebilirmi
Şöyleki Yani Allah mucizesini Kuranda zaten göstermiş delillerle sabit islam hak din Kuran Allah kelami ama bu ifadeylede mesela o dönem bu dövün ifadesi ayıplanmasada şuan ayıplanıyor imtihan için yaratti bu devir için hükmü koyarken bi sebebide buydu denilenilirmi
Kur’an-ı Kerimi kendi sığ aklına göre inceleyip anlayamayıp küfre dönenlere yazıklar olsun. Onlara ahirette sonsuz azab vardır. Kur’an’ı müçtehid alimlerinin içtihadlarına göre anlamaya çalışmazsak sapıtırız.
Bu konu ile alakalı geniş bilgi için linkimizi tıklayınız:
https://islamdergisi.com/genel/kuran-kadinlari-dovun-mu-diyor/
Hocam hacerulesved taşinin üstündeki beyaz şey nedir ne zaman yapılmiştir.
Bazi kafirler Arap muşrikler bunu haşa tanrı vajinasi sanardı ona mesela kadınlar adet kanlarini sürerdi diyip birde hindouzmda haşa tanrı vajinasi sembolu var hacerulesvedin üzerindeki beyaz şeyle bunu karşilaştiriyorlar aynisi/benzeri diyorlar
Rasulullahın bildirdiğine göre Hacerül-esved cennetten indirilmiş bir taştır. İndiğinde bembeyaz imiş. İnsanların kirinden günahından dolayı siyahlaşmıştır. Üzerinde kalan o beyazlıkta o zamandan kalmadır. Diğer menfi sözler mesnetsiz ve ehli kitabın ve münafıkların uydurmasıdır.
Selamun Aleyküm.
Bu edip yüksel kafirinin Kuranda 19culuk dediği ve iddia eddiği şey nedir hocam.
2.side Kuran tabiki mucizevi bir kitap bu 19la ilgilide tevafuklar bulunmakta mesela
bütün Kur’an’da yalnız iki surenin başında şifreli “Kaf” harfi bulunmaktadır. Bu harf aynı zamanda Kur’an kelimesinin ilk harfidir. Bu surelerden biri Şura suresi, diğeri ise Kaf suresidir. Bu her iki surede de 57’şer kaf bulunmaktadır. 57+57 = 114’tür. Kur’an surelerinin sayısı da 114’tür. Ve bu iki surede yer alan 114. kaf harfi, Kur’an kelimesinin başında yer almaktadır.
Bu Gibi tevafuklari nasil anlamaliyiz illa sayılardan anlam çikarmak lazimmi
Edip Yüksel Reşat halife’yi peygamber kabul ettiği için kafirdir.
Sırf 19 sayısı ile Kur’an’ın İlahi kelam olduğunu isbat etmeye kalkmak cahilliktir. Kur’an başlı başına mucize bir İlahi kitaptır.
Hocam reenkaenasyonla alakali bilgi verirmisiniz.
Burda zihnin yanilmasida devreye giriyor ama
Yanilmiyorsam bazi kişiler televizyonlarda şu kişi şurda oturuyordu bu burda oturuyordu şu burda çalişirdi diyerekten yani eskiden farkli insanin bedeninde olduğunu şimdi farkli insanin bedeninde olduğunu iddia ediyor.
Burda devreye cinmi giriyor hocam buna bazi bilgiler veriyor buda söylüyor
Reenkarnasyonu kabul etmek, İslamı inkar etmektir. Geniş bilgi için linki tıklayınız.
https://islamdergisi.com/genel/reenkarnasyon-nedir/
Okudum ozaman benim dediğim devreye giriyor.hocam.
Yani geçmiş yaşantisina ait(!) Verdiği bilgiler doğruysa cinler şeytanlar buna o bilgiyi veriyor buda öyle saniyor doğrumu.
Evet düşündüğünüz gibidir. Cin şeytanları reenkanasyoncuların zihnine girip hafızaları ile oynuyorlar. Geçmişte yaşadıklarını sanarak saçmalıyorlar.
Aynen hocam bende televizyonda görmüştüm yanılmiyorsam evleri gösteriyordu bir 50 yaslarinda türk adam diyordu burda oturuyor şurda oturuyor vs.
Bu konuyla alakali son sorum var.
Dünyanin en ün isim yapmiş kahin adı verilen kişisinin bile dediklerinin çıkma orani %7.
efendimizde bir hadisinde buna işaret ederek onlara 1 bilgi verilir 40 karıştirirlar demiş.
Dememoki Bu reenkarnasyoncu dayımıza şeytan buna bilgiler veriyor ama bu onu hissetmiyormu yani direk aklına sokuyor o farketmiyor oyle saniyor böylemi hocam?
2.side Bu dayı mesela 10 tane bilgi veriyor 10uda doğru böyle bişi olabilirmi yukarda örnek verdim ya size %7 diye onu kastediyorum.
Evet Peygamaberimiz şeytanların meleklerden duydukları bazı bilgilere bir çok yalan katarak kahinlere ulaştırırlar. Kahinlerin bilgileri, biraz tahmin, biraz yalan, birazda meleklerden alınan bazı bilgilere dayanır.
Kahinlerin söyledikleri hiçbir zaman % 100 doğru çıkmamıştır.
Bekir hocam biraz uzadi hakkinizi helal edin lütfen . Ama bu konuyu tam bilmek için detaylaea giriyorum.
bu dayı mesela 15 tane bilgi veriyor 15 ide doğru çıkiyor misal yani öylemi bilmiyorum ama öyleysede boyle istisnaları Allah bizi imtiha için yarattı bu reenkarnasyon konusu için denilebilirmi .
Birde bişi daha sordum atlamıssiniz hocam.
Demiştimki bu dayıya şeytan kafasina girio bilgileri veriyor ama bu şeytani hissetmiyor sadece bu bilgi onda varmıs gibi hissedip söylüyor ben eskiden yasadim saniyor doğrumu
Kahinlerin geçmişe dair verdikleri haberin % 100’e yakını doğru çıkabilir.
Kahin, ilgili haberleri çok uzun ömürlü olan cinlere sorar. Onlarda yüz yıllar önce yaşamış ve ölmüş kişinin cinnine sorarlar. O cin de o olaya tanıklık yapmışsa kahinin cinnine olayı anlatır. İnsanlar da sanır ki kahinin gaybten verdiğini ve haberlerin hepsinin doğru çıktığına inanırlar. Oysaki geçmişten haber vermek gayb değildir. Gayb gelecekten haber vermektir. Hiçbir kahinin gelecekten vereceği haber doğru çıkmaz. Sadece çok azı doğru çıkar.
O da şeytanların melekleri dinlerken kaptıkları bilgi kırıntılarıdır.
Geniş bilgi için linki tıkla:
https://islamdergisi.com/genel/kahinlerin-cin-seytanlarindan-haber-almalari/
Hah işte şimdi soruma cevap buldum.
Gelecek ile ilgililer %100 olamaz ama geçmişle ilgili o dayı herşeyi biliyorsa sizin dediğiniz devreye giriyor ve geçmişle alakali %100 olabilir.
Tamam anlaşıldı mesele.
Bismillah
Selamunaleykum,
1-“Ne zaman bir vaiz küfür söylese, cemaatte bulunan
kimseler sükût etseler ve vaiz küfrü söyledikten sonra onun
yanında otursaiar kâfir olurlar (Muhit). ” Burada cemaatte bulunan kimseler neden küfre giriyorlar acaba ? burayı anlamadım , aydınlatırsanız hocam.
2-Bir kadın (karı) kocasına, sen Mecusi gibi her
şeye kusur (bahane) buluyorsun demiş olsa; kocası da
cevaben bugüne dek Mecusilerle oturdum kalktım dese
ikisi de kâfir olurlar.
Q lb. Bir adam karısına, sen mecusi gibi her şeye
kusur (bahane) buluyorsun demiş bulunsa; karısı da
cevaben bugüne kadar mecusilerle oturdum kalktım, dese
yalnız kadın kâfir olur» diyor.Burada da iki farklı hüküm var.Birincisi bundan dolayı küfre girmelerine sebep nedir acaba, ikincisi ikinci şıkta sadece biri küfre giriyor.sebep ne olabilir acaba?
Aleykümselam.
SORU 1: “Ne zaman bir vaiz küfür söylese, cemaatte bulunan
kimseler sükût etseler ve vaiz küfrü söyledikten sonra onun
yanında otursaiar kâfir olurlar (Muhit). ” Burada cemaatte bulunan kimseler neden küfre giriyorlar acaba ? burayı anlamadım , aydınlatırsanız hocam.
CEVAP:
Vaaz sohbet ederken dinden çıkaracak bir söz söyleyip de cemaat suskun kalırsa vaizin küfrüne rıza göstermiş sayılırlar. Oysaki küfre rıza küfürdür.
SORU 2-
A)Bir kadın (karı) kocasına, sen Mecusi gibi her
şeye kusur (bahane) buluyorsun demiş olsa; kocası da
cevaben bugüne dek Mecusilerle oturdum kalktım dese
ikisi de kâfir olurlar.
B) Bir adam karısına, sen mecusi gibi her şeye
kusur (bahane) buluyorsun demiş bulunsa; karısı da
cevaben bugüne kadar mecusilerle oturdum kalktım, dese
yalnız kadın kâfir olur» diyor.Burada da iki farklı hüküm var.Birincisi bundan dolayı küfre girmelerine sebep nedir acaba, ikincisi ikinci şıkta sadece biri küfre giriyor.sebep ne olabilir acaba?
CEVAP:
A- Birincide kadın kocasını kafirlere benzettiği için küfre girer. Koca da buna rıza anlamında “bugüne kadar mecusilerle oturdum kalktım.” derse koca da kafir olur.
B- Koca, “bugüne kadar mecusilerle oturdum kalktım.” sözünü rıza anlamında söylememişse sadece kadın küfre girmiş olur.
Hocam vaizin küfrünü duydu bunu kesinlikle onaylamiyor tasvip etmiyor rızada gostermiyor ama orda ona bişi demiyor veya yapmiyor diye küfre rızamı olur
Vaizin küfrünü anlayabilecek kadar ilim sahibi birisi orada müdahale etmesi gerekir.
Selamun aleykum kurban feyz hırsızlığı diye bişey varmış, adetullaha ters değilmidir yaptıkları adam o kadar namaz kılsın,zikir çeksin,rabıta yapsın,teheccüde kalksın o da gelip seni soysun.Bu istidraç mukabilinde mi ? Böyle sofilik mi olur, beni soyamazlar 1 tane aslan var diyince gülüyorlar.Adalet neresinde bunu yapanların ha bakkaldan birşey çalmışın ha feyz hırsızlığı, kafam karıştı.Aydınlatın inş.
Aleykümselam.
Feyz hırsızlığı diye bir şey yoktur Tamamen uydurma bir söylentidir.
Böyle bir şeyi söyleyenler ya seninle alay ediyorlar ya da o adamlar çok cahil insanlardır.
Allah mutlak adalet sahibidir.
Ayeti kerimede “Herkese ancak çalışmanın karşılığı vardır” buyurmaktadır.
Öyle bir şeyi iddia edenler bu ayeti inkar etmiş olurlar dinden çıkarlar da haberleri olmaz.
Selamun Aleyküm.
Gün içerisinde aklıma gelen ama “aman yanlış bişi demiyim” mantiğiyla sustuğum bazı konular var bunlari artik oğrenmek istiyorum.
1)Maalesef Cocukluk döneminde gençlik döneminde düştük bilgisayar oyun tuzağina eve hapsolduk pijamaya aliştik o sebepten.
Demem oki Dışarida pijama giymenin hükmü geniş pijama dar pijama vs.
2)Allahu Teala Cennettte Kullarina gözükücek Ama biz zaman mekan veya herhangi bir şekilden münezzeh şekilde ne görücez .(tabi cennet nasip olursa)
3)Kurandaki bazi ayetlerin veya efendimizin hadislerinin farkli manalar içermesi dolayisiyla mesela şia mutezile ehli sünnet farklı yorumlarin çikmasi yani demem oki Allahin bu detayi yaratmasi insanlari imtihandir dimi hangisi dogrudan sapmıcak gibi?
4)Bu sorum tarih ve din kapsıyor(Sitenizin açılıminda tarih yazısıni görünce demekki onla alakalida bilginiz var diye soruyorum)
Ecdadda bir gecede 10 15 çoçuğun bebeğin vs.boğdurulmasinin şeriat bakimindan değerlendirirmisiniz aslinda biraz biliyorum ama bunlari bebekkenmi boğdurtmak lazim gelir illa.
5)Ben Üniversite okuyorum.
Burda ciddi manada sıkıldığım oluyor aile özlemi vs. Bu sıkıntıların günahlara kefaret olma durumu olabilirmi ben sonuçta meslek sahibi olmak için burdayim oda Allahin emri çalışmamiz yani, ama ben bu işlemi gerçekleştirirken sıkıntılar yaşiyorum daraliyorum bazen.
Aleykümselam.
1) Geniş yani bol pijama giymenin dini hükmü caizdir. Ama örfe göre sokakta pijama ile dolaşmak ayıptır. Dinen emir veya sünnet veya haram veya mekruh olmayan konularda örfe uymak gerekir.
2) Allahu Teala zamandan ve mekandan münezzehtir. Cennette de şekilden, mekandan münezzeh olarak görülecektir.
3) Evet imtihandır.
4) O onuda o zamanın şeyhülislamı fetva vermiş lakin o fetvalar doğru değildir. Onlar iyi niyetle yapılan günahlardır. Hiç suç işlemeyen bir kimseyi bu ileride suç işleyecek diye öldürtmek doğru değildir.
5) Peygamberimiz, müminin ayağına diken batsa o dahi günahına kefarettir buyurmaktadır.
Selamun Aleyküm size soru sormuştum cevap verdiniz ama ne kastettiğini anlamadım baya aşağilarda kaldi bende buraya yazayim dedim.
Sırf oyun için ise öyle bir yazılımı seçmek doğru olmaz. Ama karışık paket ise zarurete binaen o paketi indirmeniz caiz olur. Ama buna karşın o tür küfür alameti oyunu oynamanız küfre sebep olur.
Burdakı karışık paketten kasıt nedir mesela twitterda spor dünyasini takip ediyorum ben bu zarurete binaen caizdir denilirmi
Spor dünyası zaruret değildir. Onu TV’den de izleyebilirsin. O sebeple içeriğinde küfür alameti bulunana bir paketi sırf spor için indirmek helal olmaz.
Hocam fetva kaynağiniz nedir bu yaratmak kelimesiyle alakali küfür fetvasini veren dinimizislama bile bu konuyu sordum küfre girmessin dedi.
Şimdi diyanet işleri sorularlaislamiyet onlarada sordum onlarda öyle dicek %99.
Yani demem oki beni yanliş anlamayin ama mesela 10 kişiden 9u küfür değil diyor siz küfür ozaman siz olsaniz ne yaparsiniz ben burda çoğunluğa uysam küfre girermiyim
Siz bu konu üzerinde niçin yanlış üzerinde ısrar edip duruyorsunuz?
Birde fetva kaynağımızı soruyorsunuz. Fetva kaynağımız Ehli Sünnet alimlerinin Kuran ve Hadislere dayanarak verdiği fetvalar kapsamındadır.
Anlaşılan şu ki sizin yazılarımızı okumadığınız gayet barizdir.
Bir de diyorsunuz ki Dinimiz İslam sitesi de caiz dedi diyorsunuz. Doğru söylemediğinizin işte delili:
Dinimiz İslam Sitesinin kulların yarattım demesi hakkındaki yazısı:
Süal:
Reformcu yazar, (Yaratıcı insan, yaratıcı akıl ve yaratıcı düşünce) tabirlerine yer veriyor.
CEVAP
Eğer Kur’an ve Sünnet esas alınsaydı, böyle dine aykırı tabirler kullanılmazdı.
Yaratmak, yoktan var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Bir âyet-i kerime meali:
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Sure-i Saffat, Âyet; 96]
Yazar, âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri ve bunları açıklayan hakiki İslam âlimlerini esas almadığı için, böyle yanlış üstüne yanlışlar yapıyor.
http://www.dinimizislam.com
O siteye girin mail fetva hattina benim sorumu yazın ne diceklerini kendiniz görün.
Küfre girmessin dediler maillerin fotoğraflarinida atabilirim.
2.si ben size doğruyu söylüyörum siz işte delili diyerek beni yalanci çikariyorsunuz halbuki benim niyetim sizin iyiliğinizdi
Dinimiz İslam Sitesi muteber bir ehli sünnet sitesidir. Sizin oradan aldığınızı iddia ettiğiniz yaratma mevzusundaki fetva, o sitenin ana sayfasındaki Yaratma ile alakalı yazıyla çelişmektedir. Biz sizin iddianıza değil, o sitenin ana yazısına itibar ederiz.
Dinimizi doğru anlamak ve sırat-ı müstekîme uymak istiyorsanız insanların bir şey hakkında, “Falan adam şunu yarattı, ben falan şeyi yarattım, yaratıyorum” gibi sözleri çirkin bulunuz ve siz de kullanmayınız.
Bu konuda da başka soru sormayınız.!
Dinimiz İslam Sitesinin (Yaratmak Allah’a mahsustur) yazısına girmek için alttaki linki tıklayınız :
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6487
Hocam iddia felan değil bilakis gerçek size mailide attim görmüşsunuzdur.
Onlar da fetvalarini biliyorlar demekki bu konuda o kelimeleri öyle anliyarak kulllanabileceğimize cevaz veriyorlar yani yaratma kelimesine cevaz vermiyorlar dolayisiyla çelişmez
İslamı nefsimizin kolayına geldiği gibi anlarsak helak oluruz. İddia ettiğiniz gibi o sitenin öyle bir fetvasına rastlamadım. Velev ki olmaz da, olsa bile bizi “insanın yaratıcı olduğunu onaylayan bir fetva bağlamaz. O sitenin yaratma konusundaki net yazısı şudur:
“Yaratmak, yoktan var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Bir âyet-i kerime meali:
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
Yazar, âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri ve bunları açıklayan hakiki İslam âlimlerini esas almadığı için, böyle yanlış üstüne yanlışlar yapıyor.”
Bak ilgili yazının internet adresi:
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=6487
Bir kötülüğün çok insan tarafından işlenmesi onu asla mübah kılmaz.
Misal; “Bu zamanda cinayetler çoğaldı, insanların çoğu kumar oynuyor, çok içki içiliyor, zina yaygınlaştı” diye bu gibi haramlar asla mübah sayılamaz.
Kuranın (mealen): “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96] ayetine rağmen cahillerin, “falan şunu yarattı, ben bunu yarattım” sözleri, asla mazur görülemez.
Yaratmak, yoktan var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Ondan başkasına yaratıcı demek şirktir.
Hocam.bu konu okadar sıkıntılı ki..butun ders ve ders dışı kitaplarda bu kelime var.okulda yaratıcılık geliştirme dersi bile gördük zamanında. Her seferinde napcagimi şaşırıyorum.birilerini uyarmaktan vazgeçtim çünkü yobaz olarak algılıyorlar. ya biz o niyetle soylemiyoruzki niyet onemli diyorlar .artık allah korusun bizi .. tanri kelimesinde de ayni sorun yasaniyor ben soylenmemeli diyorum ama illa gunah mi diyorlar hocam tam olarak hukmu ne mekruh mu haram mi
Büşra hanım bir kötülüğün çok işlenmesi onu asla mübah kılmaz.
Misal; bu zamanda cinayetler çoğaldı, insanların çoğu kumar oynuyor, çok içki içiliyor, zina yaygınlaştı diye bu gibi haramlar asla mübah sayılamaz.
Kuranın (mealen): “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96] ayetine rağmen cahillerin, “falan şunu yarattı, ben bunu yarattım” sözleri, asla mazur görülemez.
Yaratmak, yoktan var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Ondan başkasına yaratıcı demek şirktir.
Onlar “falan şunu yarattı, filan bunu yarattı” deseler de sizler “yapmak” olarak anlayıp okuyunuz. Okuduğunuz kitaplarda insanlar için kullanılan yaratma fiilini, “Ahmed yaptı, Sadık yapıyor” diye okuyunuz. Biz de öyle yapıyoruz.
Tabiki öyle hocam. Tanri kelimesinin allah icin kullanması konusuna değinmediniz .
Büşra hanım, Allah lafzı 99 esmaül-hüsnanın manasını taşır. Allah lafzının karşılığını Tanrı kelimesi ve başka hiçbir kelime asla karşılayamaz. Tanrı kelimesinin karşılığı ilahtır. “Lâ ilahe illa Allah”, Türkçesi; “Allah’tan başka ilah yoktur” demektir. İlah lafzının yerine tanrı lafzını kullanılırsa, (Allah’tan başka Tanrı yoktur) anlamına gelir ki mana bozulma. Ama Allah lafzının yerine tanrı lafzı konulursa şu mana olur: (Tanrıdan başka tanrı yoktur”. Bu manayı bozar.
Tanrı, yani ilah lafzı asla Allah lafzının karşılığı değildir. Bu sebeple Allah’tan başka tanrı yoktur demek caiz olsa da orjinalini bozmamak lazımdır. Tanrı lafzı, evrensel değildir. Onun yerine evrensel olan İlah sözcüğü evrenseldir. Arapça aslını değiştirip de söylenirse başka dilde olan müslümanlar arasındaki iletişim kopukluğu yaşanır.
Hocam anne ve babama karşı çok sinirliyim. Geçmiyor bu sinirim yani onlar bir şey deyince hemen elimde olmadan sinirlenyorum ve bu konuyu aşamıyorum maalesef. Ben 14 yaşında iken liseyi kazandığım için beni istemediğim halde başka bi şehre yolladılar orada yurtta kaldım 4 yıl ama ilk yıllar çok zorlandım kimsem yoktu. yanımda ve beni dogru düzgün arayıp sormadılar en fazla ablam arardı. Derslerimi halimi hatırımı sormak için. Sonra alışmaya başladım aile özlemi yavaş yavaş kayboldu tabi içimdeki aileye düşkünlükte yok olmaya başladı. çünkü öyle sevgi gösterilerek büyütülen biri olmadım.
Üniversiteye başlayınca iyice koptum anne babamdan.. Üniversite bitince memleketime annemin babamın yanına gitmek istemedim açıkçası şöyle gidip bu dualarını alayım yeter olarak gördüm. Şimdi ise anneme bakıyorum beni özlüyor, gel yanımda kal diyor ama istemiyorum artık ve anlaşamıyorum. Sürekli kalbini kırıyorum yanına gidince. Çünkü zamanında anneme dedim anne gerçekten sevgiye ihtiyacım var diye ama gösteremedi bana. Biliyorum içinden seviyor ama gösteremiyor. Şimdi içimde bi yandan sevgi var ama bir yandan sinirliyim engel olamadığım bi sinir maalesef, bir şey dese bile o sinirim ortaya çıkıyor sonra sürekli vicdan azabı yapıyorum bana kırılınca ve bu benim bütün hayatımı ve dini yaşantımı çok fazla etkiliyor. Ne yapmam lazım. Nasıl geçecek bu halim. yaşlandılar ikisi de.
Gül hanım Rabbim bizi ve sizi affetsin. Anne baba hakkı hususunda Allahu Teala çok şiddetli uyarılar yapmıştır. Onlar yaşlandığında “öf” bile demeyi yasaklamaktadır. Peygamberimiz ise, üç kez “burnu yere sürtünsün” dedikten sonra ashab “O kimdir ey Allahın Rasulü?” diye sorarlar. Rasulullah, “Anne babası yaşlandığında onların duasını alamayan kimse” buyurmuştur.
Benim babam da bana sizin anlattıklarınızdan çok daha kötü davranmıştır. Ama yaşlanıp felç olduktan sonra bakımı bize kalmıştır. Onu incitmemek için daima Allaha sığındım ve şükürler olsun duasını almak nasip oldu.
Yine ashabtan bir genç hastalanır ve her şeyi konuştuğu halde kelime-i şehadeti söyleyemez olur. Durum Peygamberimize anlatılır. O da onun anne babası ile arasının nasıl olduğunu sorar. Annesini çok üzdüğünü söylerler. Rasulullah gencin annesini çağırtır. Annesinden helallik aldıktan sonra gencin dili çözülür ve son nefeste kelimei şehadeti söyleyerek ruhunu teslim eder.
İnanın sizin şu andaki kızgınlığınız şeytandandır. Onlar her ne yaptılarsa onları unutun hiç olmamış gibi düşünün siz kazanırsınız.
Bazı insanlar sevgilerini gösteremezler. Onları mazur görünüz. Onların sana olan sevgisini anlamak istiyorsanız sizin çocuklarınıza olan şefkat ve merhametinize bakınız.
İkon ne demek? İkon demek günah mı?
Kullandigimiz isaretler,whatsapp emojileri,bilgisayardaki sembollerede ikon diyorlar ancak biz bu anlamda kullanmasak ikon demesek sembol desek gunah midir?
İkon demek kilisye ait bir simgedir. Bunu güzel şeyler için kullanmak küfürdür.
selamunaleyküm hocam
hocam büyük bir sıkıntı içerisindeyim.Sıkıntım beni manevi olarak çok yıpratıyor.Hem ahiretimi hem dünyamı mahvediyor.Durmadan beğenilmeyi övünmeyi herkesin ilgisini görmeyi istiyorum.Hayaller kuruyorum.Boş kuruntularla, hiç olmayacak şeylerle kendimi oyalıyorum.Ders çalışmaktan, ilim öğrenmekten,faydalı işlerle uğraşmaktan beni alıkoyuyor.İş yaparken dahi böyle hayallerle hayatımı sürdüyorum.Kendimi çok boş bir insan olarak görüyorum görüyorum lakin bu huyumdan vazğeçemiyorum.Bana yardım edin bir yol gösterin .Bütün hayatımı kötü yönde etkiliyor hocam.Allah razı olsun sizden
Aleykümselam.
Bilmek gerektir ki övgü Allah’a mahsustur. İblis de övülmek istedi Allah onun boynuna lanet halkasını geçirdi.
Biz insanlar neyimizle övünebilir ki?
Allah bizi idrar yolundan çıkan hakir bir damla meniden yarattı. Şu andaki vücudumuzun hali, kan, irin, yağ ve kemik ve idrar torbasıdır.
Dış görüntüyü bir sivilcenin çıkması bozmaya yeter. Allaha çokça dua et ve Allaha sığın. Dini ilimleri öğren. İlmihal oku. Namazlarını aksatma ve cemaatle kıl.
Muharref tevrat ve incilden söz etmeyiniz. Onları biz ilahi kitap saymıyoruz sayanları da müslüman saymıyoruz.
Kuranın inzalini Allahu Teala 23 yıla yaymıştır. Aklı başında düşünen bir toplum için inzalin 23 yıla yayılması apaçık bir mucizedir.
Neden denilirse?
Çünkü kitabı uyduran veya birisinin yazdırması ile yazan bir yalancı, bu kadar ciddi bir işi 23 yıla yayamaz. 23 yılda nice savaşlar oldu Rasulullaha nice saldırılar suikastler yapıldı. Kitabı uyduran bir adam 23 yıl yaşayacağını nereden bilebilir de kitabının tamamlanmasını 23 yıla yayabilir?
Yalancı birisi kitabı hazırlar öylece ortaya çıkar. Çünkü işin içinde öldürülme veya ani ölümler var. O zaman kitap yarım kalmaz mı?
İnsanlar “bu gerçek Peygamber olsaydı kitap tamamlanıncaya dek yaşaması gerekmez miydi, demezler mi…
Talak Suresi 4. ayetinde geçen “Adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” hususunu açıklar mısınız? İslam’da evlilik yaşı kaçtır?
Tefsir Kaynaklarinda o ifadeden maksat çocuk yaşta olduğundan hayız görmemiş olarak adlandirilmiş.
Tabi burda şeytan devreye giriyor o yaşta biolojik açidan yanlış felan diye ama tabi Allahin hükmü yanliş olacak değil.
Konuyu değerlendirirmisiniz
Konunuz fıkıh sorusudur. Cevap için linki tıklayınız:
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1437
İslamda evlilik yaşı kızların hayzdan sonra erkeklerin ise büluğa erip delikanlılık çağına girmesi ile her ikisinin de akli olgunluğa ermeleri ve dinin emir ve yasaklarını öğrenip iyiyi kötüden ayırma yaşına gelmeleri halinde evlenebilirler. Bu durum coğrafya ve genetik ve irsi duruma göre değişebilir.
Selamunaleyküm bekir hocam hocam bazı ağır abiler var ağır abilikte çok aşırıya giden mesela kötü insanları örnek hırsız tecavüzcü gaspcı adam öldüren adamları bir yerlerde ya başı yada adamları tutup ibretlik olsun diye dövüyorlar bunlar xxxxxi onu takip edenleri hepsi silh bıçakla yaşasın reisimiz ateş açmalar havalar yani bunlar hem islamdan bahsediyor hemde adelete bırakmadan insanları cezalandırıyor ve hatta şiiddete teşvik ediyor gençleri ama dillerinden allah lafzı allahı ismini büyük yazmlar odalarında allah muhammed lafızları eksik olmuyor bunların dini anlayışı ve böyle şeyleri odalarında bulundurmalarında sakınca varmıdır?
Aleykümselam.
Suçlu insanları cezalandırmak yasalara verilmiştir. Kimse kendi kendine infaz memurluğu yapamaz. Onların yaptıkları yanlıştır. Onlar İslamı da tam yaşamayan kimselerdir. Kendileri benzeri kötülükleri yapıp insanlara ceza keserek bir iş yaptıklarını sanırlar. Tövbe etmezlerse böylelerinin yeri cehennemdir elbetteki.
Sayfanın yöneticisi değişti mi acaba?
Bekir hocam vardı o mu yönetiyor hala?
Sinem hanım İslam Dergisi sitemizin ve sayfamızın yöneticisi değişmedi. Yani Bekir Abdullah Hoca görevine devam ediyor elhamdülillah.
Hocam altta bi soru vardı Peygamber efendimizin namaz kılarken önünden geçen çocuğa ettiği beddua ile ilgili. Ben bu soruyu daha önce sormuştum o hadis sahih değil, peygamberimizi kotulemek amaclari demişti Bekir hocam.. Şimdi sorunun cevabına bi link bırakmışsınız yani böyle bi hadis var mı kafam karıştı
Kafirler Peygamberimiz namaz kılarken aklı iyiliğe ve kötülüğe eren yetişkin bir kafir çocuğunu Rasulullahın üzerine gönderiyorlar. O çocuk Rasulullahın namazı ile alay ediyor ve namazını bozmak istiyor. Rasulullah da o çocuğun ayaklarının tutmaması için dua ediyor ve çocuğun orada ayakları tutmaz oluyor.
Peygamberimiz, “O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir”. ( Sure-i Necm Âyet:3,4) ayetleri gereğince kendiliğinden bir şey söylemez. O bedduayı yapmasını Allahu Teala emretmiştir o da yapmıştır.